Ivan Simonovic, İnsan Haklarından Sorumlu BM Genel Sekreter Yardımcısı

Geçtiğimiz hafta Fildişi Sahili’nin Abidjan şehri ve ülkenin batı bölgelerine yaptığım ziyaret esnasında ölümün korkunç yüzünü yakından gördüm. Duekoue şehrinin Carrefour semtinde savaşan taraflardan birine ait terk edilmiş bir alanda derin bir kuyu gözüme çarptı. İçinde ne olduğu görülmüyordu, ancak kuyudan çıkan koku her hangi bir tereddüte mahal bırakmayacak kadar keskindi. Bu kuyu içinde kaç kişinin cesedinin olduğunu tam olarak kimse bilmiyor. Ölülerin bu kuyudan çıkarılması ve kimliklerinin belirlenmesi gibi dehşet verici bir görevin yerine getirilmesi gerekiyor.

Dökülen kanın miktarı ülkenin diğer bölgelerinde de gün yüzüne çıkıyor. Biri 28 Mart’ta yaşanan son iki olayda toplam ölü sayısının 300’ü geçtiği anlaşılıyor. Katliam alanındaki cesetlerin sayısını belirlemek üzere görevlendirilen Faslı genç Barışgücü askerleri ölü sayısının 200 olduğunu ancak yoğun bitki örtüsü ile kaplı ormanlık alanda daha fazla sayıda ceset olabileceğini belirtiyor. Aynı bölgede BM insan hakları heyeti de delil topluyor ve olayların listesini çıkarıyor. Bu çalışmalar sonucu ortaya çıkan resmin siyah-beyaz olmadığı anlaşılıyor. İlk olayın, seçimi kaybeden eski Başkan Laurent Gbagbo’ya bağlı birliklerin, geçen yılki seçimleri kazanan ve ülkenin yasal olarak Başkanı kabul edilen ve Gbagbo’nun rakibi olan Alassane Ouattara’yı destekleyen Dioula etnik grubuna karşı gerçekleştirdiği anlaşılıyor. İkinci olayın ise Ouattara’ya bağlı güçlerin kontrolündeki bölgede Gbagbo’yu destekleyen gruba karşı gerçekleştirildiği görülüyor. Ölülerin hepsinin sivil kıyafet giydiği kayıtlara geçmiş bulunuyor.

Abidjan’da kaç kişinin öldüğünü tam olarak kimse bilmiyor. Fildişi Sahilleri’ndeki BM İnsan Hakları ekibinin başkanı Guillaume Ngefa ölü sayısının büyük ihtimal ile 400’ü geçtiğini söylüyor. Çatışmaların sürüyor olması ve güvenlik riskleri nedeniyle cesetler toplanamıyor. Hastanelerdeki ilaç stokları hızla eriyor, gıda maddeleri yok denecek kadar azalmış bulunuyor. İnsanlar aç ve korkmuş halde. BM Barışgücü, zırhlı araçları kullanarak Laurent Gbabgo’nun başkanlık sarayının yer aldığı Cocody semtindeki çatışmaların ortasında kalan diplomatların ve gazetecilerin tahliyesini sağlıyor. Ancak yerel halkın böyle bir şansı bulunmuyor.

Abidjan’ın merkezi haricinde ülkenin tümüne hakim olan Başkan Ouattara bana etnik şiddetin sona ermesi için elinden ne geliyorsa yapacağını söyledi. Ouattara, gerçekleri araştırma ve uzlaşma komisyonu kuracağını ve etnik kökeni ve siyasi görüşüne bakılmaksızın suç işleyen herkesin adaletin önüne çıkarılacağını belirtiyor. Ouattara, “Uzlaşma istiyorum. Tüm bölgelerin ve etnik grupların temsil edileceği bir hükümet kuracağım” diyor.

İhtilafın başladığı 2002 yılından bu yana işlenen suçlar daha önce tespit edilerek suçlulardan hesap sorulabilseydi Fildişi Sahili muhtemelen bugünkü duruma düşmeyecekti. Olayları incelemek için 2004 yılında uluslararası bir araştırma komisyonu oluşturulmuştu, ancak komisyonun hazırladığı rapor hiçbir zaman kamuoyuyla paylaşılmadı ve Güvenlik Konseyi de bu raporu gündemine hiç almadı. Ancak bu kez durum farklı olacak. Güvenlik Konseyi, Genel Sekreter Ban Ki-moon’dan İnsan Hakları Konseyi tarafından oluşturulacak bağımsız bir araştırma komisyonunca hazırlanacak raporu Konseye sunmasını ve diğer uluslararası kuruluşlarla paylaşmasını istedi. Çatışmaya taraf her iki grub da araştırmayı desteklediklerini ve işbirliği yapacaklarını açıkladı. Raporun Haziran ayı ortasında tamamlanması bekleniyor. Ancak o tarihe kadar kaç kişi daha yaşamını yitirecek bilinmiyor.

İhtilafa çözüm bulunması Fildişi Sahili’nin tüm sorunlarının çözülmesi anlamına gelmeyecek. Burası güçlü bir altyapıya sahip zengin bir ülke. Altyapının büyük bölümü de çatışmalardan etkilenmiş değil. Ancak, Fildişi Sahili hem acil insani yardım, hem de uzun vadede ekonomisini canlandırabilmek için dış dünyanın önemli desteğine ihtiyaç duyuyor. Oysa, Kuzey Afrika’da ortaya çıkan karışıklık ve Japonya’daki deprem nedeniyle Fildişi Sahilleri uluslararası topluluktan ihtiyaç duyduğu maddi ve manavi desteği bulmakta zorlanıyor.

Ivan Simonovic, İnsan Haklarından Sorumlu BM Genel Sekreter Yardımcısı .

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Reklamlar