Ivan Simonovic
İnsan Haklarından Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı

Sima henüz 15 yaşında, ancak daha küçük görünüyor. Onunla Kabil’de kız çocuklarının tutulduğu Badam Bagh ceza evinde Mart ayı başında görüştüm. Çok az konuşuyor, kederi gözlerinden okunuyor. Avukatı, Sima’nın tecavüze uğramış olma ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyor.

Peki Sima’nın suçu ne? Aile içi şiddetten kaçmak. Bunun cezasını çekiyor. Afganistan’daki ceza evlerindeki kadınların yarısı aynı “suç” nedeniyle tutuklanmış ya da hüküm giymiş bulunuyor. Bazıları bebekleriyle birlikte hapisteler. En gençlerinin yaşı 12’ye kadar düşüyor. Hapise düşmüş olmaları nedeniyle artık hem aileleri hem de toplum tarafından büyük ihtimalle dışlanacaklar.

Taliban’ın Kabil’i terk etmesinin üzerinden on yıl geçti. Yeni yasalar, politikalar ve kalkınma yardımı sayesinde Afganistan’da kadınlar bazı kazançlar elde ettiler. Ancak, kökleri derinlere uzanan sorunlar hala varlığını sürdürüyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği geçenlerde Afganistan’da kadınlara ve kız çocuklarına zarar veren geleneksel uygulamalar hakkında bir rapor yayınladı. Kadınların yaklaşık yarısı henüz 15 yaşına dahi gelmeden evlendiriliyor. Evliliklerin tahminen yüzde 70 ila 80’i kızların rızası olmadan yani zorla gerçekleşiyor. Kızların satılması ya da bir anlaşmazlığın çözümü için kızların karşı tarafa verilmesi yaygın olarak karşılaşılan bir uygulama. Afganistan’daki 15 ve üzeri yaştaki kızların sadece yüzde 12 kadarı okuma yazma biliyor. Bütün bunların sonucu olarak şiddet ve istismar yaygın olarak yaşanıyor. Afganistan Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Anlaşmasını kabul eden ülkelerden biri, ancak anlaşma çerçevesinde hazırlaması gereken rapor hala bekleniyor. Geçenlerde kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik bir yasa kabul edildi. Ancak, uygulamaya konmasının önünde engeller bulunuyor. Şiddet mağdurları yüzde 99’u erkek olan polis memurlarından yardım isteme konusunda isteksiz davranıyor.

Peki, şiddete maruz kaldıklarında ne yapabilirler? Çaresiz kız çocukları ve kadınlar büyük oranda intiharı seçiyor, hem de artan oranda kendilerini yakmak yoluyla. Kaçıp yakınlarına sığınma cesareti gösterenlerin çoğu ise sonunda dayakçı kocalarına ya da ebeveyinlerine iade ediliyor. Komşularının ya da arkadaşlarının evine sığınmaya çalışanlar hakkında ise zinaya teşebbüs suçuyla cezai işlem başlatılıyor. Uzmanlar bu uygulamanın şeriat kurallarına da uygun olmadığını söylüyor. Bu uygulama sadece Afganistan Anayasa Mahkemesinin kararlarına dayanıyor. Mağdurların tek umudu STK’lar tarafından kurulan kadın sığınma evleri, ancak Afgan makamları bu sığınma evlerini, faaliyetlerine son vermekle tehtid ediyor.

Afganistan’daki en eski sığınma evini ziyaret ederek oradaki kız çocukları ve kadınlar ile görüştüm. Onların sığınma evinin faaliyetlerinin devam etmesi yönündeki yakarışlarını duymak insanın yüreğini sızlatıyor. Bu sığınma evleri onların gidebileceği son yer. Kadınlardan birinin söylediği de bunu kanıtlıyor. Aynı genç kadın bana sığınma evinin kapatılması halinde tek bir seçeneğinin kalacağını, onun da kendisini öldürmek olduğunu söyledi. Bu konuyu Devlet Başkanı Karzai ile görüşmemde de gündeme getirdim. Bana sığınma evlerinin sayısının azaltılmayacağını, STK’lar tarafından işletilen ancak Hükümetin mali olarak desteklediği sığınma evlerinden yana olduğunu söyledi.

BM Güvenlik Konseyi geçenlerde aldığı bir kararla BM’nin Afganistan’a yardım misyonunun görev süresini uzattı. Kararda kadınlara yönelik süreğen ayrımcılık “sert şekilde kınandı”, kadın haklarının korunması ve sığınma evlerinin desteklenmesi istendi. Karar, çözüm bulunması gereken ana sorunu da gündeme getirdi. Kararda Afgan kadınların konumlarının güçlendirilmesi ve kadın haklarının güvence altına alınarak, barışın tesisinin ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi talep edildi.

Kız çocuklarının eğitilmediği, kadınların siyasette, kamu yönetiminde ve adalet sisteminde yer almadığı sürece, kadınlara zarar veren geleneksel tutumların engellenmesi ya da insan haklarının korunması mümkün görünmüyor. Ancak kadınların barış görüşmelerinde aktif olarak yer almaları halinde bugüne kadar elde edilen mütevazı kazanımların kalıcı hale gelmesi sağlanır ve bu kazanımların müzakerelerde pazarlık kozu olarak kullanılmalarının önüne geçilir.

Barışın adil ve kalıcı olabilmesi için hem Taliban hem de kadınlar müzakere masasında yer almalı ve Afganistan’ın geleceğini şekillendirmede söz hakkına sahip olmalıdır.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Reklamlar