Archive for Şubat, 2011



20 Şubat, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon 20 Şubat Dünya Sosyal Adalet Günü vesilesiyle bir mesaj yayınladı.

Ban, sosyal adaletin sadece etik açıdan bir zorunluluk olmadığını, ulusal istikrar ve küresel refahın temelini teşkil ettiğini belirtti.

Fırsat eşitliği, dayanışma ve insan haklarına saygının, ulusların ve halkların tam kapasite üretimlerinin yolunu açan ana unsurlar olduğunu belirten Ban, “Dünya Sosyal Adalet Günü, insan onuru ve firsat eşitliği gibi evrensel değerlere anlam kazandırmak için ülkelerin somut adımlar atmaya davet edildiği bir gündür. Bu yıl ki kutlamaların merkezinde ise, daha adil, daha kucaklayıcı ve eşit toplumların oluşmasında hayati önem taşıyan, herkes için sosyal güvenliğin sağlanması teması bulunuyor” dedi.

Küresel ekonomik durgunluğun, krizin başladığı tarihten bu yana işlerini kaybeden on milyonlarca kişi tarafından hala hissedildiği bir dönemde herkes için sosyal güvenliğin sağlanmasının daha da önem kazandığını belirten Genel Sekreter, bu nedenle Birleşmiş Milletler sisteminin sosyal güvenlik katmanı oluşturmak için çalıştığını belirtti. Ban, bu çalışmanın, temel sosyal hizmetlere ulaşılması, insanlara kendi ekmeklerini kazanmalarına imkan sağlayacak becerileri edinme imkanı tanınması ve yoksul, savunmasız ve dışlanmış kesimlerin daha iyi korunması için yapıldığını söyledi.

Dünya nüfusunun yüzde 80’inin sosyal güvenlikten yeterli derecede yararlanamadığını, bu konuda özellikle kadınların en fazla sıkıntıyı çektiğini ifade eden Ban, “Sosyal güvenlik katmanı oluşturma amacı gayet açıktır: Hiçkimse belli bir gelir seviyesinin altında yaşamamalıdır ve herkes su, kanalizasyon, sağlık ve eğitim gibi temel kamu hizmetlerine ulaşabilmelidir” dedi.

Genel Sekreter, sayısız çalışmanın, söz konusu küresel sosyal güvenlik katmanının mali açıdan kurulabilir olduğunu gösterdiğini, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından hazırlanan raporda gelişmekte olan ülkelerde insanların yaşamlarında gerçek anlamda olumlu değişiklikler yaşanmasını sağlayan 18 yaratıcı sosyal güvenlik politikasının incelendiğini belirtti. Ban, Sosyal Kalkınma Komisyonunun son oturumunda üye devletlerin, sosyal güvenlik politikalarının, eşitsizliklerin azaltılması ve Binyıl Kalkınma Hedeflerine ulaşılması için de gerekli olduğu görüşünde birleştiğini söyledi.

“Tüm bunlar yapılırken, bir yandan da dini, etnik veya ekonomik statüsü nedeniyle insanların onurlu bir yaşam sürmesini engelleyen ayrımcılık güçlerine karşı da sağlam duruşumuzu sürdürmeliyiz” diyen Ban, herkesi kuçaklayacak ve insan onuruna yakışır iş imkanlarının artırılması için hızla harekete geçilmesi gerektiğini vurguladı.

Ban mesajına, “Sosyal adalet arayışımız, hakça paylaşımın olduğu bir büyümenin sağlanması ve sosyal huzursuzluk riskinin en aza indirilmesi için hayati önem taşıyor. Hepbirlikte bu hedefe ulaşmak için çaba harcayalım ve sürdürülebilir kalkınma çabalarımızın, beraberinde sosyal adaleti de getirmesini garanti altına alalım” diyerek son verdi.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Reklamlar

14 Şubat, Ankara – Küresel gıda fiyatları Ocak ayında bir kez daha rekor seviyelere yükseldi. Yedi aydır artış gösteren gıda fiyatlarının yakın bir tarihte düşmesi de beklenmiyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yayınlanan Gıda Fiyatları İndeksine göre Aralık ayındaki artış yüzde 3,4 olarak belirlendi. Et fiyatları haricinde tüm gıda fiyatlarında artış yaşandığı görüldü.

FAO, son rakamların gıda fiyatlarındaki artışın hız kesmeden devam ettiğini gösterdiğini, bu durumdan da en çok ithalata dayalı yoksul ülkeler ile gelirinin büyük bölümünü gıda giderlerine harcamak zorunda kalan yoksul halkın olumsuz etkilendiğini vurguladı.

FAO, bazı ülkelerde tarımdan elde edilen hasatın artmış olmasının iyi bir gelişme olarak görüldüğünü, bu sayede söz konusu ülkelerin küresel fiyat artışından fazla etkilenmediğini belirtti.

FAO geçtiğimiz yıl uluslararası gıda ithalatı için harcanan paranın 1 trilyon ABD Dolarını aşabileceği uyarısında bulunmuştu. FAO ayrıca belli tarım ürünlerinin üretimine ağırlık verilmemesi halinde durumun daha da ciddi bir hal alabileceği uyarısında bulunmuştu.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE


Dünya Bankası’nın 2011 Uluslararası Deneme Yarışması, gençleri genç göçü ile ilgili fırsatlar, zorluklar ve sonuçlar hakkındaki görüşlerini paylaşmaya davet etmektedir. Yarışmaya 18 ile 25 yaş arası öğrenciler ve aynı zamanda öğrenci olmayan gençler katılabilecek olup, göçün (hem uluslararası hem yurt içi, hem göç veren hem de göç alan ülke perspektifinden) gençlik üzerindeki etkileri ile ilgili yazacakları bir denemeyi veya kaydedecekleri video çekimini sunabileceklerdir. Kazanan yarışmacılara Mayıs ayında Paris’te gerçekleştirilecek olan ABCDE konferansında para ödülü verilecektir.

Son Teslim Tarihi: 17 Mart 2011.

Genç Göçü

Gençler sürekli hareket halindedir. Ulaşımdaki gelişmeler, teknolojik gelişmeler, ve artan uluslararası ticaret ile işsizlik, savaş, sağlık ve ekonomik zorluklar gibi sorunlar, daha fazla gencin iş, eğitim ve daha iyi yaşam kalitesi arayışı içerisinde ulusal sınırlar içinde veya dışında göç etmelerine yol açmaktadır. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tüm göçmenlerin yaklaşık üçte birinin 15-30 yaş arası gençlerden oluştuğunu tahmin etmektedir.

Neredeyse tüm gençler göçten bir şekilde etkilenmektedir. Bazılarının kendisi göçmendir veya yurt dışına veya kendi ülkeleri içinde başka bir yere göç etmeyi düşünmektedir. Bazıları arkadaşlarının veya aile fertlerinin ayrılması sebebiyle göçten etkilenmektedir. Göç alan ülkelerde yaşayan bazıları ise kendilerini ülkelerindeki göç ve entegrasyon politikaları ile ilgili tartışmaların içinde bulmakta ve yeni göçmenler ile bir arada yaşamak durumunda kalabilmektedir. Gençler göç olgusundaki temel paydaşlardır; ancak gençler uluslararası göç politikaları ve göçün kalkınma üzerindeki etkileri ile ilgili tartışmalarda büyük ölçüde yer almamaktadır.

Dünya Bankası 2011 Uluslararası Deneme Yarışması; genç göçü ile ilgili fırsatlar, zorluklar ve sonuçlar hakkındaki görüşlerinizi duymayı amaçlamaktadır.

Denemenizde/videonuzda ele alacağınız sorular şunlardır:

1.
Göç (hem iç göç hem dış göç, hem göç veren hem de göç alan ülke perspektifinden) sizi, ailenizi, içinde yaşadığınız topluluğu veya ülkenizi nasıl etkiledi?
2.
Göçün faydalarını (gençler için daha fazla fırsat, göçmen işçilerin ülkelerine gönderdikleri döviz) ve risklerini (beyin göçü, yasadışı göç ve genç göçmenlerin suistimali) nasıl algılıyorsunuz?
3.
Gittikleri ülkelerde ve kendi ülkelerinde genç göçmenlerin fırsatlarının çoğaltılması için ne gibi önlemler alınmasını tavsiye edersiniz?

Mümkün olduğunca kendi kişisel deneyimlerinizi esas almanızı ve göçün gençler içim en faydalı olacak bir şekilde yönetilebilmesi için kendi yaratıcı çözümlerinizi sunmak üzerinde odaklanmanızı öneriyoruz. Bu denemeyi yazabilmek için kendinizin göçmen olması gerekmiyor; ülkenize göç eden, ülkenizden başka bir ülkeye göç eden veya ülkeniz içinde göç eden arkadaşlarınızın , aile fertlerinizin veya başkalarının deneyimlerinden bahsedebilirsiniz. Göç çok boyutlu bir konu olduğundan dolayı, göç ile en fazla ilgili olduğunu düşündüğünüz hususu ele almaktan çekinmeyin. Örneğin;

* Köyden kente göç
* Uluslararası göç politikası
* Diasporaların rolü
* Zorunlu göç
* Göçmenlerin entegrasyonu
* Göç ve kalkınma
* Göçmen işçilerin ülkelerine gönderdikleri döviz
* Beceri göçü / beyin göçü

Nasıl teslim edebilirsiniz?

Deneme Yarışması teslim süreci tamamen internet tabanlıdır.

Bir başvuru formunu doldurmanız ve denemenizi eklemeniz gerekmektedir.

Bir video teslim etmek için ise, öncelikle bir YouTube hesabı oluşturmanız ve çalışmanızı YouTube web sitesine yüklemeniz gerekmektedir. Ayrıca, Deneme Yarışmasının web sitesi yoluyla bir form teslim ederek çalışmanızı tanımlamanız gerekmektedir. Video teslim sürecinin ayrıntıları

E-posta veya posta yoluyla sunulan çalışmalar kabul edilmeyecektir.

Daha fazla bilgi için aşağıdaki linki tıklayınız. www.essaycompetition.org
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

4 Şubat, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – BM Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yayınlanan yeni bir rapora göre haftada ikibuçuk saat süreyle yapılacak hafif bir egzersiz göğüs ve kolon kanseri riskininin azaltılmasına yardımcı oluyor.

DSÖ tarafından 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle yayınlanan Sağlık için Egzersiz Tavsiyeleri başlıklı raporun açıklandığı toplantıda DSÖ Başkan Yardımcısı Ala Alwan egzersizin bazı kanser türlerinin önlenmesinde önemli bir rol oynadığını söyledi. Alwan, dünya nüfusunun yüzde 31’inin sürdürdüğü egzersizden yoksun hayat tarzının dünya genelinde ölüm nedenleri arasında dördüncü sırada yer aldığını söyledi.

DSÖ verilerine göre, dünya genelinde kardiovasküler hastalıklardan sonra ikinci en büyük ölüm nedenini kanser teşkil ediyor. 2008 yılında 460 bin kadın gögüs kanserinden, 610 bin kadın ve erkek ise kolorektal kanserinden dolayı yaşamını yitirdi.

DSÖ raporunda, 18 ve üstü yaş grubundaki kişilerin haftada 150 dakika süreyle orta yoğunlukta egzersiz yapmalarının gögüs ve kolon kanseri, diyabet ve kalp gibi bulaşıcı olmayan hastalık riskinin azaltılmasında önemli rol oynadığı vurgulanıyor.

5-17 yaş grubundaki gençlerin ise haftada en az bir saat süreyle orta ya da ağır yoğunlukta egzersiz yapmaları daha sağlıklı olmalarını sağlıyor, söz konusu hastalıklara yakalanma risklerini azaltıyor.

DSÖ, egzersizden yoksun bir yaşamın dünya genelinde yılda 3,2 milyon kişinin ölmesine, 60 yaş altında 670 bin kişinin erken ölümüne, diyabet ve bazı kalp rahatsızlıklarının yüzde 30’una neden olduğunu belirtiyor.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE


2 Şubat, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – Ormanların insanlık için önemini vurgulamak amacıyla 2011 Uluslararası Orman Yılı olarak kutlanıyor. Yıl boyunca ormanların iklim değişikliğine uyum için oynadağı rol, ilaç ve geçim kaynağı olarak insanlığa sağladığı katkılar ön plana çıkarılacak, “İnsanlar için Ormanlar” teması işlenecek.

BM Genel Merkezinde bugün yapılan törenlerle Uluslararası Orman Yılı etkinlikleri de resmen başlatıldı.

Dünya genelinde 1,6 milyar insan geçimlerini ormanlardan sağlıyor. Yaklaşık 60 milyon yerel halk için ise ormanlar vatan anlamına geliyor.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, yıl boyunca gerçekleştirilecek faaliyetler sayesinde ormanların insanlık için ne kadar değerli olduğu, ormanları yitirmenin yaratabileceği olağan üstü toplumsal, ekonomik ve çevre sorunlarının vurgulanacağını belirtti.

BM Gıda ve Tarım Örgütü tarafından her iki yılda bir yayınlanan “Dünya Ormanlarının Durumu” raporu da bugün açıklandı. Raporda ormanların dünya yüzeyinin yaklaşık yüzde 31’ini, yani 4 milyon hektarlık bir alanı kapsadığı belirtiliyor.

Raporda orman endüstrisinin “yeşil” ekonominin önemli bir parçası olduğu da vurgulanıyor.

Uluslararası Orman Yılı Türkiye’de de Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaya başlandı.

BM Genel Kurulu ormanların yönetimi, muhafazası ve sürdürülebilir gelişimi konularında küresel farkındalığın geliştirilmesi için geçtiğimiz dönemde aldığı bir kararla 2011’i Uluslararası Orman Yılı olarak ilan etmişti.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE


1 Şubat, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – Dinlerarası Uyum Haftasının ilki bu yıl 1-7 Şubat tarihleri arasında kutlanıyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon konuya ilişkin olarak yayınladığı mesajında, Dinlerarası Uyum Haftasının, küresel ilginin, farklı dinler ve inançtan insanlar arasında karşılıklı saygı ve anlayışı geliştirmek için dünyanın dört bir yanında çaba harcayan dini liderler, dinlerarası hareketler ve bireyler üzerinde yoğunlaşması için bir fırsat teşkil etmesini umduğunu söyledi. Ban, bu grupların Birleşmiş Milletler’in barış için yürüttüğü çabaların ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun tüm ülkelerden Şubat ayının ilk haftasını camilerde, kiliselerde, sinagoglarda, tapınaklarda ve diğer ibadet mekanlarında, herkesin inancı doğrultusunda dinlerarası uyum ve iyiniyet mesajları vermeye davet ettiğini hatırlatan Ban, çok kültürlülük ve barışcıl diyaloga saygının, insanlığın, ortak tehlikelere karşı durabilmek ve ortak fırsatlardan yararlanabilmek amacıyla oluşturması gereken küresel işbirliğinin temelini teşkil ettiğini söyledi.

Genel Sekreter Devletlerin, sivil toplumun ve diğer aktörlerin, cemiyetler ve bireyler arasında güveni inşa etme çabalarının, Medeniyetler İttifakı’ndan dünya genelinde insan haklarının korunmasına, sosyal ahengin geliştirilmesine ve barış kültürünün oluşturulmasına kadar birçok Birleşmiş Milletler girişiminin de merkezinde yer aldığı söyledi.

Ban, mesajına, çoğu zaman insanları bölen gerginlikler ve yanlış anlamaları aşmak için tüm dinlerden insanlarla birlikte çalışmaya ve herkesin saygı gördüğü bir yolda ilerlemeye devam edeceğini vurgulayarak son verdi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

28 Ocak, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – Son dönemde bir çok ülke ekonomisinde görülen iyileşmeye rağmen, son üç yıldır rekor seviyelere ulaşan işsizlik oranlarının 2011 yılında da azalması beklenmiyor. Birleşmiş Milletler Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), sorunun çözümü için istihdam yaratıcı uzun vadeli politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

ILO tarafından yayınlanan “2011 Küresel İstihdam Eğilimleri” başlıklı raporda, gelişmiş ekonomilerin mali açıklarını istihdam sorununa çözüm bulmadan kapatmaya çalışmalarının durumu daha da ağırlaştıracağına dikkat çekiliyor.

Raporun tanıtıldığı basın toplantısında bir konuşma yapan ILO Başkanı Juan Somavia, dünyanın değişik bölgelerinde istihdam alanında iyileşmenin farklılıklar gösterdiğini, ancak, ekonomik durgunluğun insanların hayatları üzerinde yarattığı tahribatın hala her yerde varlığını aynı şiddette sürdürdüğünü belirtti. Somavia işsizlik oranlarının 2009’dan bu yana değişmediğini ve 2010 yılında da 205 milyon olarak kayıtlara geçtiğini söyledi. Bu rakamlara göre küresel ekonomik krizin başlamasından bu yana dünya genelinde 27,6 milyon kişi işini kaybetti.

ILO tahminlerine göre küresel işsizlik oranı 2011 yılında yüzde 6,1 seviyesine gelecek. Bu da isşizlerin sayısının 203,3 milyon olacağını gösteriyor. İstihdam alanında yaşananlar da bölgeden bölgeye farklılıklar gösteriyor. Gelişmiş ülkelerde işsizlik oranı yüksek ve insanların iş bulma ümidi azken, gelişmekte olan ülkelerde kırılgan istihdam, yani iş güvenliğinin neredeyse olmadığı koşullarda çalışmak zorunda kalınması ve ücretlerin insanların geçinmesine yetmeyecek derecede düşük olması gibi sorunlar çözüm bekliyor.
Küresel ekonomik göstergelerdeki iyileşme ile istihdam alanında yaşananlar taban tabana zıt bir durum oluşturuyor.

Küresel genç işsiz sayısı 2007 krizi öncesi 73,5 milyon olarak kaydedilmiş iken bu rakam 2009 yılında 80, 2010 yılında ise 78 milyon olarak belirlendi. 15-24 yaş grubunun tüm işsizler içindeki yüzdesi ise 12,6 oldu, yani yetişkinlere nazaran gençlerin işsiz kalma ihtimali yüzde 2,6 oranında arttı.

ILO rakamlarına göre 2007-2010 döneminde görülen küresel işsizliğin yüzde 55’i gelişmiş ülkeler ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşandı. Söz konusu ülkeler küresel istihdamın sadece yüzde 15’ini oluşturuyor. Brezilya, Kazakistan, Sri Lanka, Tayland ve Uruguay gibi gelişmekte olan ekonomilerde ise işsizlik oranların 2007 krizi öncesi rakamlarının dahi altına indi.

Güneydoğu Asya ve Pasifik bölgesinde işsizlik oranları yükselmezken, kırılgan istihdamda büyük artış yaşandı. Söz konusu bölgede 2007 yılında 5,4 milyon olan kırılgan istihdam sayısı 2009 yılında 173,7 milyona yükseldi.

Latin Amerika ve Karayipler’de istihdam çabuk toparlandı ancak kırılgan istihdam oranlarında artış görüldü.

Orta ve Güneydoğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği ülkelerinde 2009 yılında yüzde 10,4 ile zirve yapan işsizlik oranları 2010 yılında yüzde 9,6’ya geriledi.

Küresel olarak baktığımızda, 1,53 milyar kişinin yani istihdam edilmiş her iki kişiden birinin iş güvenliğinden yoksun çalıştığı görülüyor.

25 Ocak tarihinde Cenevre’de açıklanan Raporda, küresel ekonominin güçlü ve sürdürülebilir bir şekilde iyileştirilebilmesi için sadece mali önlem alınmasının yeterli olmayacağı, iş güvenliğinin de olduğu istihdam imkanlarının yaratılıp bunların devamının sağlanmasının şart olduğu belirtiliyor.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE


Kars Âşıklar Kültür Evi “Doğu Anadolu’da Kültür Turizmi için İttifaklar Birleşmiş Milletler Ortak Programı ve Kars Belediyesi işbirliğiyle 17 Ocak 2011 tarihinde Hizmete Girdi

Âşıklık geleneğini Türkiye’de en canlı yaşatan illerin başında gelen Kars’ta Âşıklar Doğu Anadolu’da Kültür Turizmi İçin İttifaklar Birleşmiş Milletler (BM) Ortak Programı ve Kars Belediyesi’nin işbirliği ile kendilerine tahsis edilmiş bir Âşıklar Kültür Evi’nde kavuştular.

2009 yılı içinde UNESCO’nun İnsanlığın Ortak Kültürel Mirası olarak ilan ettiği Âşıklık Geleneği; Türkiye’nin zengin kültürel mirasının da çok önemli bir parçasını oluşturuyor. Kars’ta kültür turizmini harekete geçirmek amacıyla çeşitli faaliyetler yürüten BM Ortak Programı bu faaliyetler kapsamında, ilin somut olmayan kültürel mirasının korunması ve sürdürülmesine yönelik çalışmaların gerçekleşmesine katkıda bulundu; uluslararası Aşıklar Festivali, yerel Aşıkların eserlerinin yer aldığı bir albüm CD’si , geleneksel enstrümanlar olan “saz” ve “tar” yapım ve icra eğitimi, son olarak da, yakın zamanda açılışı yapılan Çobanoğlu Aşıklar Derneğine tahsis edilen Kültür Evi’nin bu geleneğin yaşatılması ve tanıtılmasına katkıda bulunmak amacıyla hizmete girmesi. Bu kapsamda, Kars Belediyesi ile bir işbirliğine giden BM Ortak Programı, Kars şehir merkezinde bulunan Namık Kemal Evi’nin Âşıklar Kültür Evi olarak hizmete girmesini sağladı.

BM Ortak Programı kapsamında Kars’ı ziyaret etmekte olan BM Türkiye Mukim Koordinatörü Shahid Najam, Kars Vali Yardımcısı Murat Demirci, İspanya Büyükelçiliği Müsteşarı Carlos Ruiz Gonzales, Kars Belediye Başkanı Nevzat Bozkuş, Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Yazar, UNICEF Türkiye Temsilcisi Ayman Abulaban ve UNESCO Venedik Ofisi görevlisi Program Uzmanı Matteo Rosati’nin katılımıyla gerçekleşen törende Murat Çobanoğlu Âşıkları Koruma Derneği Başkanı Mahmut Karadaş da bir konuşma yaptı ve tüm Âşıklar adına mutluluklarını dile getirdi. “Bugüne kadar öksüz çocuklar gibiydik, ama artık bir evimiz var” diyen Karadaş, Âşıklar Kültür Evi’nin hizmete girmesiyle Âşıklar olarak bir araya gelip sanatlarını düzenli olarak icra edebilecekleri bir mekanlarının olması hayalinin nihayet gerçeğe dönüştüğünü belirtti. Kurdelenin kesilmesinin ardından Kültür Evi’ni gezen katılımcılar, Âşıkların gerçekleştirdiği performansı da keyifle izlediler. Açılış töreni Âşıklar Kültür Evi’nin açılışına emeği geçenlere plaket verilmesi ile sona erdi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler Ortak Programı kapsamında Kars Müzesi içinde oluşturulan Çocuk Müze Odası 17 Ocak 2011 Pazartesi günü yapılan bir törenle hizmete girdi. Açılışı gerçekleştiren BM Türkiye Mukim Koordinatörü Shahid Najam, UNICEF Türkiye Temsilcisi Ayman Abulaban ve İspanya Büyükelçiliği Müsteşarı Carlos Ruiz törenin bir parçası olarak gerçekleştirilen müze eğitiminde de çocuklara katıldılar.
Açılış töreninde söz alan Kars Çocuk Hakları Komitesi üyesi ve Müze Eğitimcileri Büşra Karaman ve Kürşat Koç, ”2010 Nisan ayı içersinde Ankara Üniversitesi’nde Müze Eğitici Programına katıldık. Daha sonra ilimizde bulunan arkadaşlarımıza eğitim vermeğe başladık. Daha öncede çocuk hakları hakkında eğitimler vermiştik. Artık müzeler bizim için eğlenceli bir hale geldi. Bundan sonra müzemizde hem eğlenip hem öğreneceğiz aynı zamanda da keşfetmiş olacağız. Bu oda sayesinde birbirimizi tanıma fırsatı da bulacağız. Böylece daha çok arkadaşımızla ilimizin tarihi hakkında bilgi sahibi olacağız. Çocuk hakları sözleşmesi ile biz çocuklara verilen haklardan birisi olan katılma hakkını farklı şekilde kullanma hakkını bizlere verdiğiniz ve çocuk müze odasını ilimizde kazandırdığınız için sizlere teşekkür ediyoruz.” dediler.
Kars ilinde kültür turizmini harekete geçirmek amacıyla faaliyetler yürüten Doğu Anadolu’da Kültür Turizmi İçin İttifaklar BM Ortak Programı kapsamında çocuklarda kültür mirası bilincini yerleştirmek ve müze algısının pozitif yönde geliştirilmek için bir Müze Eğitimi Programı geliştirildi. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kültür ve Turizm Bakanlığı işbirliği ile geliştirilen bu Müze Eğitimi Programı bugüne kadar Ankara, İstanbul, Erzurum, Kars, Erzincan, Sivas ve Kayseri illerinde uygulandı. Eskişehir ve Erzurum’da gerçekleşecek yeni müze eğitimlerinin ardından Mart ayında da Erzurum Çocuk Müze Odası hizmete açılacak.

Son Düzenleme: 25-01-2011
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

27 Ocak, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon 27 Ocak Uluslararası Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü vesilesiyle bir mesaj yayınladı.

Ban, Uluslararası topluluğun Yahudi Soykırımı kurbanlarını anmak ve herkesin kulak vermesi gereken dersleri yansıtmak için her yıl bu önemli günde biraraya geldiğini söyledi.

Ban, en büyük ve en kötü şöhrete sahip Nazi ölüm kampı olan Auschwitz-Birkenau’nun kurtarılışının yıl dönümünde düzenlenen etkinliklerle, Naziler ve sempatizanları tarafından sistematik olarak öldürülen milyonlarca Yahudinin yanı sıra aynı şekilde hayatını yitiren savaş esirlerinin, siyasi muhaliflerin ve Roman ve Sinti gibi azınlık mensuplarının, eşcinsellerin ve engellilerin de anıldığını belirtti.

Bu yıl, Yahudi Soykırımı sırasında acılar çeken kadınların özellikle saygıyla anıldığını vurgulayan Ban, “Anneler, kız çocukları, kız kardeşler, halalar, teyzeler, onlar hayatlarının geri dönülmez şekilde değiştiğini, ailelerinin bölündüğünü ve geleneklerinin paramparça olduğunu gördüler. Ancak, maruz kaldıkları korkunç ayrımcılık, mahrumiyet ve zulme rağmen, işkencecilerine karşı durmanın bir yolunu hep buldular” dedi.

“Onlar direnişe katıldılar, tehlikede olanların imdadına yetiştiler, gettolara gizlice yiyecek soktular, çocuklarını hayatta tutabilmek için büyük fedakarlıklar yaptılar. Onların cesareti bizim için ilham kaynağı olmayı sürdürüyor” diyen Ban, “Yahudi Soykırımı Kurbanlarını Anma Gününde onlara ve onların bıraktığı mirasa saygımızı gösterelim. Gelin bir daha böyle bir vahşetin yaşanmayacağı bir dünya yaratacağımıza artık söz verelim” çağrısında bulundu.

“Ancak, hepimiz böyle bir geleceğin henüz uzakta olduğunun farkındayız” diyen Ban, “Dünyamızın her bir yanında kadınlar ve kız çocukları şiddete, istismara ve ayrımcılığa katlanmak zorunda kalıyor. Birleşmiş Milletler kendisini onların temel insan haklarını geliştirme ve korumaya adamış bulunuyor” dedi.

Ban mesajına, “Aileler artık Yahudi Soykırımı sırasındakine benzer kötülüklere katlanmak zorunda kalmamalıdır. Ancak birlikte çalışarak soykırımı önleyebilir, suçluların cezasını çekmesini sağlayabiliriz. Yeni nesilleri tarihimizin korkunç kesiti hakkında eğiterek herkesin insanlık onurunu korumaya yardımcı olabiliriz” diyerek son verdi.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE