Archive for Mayıs, 2012


22 Mayıs – Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon Birleşmiş Milletler’in Afganistan ile ilişkilerinin süreceğini yinelerken, Afganistan’ın uluslararası ortaklarından ülkeden birliklerini çekerken, ülkeyi desteklemeye devam etmeleri çağrısında bulundu.

ABD’nin Chicago kentinde toplanan NATO Zirvesi’nde dün konuşan Ban, “Afganistan net ve zorlu güvenlik ve kalkınma sorunlarıyla karşı karşıya, ancak bizim kaynaklarımız sınırlı. Birleşmiş Milletler bütün boşlukları doluramaz. Bugün burada olan her liderin desteğinin sürmesi kritik önem taşıyor” diye konuştu.

Ban, “Afganistan’ın uluslararası ortakları askeri mevcudiyetlerini ülkeden çekerken, desteklerini de çekmeyeceklerdir şeklinde açık bir mesaj gönderelim. Bölgedeki komşu ve diğer ülkelerin bağlılığı büyük önem taşıyor” diye ekledi.

Chicago’daki Zirve’ye katılan Dünya liderleri NATO’nun Afganistan’daki Uluslararası Güvenlik Yardımı Kuvveti (ISAF) misyonunun 2014 yılı sonuna kadar sonlanması ve o tarihten sonra Afganistan’a desteklerini nasıl sürdüreceklerini görüşüyorlar.

Günvelik Konseyi tarafından Afganistan’da görev yapmak üzere görevlendirilen ISAF ve Birleşmiş Milletler’in Afganistan’daki Yardım Misyonu UNAMA, aynı zamanda Afganistan Hükümeti’nin isteği üzerine ülkede bulunuyorlar. 2001 yılının sonundan bu yana Afganistan’da bulunan ISAF’ın misyonu barışı sağlamak amaçlıyken, UNAMA, Birleşmiş Milletler’in Barş Gücü Operasyonları tarafından desteklenen ve yönetlien siyasi bir misyon olma özelliği taşıyor, kalkınma ve insani yardım işleri ile siyasi ilişkiler konularında çalışıyor.

Genel Sekreter Ban Zirvedeki konuşmasında Afganistan Ulusal Güvenlik Kuvvetleri’nin sorumluluklarını yerine getirme hızıyla bağlantılı olarak uluslararası birliklerin geri çekilmesi gerektiğinin Zirve’de vurgulanması gerektiğini belirtti ve Zirve’nin geri çekilmeden sonra maddi katkının nasıl sağlanacağı konusunda somut kararlar alması gerektiğini vurguladı.

Ban, Afganistan güvenlik kuvvetlerinin önceliği sivillerin korunmasına vermesi gerektiğini söylerken tüm Afgan vatandaşlarının ve özellikle ihtilaflardan etkilenen kadın ve kız çocuklarının insan haklarının korunması için gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirtti.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

18 Mayıs – Gelecek ay Brezilya’da düzenlenecek Rio+20 zirvesinde, iklim değişikliği ve etkileri ile küresel ölçekte mücadele edilmesini ve sürdürülebilir kalkınmanın tesisini sağlayacak kararların alınması bekleniyor. Ancak, Genel Sekreter Ban Ki-moon zirve öncesi yürütülen müzakerelerin yeterince hızlı ilerlememesinden dolayı hayal kırıklığı yaşadığını belirtiyor.

Ban, Birleşmiş Milletler Genel Kurul salonunda düzenlenen 13. Uluslararası Liselerarası Model Birleşmiş Milletler konferansında yaptığı konuşmada gençlerden “seslerini yükseltmelerini” istedi.

Ban, “Sesinizi yükselmeniz demek, gerçek anlamda ilerleme sağlanmasını istemeniz anlamına geliyor” dedi. Genel Sekreter, gençlerden iklim değişikliği ile mücadele konusunda yeterli adımları atmayan ülkeleri zorlamalarını istedi.

Ban, gençlerin Rio+20 zirvesi öncesinde BM etkinliklerine destek vererek, hükümetlerine Rio zirvesinden ne gibi bir sonuç beklediklerini aktararak, Rio+20 ile ilgili mesajları sosyal ağlarında paylaşarak ve okullarında zirveye yönelik etkinler düzenleyerek “seslerini yükseltebileceklerini” söyledi.GENEL SEKRETER BAN KI-MOON GENÇLERDEN DESTEK BEKLİYOR

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

17 Mayıs – Bosnalı Sırp Lider Ratko Mladiç’in soykırım ve diğer savaş suçlarından yargılanmasına Birleşmiş Milletler’in Eski Yugoslayva Uluslarararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde dün başlandı.

Lahey’de bulunan mahkemenin sözcüsü Nerma Jelacic yaptığı açıklamada, duruşmanın iddia makamı tarafından soykırım yapmak ve insanlığa karşı suç işlemekle suçlanan Mladiç ile ilgili topladıkları ve mahkemeye sunacakları delilleri anlattıkları açılış konuşmasıyla başladığını belirtti.

Mladiç, soykırım yapmak, insanlığa karşı suç işlemek, savaş hukukunu ihlal etmekle suçlanıyor. Mladiç söz künusu suçları 1992-1995 yılları arasında Bosna-Hersek’teki savaş sırasında işlemişti.

Nerma Jelacic Birleşmiş Milletler Radyosu’nda yaptığı açıklamada mahkeme sırasında yargıçın hem suçlananları hem de mahmemeyi izleyenleri birbirlerine el kol hareketleriyle işaret yapmamaları konusunda uyardığını söyledi.

Savcılık makamı Şubat ayında mahkemeye yaptıkları açıklamada 400’den fazla tanığı mahkemeye çağıracaklarını ve yaklaşık 28 bin delil sunacaklarını ve bunun için de yaklaşık 200 saate ihtiyaçları olduğunu belirtmişlerdi.

Mladiç iddianamesinde 68 yaşındaki generalin Temmuz 1995 tarihinde Srebrenica’da 7 bin müslüman erkek ve oğlan çocuğunu katlettiği söyleniyor. Mladiç ayrıca Saraybosna’yı bombalamak ve keskin nişancıların ateşine tutmakla suçlanıyor.

İddianamede Bosna-Hersek’te 20 farklı belediyede işlenen 70’den fazla cinayet yer alırken, Mladiç komutasındaki askerlerin esir kamplarında tutulan sivillere işkence yaptığı, kötü davrandığı, fiziksel, psikolojik ve cinsel tacizde bulunduğu belirtiliyor.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

17 Mayıs – Birleşmiş Milletler yüksek tansiyon ve şeker hastası olan kişilerin sayısının hem gelişmiş hem de kalkınmakta olan ülkelerde cidde bir biçimde arttığını bildirdi.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Margaret Chan, WHO tarafından yayınlanan Dünya Sağlık İstatistikleri 2012 raporu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada “Bu rapor özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde kalp hastalıkları ve diğer kronik hastalıkların oluşmasını tetikleyen koşullarda önemli ölçüde artış olduğuna dair kanıtlardan birini oluşturuyor. Bazı Afrika ülkelerinde, erişkin nüfusun neredeyse yarısında yüksek tansiyon var” diye konuştu.

WHO tarafından yayınlanan Dünya Sağlık İstatistikleri 2012 raporunda 194 ülkeden veriler bulunuyor, rapor dünya genelinde her üç yetişkinden birinin yüksek tansiyonu olduğunu ve her 10 kişiden birinin şeker hastalığından müzdarip olduğunu belirtiyor.

Yüksek gelir seviyesine sahip ülkelerde, düşük maliyetli ilaçlar ve yaygın olarak teşhis ve tedavi imkanı sayesinde yüksek tansiyonlu kişi sayısı düşüyor ve bunun sonucunda da kalp rahatsızlığından ölümler azalıyor. Ancak Afrika’daki pek çok ülkede yetişkinlerin yüzde 40’ının yüksek tansiyonu var ve vakaların çoğunluğu düşük maliyetli ilaçlar ile tedavi edilebilecek ve böylelikle ölüm riski büyük ölçüde azaltılabilecekken çoğu teşhis bile edilmiyor.

Şeker hastalığının ise küresel olarak ortalama görülme sıklığı yüzde 10. Pasifik Okyanusu’ndaki ada ülkelerde nüfusun üçte biri şeker hastası. Şeker hastalığı tedavi edilmezse kardiyovasküler hastalıklara, körlüğe ve karaciğer yetmezliğine neden oluyor.

Raporda ayrıca obesitede artışa da dikkat çekiliyor ve büyük bir sağlık riski oluşturduğu belirtiliyor.

WHO Sağlık İstatistikleri ve Enformasyon Sistemleri Bölümü Başkanı Ties Boerma konuyla ilgili olarak “Dünyanın her bölgesinde, 1980 ile 2008 yılları arasında obesite iki katına çıkmıştır. Bugün yarım milyar insan yani dünya nüfusunu yüzde 12’si obez olarak kabul ediliyor” diye konuştu.

En yüksek obezite yüzde 26 oranıyla Amerika kıtasında görülürken, en düşük obezite yüzde 3 oranıyla Güney-Asya’da görülüyor. Dünyanın heryerinde, erkeklere oranla kadınların obez olması daha muhtemel, bu nedenle de kadınların şeker, kardiyovasküler hastalıklar ve bazı kanser türlerinden hasta olmaları daha muhtemel.

WHO’ya göre, Dünyadaki ölümlerin yaklaşık üçte ikisi bulaşıcı olmayan hastalıklar nedeniyle gerçekleşiyor. Kalp ve akciğer hastalıkları ile şeker ve kanser nedeniyle ölümlerin artması üzerine Birleşmiş Milletler geçen yıl Eylül ayında New York’ta bulaşıcı olmayan hastalıklar hakkında üst düzey bir toplantı düzenlemişti. Gelecek hafta da Dünya Sağlık Örgütü’nün karar verici organı olan Dünya Sağlık Mecilisi Cenevre’de toplanacak. Bu toplantıda Eylül ayındaki toplantıdan bu yana kaydedilen ilerlemelerin gözden geçirilmesi ve bundan sonra yapılacaklara karar verilmesi bekleniyor.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

18 Mayıs – Gelecek ay Brezilya’da düzenlenecek Rio+20 zirvesinde, iklim değişikliği ve etkileri ile küresel ölçekte mücadele edilmesini ve sürdürülebilir kalkınmanın tesisini sağlayacak kararların alınması bekleniyor. Ancak, Genel Sekreter Ban Ki-moon zirve öncesi yürütülen müzakerelerin yeterince hızlı ilerlememesinden dolayı hayal kırıklığı yaşadığını belirtiyor.

Ban, Birleşmiş Milletler Genel Kurul salonunda düzenlenen 13. Uluslararası Liselerarası Model Birleşmiş Milletler konferansında yaptığı konuşmada gençlerden “seslerini yükseltmelerini” istedi.

Ban, “Sesinizi yükselmeniz demek, gerçek anlamda ilerleme sağlanmasını istemeniz anlamına geliyor” dedi. Genel Sekreter, gençlerden iklim değişikliği ile mücadele konusunda yeterli adımları atmayan ülkeleri zorlamalarını istedi.

Ban, gençlerin Rio+20 zirvesi öncesinde BM etkinliklerine destek vererek, hükümetlerine Rio zirvesinden ne gibi bir sonuç beklediklerini aktararak, Rio+20 ile ilgili mesajları sosyal ağlarında paylaşarak ve okullarında zirveye yönelik etkinler düzenleyerek “seslerini yükseltebileceklerini” söyledi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

17 Mayıs – Bosnalı Sırp Lider Ratko Mladiç’in soykırım ve diğer savaş suçlarından yargılanmasına Birleşmiş Milletler’in Eski Yugoslayva Uluslarararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde dün başlandı.

Lahey’de bulunan mahkemenin sözcüsü Nerma Jelacic yaptığı açıklamada, duruşmanın iddia makamı tarafından soykırım yapmak ve insanlığa karşı suç işlemekle suçlanan Mladiç ile ilgili topladıkları ve mahkemeye sunacakları delilleri anlattıkları açılış konuşmasıyla başladığını belirtti.

Mladiç, soykırım yapmak, insanlığa karşı suç işlemek, savaş hukukunu ihlal etmekle suçlanıyor. Mladiç söz künusu suçları 1992-1995 yılları arasında Bosna-Hersek’teki savaş sırasında işlemişti.

Nerma Jelacic Birleşmiş Milletler Radyosu’nda yaptığı açıklamada mahkeme sırasında yargıçın hem suçlananları hem de mahmemeyi izleyenleri birbirlerine el kol hareketleriyle işaret yapmamaları konusunda uyardığını söyledi.

Savcılık makamı Şubat ayında mahkemeye yaptıkları açıklamada 400’den fazla tanığı mahkemeye çağıracaklarını ve yaklaşık 28 bin delil sunacaklarını ve bunun için de yaklaşık 200 saate ihtiyaçları olduğunu belirtmişlerdi.

Mladiç iddianamesinde 68 yaşındaki generalin Temmuz 1995 tarihinde Srebrenica’da 7 bin müslüman erkek ve oğlan çocuğunu katlettiği söyleniyor. Mladiç ayrıca Saraybosna’yı bombalamak ve keskin nişancıların ateşine tutmakla suçlanıyor.

İddianamede Bosna-Hersek’te 20 farklı belediyede işlenen 70’den fazla cinayet yer alırken, Mladiç komutasındaki askerlerin esir kamplarında tutulan sivillere işkence yaptığı, kötü davrandığı, fiziksel, psikolojik ve cinsel tacizde bulunduğu belirtiliyor.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

17 Mayıs – Birleşmiş Milletler yüksek tansiyon ve şeker hastası olan kişilerin sayısının hem gelişmiş hem de kalkınmakta olan ülkelerde cidde bir biçimde arttığını bildirdi.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Genel Direktörü Margaret Chan, WHO tarafından yayınlanan Dünya Sağlık İstatistikleri 2012 raporu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada “Bu rapor özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde kalp hastalıkları ve diğer kronik hastalıkların oluşmasını tetikleyen koşullarda önemli ölçüde artış olduğuna dair kanıtlardan birini oluşturuyor. Bazı Afrika ülkelerinde, erişkin nüfusun neredeyse yarısında yüksek tansiyon var” diye konuştu.

WHO tarafından yayınlanan Dünya Sağlık İstatistikleri 2012 raporunda 194 ülkeden veriler bulunuyor, rapor dünya genelinde her üç yetişkinden birinin yüksek tansiyonu olduğunu ve her 10 kişiden birinin şeker hastalığından müzdarip olduğunu belirtiyor.

Yüksek gelir seviyesine sahip ülkelerde, düşük maliyetli ilaçlar ve yaygın olarak teşhis ve tedavi imkanı sayesinde yüksek tansiyonlu kişi sayısı düşüyor ve bunun sonucunda da kalp rahatsızlığından ölümler azalıyor. Ancak Afrika’daki pek çok ülkede yetişkinlerin yüzde 40’ının yüksek tansiyonu var ve vakaların çoğunluğu düşük maliyetli ilaçlar ile tedavi edilebilecek ve böylelikle ölüm riski büyük ölçüde azaltılabilecekken çoğu teşhis bile edilmiyor.

Şeker hastalığının ise küresel olarak ortalama görülme sıklığı yüzde 10. Pasifik Okyanusu’ndaki ada ülkelerde nüfusun üçte biri şeker hastası. Şeker hastalığı tedavi edilmezse kardiyovasküler hastalıklara, körlüğe ve karaciğer yetmezliğine neden oluyor.

Raporda ayrıca obesitede artışa da dikkat çekiliyor ve büyük bir sağlık riski oluşturduğu belirtiliyor.

WHO Sağlık İstatistikleri ve Enformasyon Sistemleri Bölümü Başkanı Ties Boerma konuyla ilgili olarak “Dünyanın her bölgesinde, 1980 ile 2008 yılları arasında obesite iki katına çıkmıştır. Bugün yarım milyar insan yani dünya nüfusunu yüzde 12’si obez olarak kabul ediliyor” diye konuştu.

En yüksek obezite yüzde 26 oranıyla Amerika kıtasında görülürken, en düşük obezite yüzde 3 oranıyla Güney-Asya’da görülüyor. Dünyanın heryerinde, erkeklere oranla kadınların obez olması daha muhtemel, bu nedenle de kadınların şeker, kardiyovasküler hastalıklar ve bazı kanser türlerinden hasta olmaları daha muhtemel.

WHO’ya göre, Dünyadaki ölümlerin yaklaşık üçte ikisi bulaşıcı olmayan hastalıklar nedeniyle gerçekleşiyor. Kalp ve akciğer hastalıkları ile şeker ve kanser nedeniyle ölümlerin artması üzerine Birleşmiş Milletler geçen yıl Eylül ayında New York’ta bulaşıcı olmayan hastalıklar hakkında üst düzey bir toplantı düzenlemişti. Gelecek hafta da Dünya Sağlık Örgütü’nün karar verici organı olan Dünya Sağlık Mecilisi Cenevre’de toplanacak. Bu toplantıda Eylül ayındaki toplantıdan bu yana kaydedilen ilerlemelerin gözden geçirilmesi ve bundan sonra yapılacaklara karar verilmesi bekleniyor.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

16 Mayıs – Genel Sekreter Ban Ki-moon, toplumların daha sağlıklı olabilmeleri için bireylerin iş ve ailelerine olan sorumluluklarının çok iyi dengelemesi gerektiğini söyledi.

Esnek çalışma koşullarının gelişmekte olduğunu vurgulayan Genel Sekreter, hızla değişen çalışma dünyası yapısı ile bireylerin ailelerine karşı olan sorumlulukları arasındaki dengenin kurulması için yeni uygulamalara geçilmesi gerektiğini söyledi. Ban, her yıl 15 Mayıs’ta kutlanan Uluslararası Aile Günü mesajında “Asıl amaç, dünyanın neresinde olursa olsun çalışanların hem ailelerine bakabilecek kazancı elde etmeleri hem de toplulumlarının sosyo-ekonomik kalkınmalarına katkı sağlamaları” dedi.

Genel Sekreter, çalışma hayatı ile aile hayatının dengelendiği bir sistemi geliştirmeye yönelik politikalara önem verilmesi gerektiğini vurguladı. Ban, söz konusu yeni politikaların kadınların işgücü içinde daha fazla yer almalarını sağlaması ve artan şehirleşmeye ve işgücünün hareketliliğine duyarlı olması gerektiğini vurguladı.

Ban çekirdek aile yapısının yaygınlaştığını, bunun sonucu olarak yaşlılara bakımın çözüm bekleyen önemli bir husus olarak toplumun karşısına çıktığını söyledi.

Genel Sekreter, doğum izni, ebeveyin izni, esnek çalışma saatleri, kreş gibi aile dostu işyeri uygulamalarının oluşturulmasından memnuniyet duyduğunu, bu yönde geliştirilen politikaların ve programların aile-iş dengesinin kurulmasında çok büyük öneme sahip olduğunu söyledi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

14 Mayıs – Afganistan’daki Birleşmiş Milletler misyonu, Taliban ile barış görüşmelerini yütüren Maulvi Arsala Rahmani’nin ölümüyle sonuçlanan suikasti şiddetle kınadı. BM Misyonundan yapılan açıklamada yerel barış ve uzlaşma çabalarına verilen desteğin kesintisiz olarak devam edeceği vurgulandı.

BM Afganistan Misyonu (UNAMA) Rahmani’nin ailesi ve yakınlarına da en içten başsağlığı mesajını iletti. Mesajda, Rahmani’nin 2005 yılında Senato’ya seçildiği tarihten bu yana Afganistan’da barış ve uzlaşma için çaba harcadığı vurgulandı.

UNAMA tarafından yapılan açıklamada, suikastin Yüksel Barış Konseyinin cesur ve kararlı çalışmalarını ve görüşmelerinin gerçek bir barışla sonuçlanmasını engelleyemeyeceği belirtildi.
Bildirildiğine göre, Rahmani, başkent Kabil’in batısındaki ofisine doğru aracı ile hareket halindeyke kimliği belirlenemeyen kişi ya da kişilerin silahlı saldırısı sonucu yaşamını yitirdi.

Geçtiğimiz yıl da, Afganistan Yüksek Barış Konseyi başkanı Burhanuddin Rabbani, Taliban temsilcileri ile barış görüşmeleri kapsamında evinde bir araya geldiği sırada uğradığı bombalı saldırı sonucu yaşamını yitirmişti.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

11 Mayıs, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – Birleşmiş Milletler, Batı Afrika’nın Sahel ve Afrika Boynuzu bölgelerinde yaşanan insanlık dramına çare bulmak için başlatılan çabaların ciddi mali sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını bildirdi.

Somali ve Cibuti gibi ülkeleri kapsayan Afrika Boynuzu bölgesinde 13 milyon, Atlantik Okyanusundan Kızıl Denize kadar uzanan bir kuşağı içeren ve Nijer ve Mali gibi ülkelerin içinde yer aldığı Sahel bölgesinde ise 15 milyon insan Uluslararası topluluğun yardımları olmadan karşı karşıya kaldıkları açlıkla başa çıkamıyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Başkanı Jose Graziano, konuyla ilgili olarak dün Madrid’de düzenlenen Foro Nueva Economía Uluslararası ekonomik forumunda yaptığı yaptığı açıklamada, geçtiğimiz yıl, başta Somali olmak üzere Afrika Boynuzu bölgesinde kuraklık nedeniyle ilan edilen kıtlıkla mücadelede elde edilen başarıların devamının sağlananbilmesi için acil adımlar atılması gerektiğini söyledi.

Birleşmiş Milletler yetkilileri donörlerden yardım katkılarının gelmeye başladığını, ancak, bölgede açlığın artış gösterdiği döneme bu yıl daha erken girildiğini ve kuraklıktan etkilenenlere etkin bir şekilde yardım eli uzatılabilmesi için gerekli olan kaynakların henüz ciddi oranda eksik olduğunu belirttiler ve Uluslararası Topluluğu acil adımlar atmaya çağırdılar.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

10 Mayıs, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – Birleşmiş Milletler tahminlerine göre, gelişmiş ülkelere olan ihracatın azalması ve sermaye maliyetlerindeki artış nedeniyle Asya-Pasifik bölgesindeki büyümede bu yıl da bir yavaşlama yaşanacağı, ancak buna rağmen Asya-Pasifik bölgesinin küresel ekonomik istikrarın sağlanması için güvenli bir liman olmayı sürdüreceği belirtiliyor.

Resmi kuruluş, büyükelçilik, üniversite temsilcilerinin ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleşen raporun Ankara tanıtım toplantısı bugün BM Binasında BM Mukim Koordinatörü Shahid Najam, TEPAV İcra Direktörü Prof. Güven Sak ve ESCAP Ekonomi Uzmanı Dr. Hussain Malik’in katılımıyla yapıldı.

Najam, toplantının açılış konuşmasında küresel ekonomik krizin bir çok ülkede ciddi sonuçları beraberinde getirdiğini, ancak, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Asya-Pasifik ülkelerinin dünya ekonomisinin lokomotifi olmaya devam ettiklerini belirtti.

Emtia fiyatlarının sadece dalgalanmakla kalmadığını, aynı zamanda yükseliş de gösterdiğini belirten Dr. Malik, bölgenin yüksek emtia fiyatları ile yaşamayı öğrenmesi gerektiğini, bu durumun gelişmekte olan ülkeler açısından önemli bir sorun teşkil edebileceğini belirtti. Dr. Malik, işsizliğe çözüm bulunmasının, kalkınmanın tüm kesimleri kapsayıcı olmasının ve bölge ülkeleri arasındaki ticaretin artırılmasının gerektiğini belirtti.

Prof. Sak, Türkiye’nin ekonomik kalkınmayı hızlandırmak ve şoklara karşı daha dayanıklı hale gelebilmek için Asya Pasifik ülkeleri ile ticari ve ekonomik ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye ile bölgenin birbirleri ile bağlantılarının sadece deniz yolu üzerinden olmasının bir sorun teşkil ettiğini belirten Prof. Sak, Türkiye’nin, Asya’ya mevcut kara ve demir yolu ulaşım ağlarını geliştirerek ulaşma çabasında olduğunu belirtti.

Birleşmiş Milletler Asya Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCAP) tarafından hazırlanan 2012 Asya – Pasifik Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Raporunda emtia fiyatlarındaki dalgalanmanın bölge için önemli bir risk olduğu ifade ediliyor. Raporda Türk ekonomisi ile ilgili değelendirmelere de yer veriliyor.
Raporda, bölge ülkelerinin büyüme oranı 2011 yılında yüzde 7 olarak tespit edilmiş iken 2012 yılında bu oranın yüzde 6,5’e gerileyeceği tahmin ediliyor. Bu gerilemenin bölgede enflasyon ile mücadeleye destek olacağı ve geçtiğimiz yıl yüzde 6,1 olarak kayıtlara geçen enflasyon oranının 2012 yılında 4,8’e düşeceği öngörülüyor.

Asya-Pasifik küresel büyümenin lokomotifi olmayı sürdürecek
Söz konusu yavaşlamaya ragmen, Asya-Pasifik bölgesindeki büyüme oranı diğer bölgelerin önünde yer alıyor. Bölge dünya ekonomisinin güvenli istikrar limanı ve yeni büyüme merkezi olmayı sürdürüyor.

Asya-Pasifik bölgesinde 2012 yılında Güney-Güney ticareti, Afrika ve Latin Amerika gibi diğer kalkınmakta olan bölgelere katkı sağlıyor, kalkınma oranları düşük kalan gelişmiş ekonomilere olan bağımlılıklarını daha da azaltıyor.

Siyasi kararlar önemli olacak
Raporda atılması gereken siyasi adımlara da yer verilyor. Bunlar kalkınma ve enflasyon arasındaki dengeyi sağlamak, para politikalarından başka enflasyonla mücadele önlemlerini uygulamak; Sermaye akışı ile başa çıkabilmek ve ciddi oranlara ulaşabilecek döviz kuru dalgalanmalarına karşı hazır olmak; Kalkınma ve verimliliğin daha da artırılması için iç tüketimi teşvik ederek artan işsizliğe çare bulunması ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve gelir dağılımının sağlanması olarak özetleniyor.

Yüksek emtia fiyatları ile yaşamayı öğrenmek
Emtia piyasaları, geçmişten bu yana devam eden düşüş eğilimine son vererek, 2000 yılından beri hızlı bir büyüme göstermektedir. Fiyat artışına katkıda bulunan belirleyici faktörlerden biri gelişmekte olan ekonomilerin hızlı ekonomik büyümeleridir. Bu büyüme büyük ölçüde Asya’da gerçekleştirilen üretimden kaynaklanmaktadır. Asya’daki söz konusu bu durum, üretim, ticaret ve ulaşım alanlarında geniş bir ana ve ara ürün grubuna olan talebi arttırmıştır.

Kalkınmadan herkes yararlanmalı
2012 yılında Asya-Pasifik Bölgesi, mevcut ekonomik ortama bağlı olarak yeni bir belirsizlik safhasında bulunmaktadır. Neyse ki çoğu ülke, vatandaşlarına destek sağlamak üzere önlem niteliğinde faaliyetler gerçekleştirmeye, dolayısıyla da kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kalkınma yönteminin devamlılığını sağlamaya elverişli bir konumdadır. Bu faaliyetler yapılırken daha büyük bir bölgesel işbirliğinin yapılması önceye göre çok daha önemlidir. Bölgesel işbirliğinin geliştirilmesi bölgeyi bir arada tutmakla birlikte, ulusal politikaların bölgesel düzeyde desteklenmesini sağlayacaktır. Bu sayede; Asya ve Pasifik’in küresel ekonomik düzelmedeki merkezî rolüne uygun olarak, bölgesel işbirliğinin arttırılması bölgenin uluslararası düzeyde daha büyük etkiye sahip olmasını sağlayacaktır.

Raporda Türkiye ile ilgili bölümde ortaya çıkan hususlar ise şöyle özetleniyor:
Emtia piyasaları, geçmişten bu yana devam eden düşüş eğilimine son vererek, 2000 yılından bu yana hızlı bir artış gösteriyor. Fiyat artışına katkıda bulunan belirleyici faktörlerden birisi gelişmekte olan ekonomilerin hızlı ekonomik büyümeleridir. Bu büyümenin lokomotif gücü büyük ölçüde Asya’da gerçekleştirilen üretimdir. Asya’da artan üretim, imalat, ticaret ve ulaşım alanlarında geniş bir yelpazeyi kapsayan ana ve ara ürünlere olan talebi arttırıyor.

Emtia fiyatlarındaki artış, mal ticaret haddinde uzunca bir süredir devam eden düşüşü sona erdiriyor. Son on yılda önde gelen enerji ya da mineral ihracatçıları, ticaret hadlerinde çok büyük artışlar kaydediyor. Öte yandan, emtia fiyatlarının yükselmesi ve mamül fiyatlarının düşmesi sonucu, ihracatı temel olarak üretim mallarına dayalı ülkelerin ticaret hadlerinin kötüye gittiği görülüyor. Türkiye’nin ticaret haddinin son on yıl içerisinde düştüğü görülüyor (yılda yüzde 1,1 oranında).

Mevcut durumda, mal ticaret hadlerinde meydana gelen hızlı büyüme ilk defa görülen bir durum değil. Batı Avrupa’nın ve Batı Avrupa ülkelerine bağlı olan ülkelerin on dokuzuncu yüzyılda birinci küreselleşme döneminde gelişim göstermeleri emtia fiyatlarında hızlı bir artış için ortam hazırlamıştır.

Günümüzde, dinamikler daha karmaşık bir durumdadır. Çünkü artık iki yerine dört grup bulunmaktadır. Bu gruplar, (a) yüksek gelire sahip “öncü” ekonomiler; (b) sanayileşme ve yapısal değişim aracılığıyla büyüyen “gelişmiş ekonomilerin seviyesine gelmeye çalışan” ülkeler; (c) yüksek emtia fiyatlarından istifade eden “emtia artışına sahip” ülkeler ve (d) yüksek emtia fiyatlarından istifade edememiş ve üretim kapasitelerini çeşitlendirme yoluyla artırması gereken “büyümeye aday” ülkelerdir.

Türkiye, gelişmiş ekonomilerin seviyesine gelmeye çalışan ülkelerden biridir. Öncü ekonomilerle kıyaslandığında, Türkiye son on yıl içerisinde gelir dağılımı farklılıklarını azaltmış olup, ESCAP (BM Asya ve Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyonu) üretim kapasitesi endeksinin göstergelerine göre, üretim kapasitesinde de bir artış gerçekleştirmiştir. ESCAP üretim endeksi, ülke ekonomisindeki çeşitlilik ve rekabete dayalı ihracat gücü göz önünde bulundurularak belirlenir.

Emtia fiyatlarındaki artışın ülkelerin kalkınma çizelgelerine olan etkisi, mamül ve emtia fiyatlarındaki değişikliklerin ekonomiyi ne kadar çeşitlendirdiği ve modernize ettiğine bakılarak anlaşılır. Türkiye gibi gelişmiş ekonomi seviyesine ulaşmak üzere olan ülkelerde ticaret hadlerinde azalma, yüksek değerdeki ithal ürünlerin karşılanabilmesi için mevcut üretimin ve ticaretin arttırılmasına yol açmaktadır. Ancak bu durum, gelişmiş ekonomileri yakalamalarını sağlayacak ekonominin çeşitlendirilmesi hedefinden uzaklaşılmasına yol açabilmektedir. Ortaya çıkan bu durum, gelişmiş ekonomiler seviyesine gelmek üzere olan ülke ekonomilerinin dönüşmesi için yapısal değişikliklerin teşvikine devam edilmesi ve fiyatların düşmesine rağmen verimli üretim imkanları yaratılması gerektiğine dikkat çekmektedir.

Söz konusu uygulamalar esnasında, üretim sürecinin ekolojik sürdürülebilirliği de göz önüne alınmalıdır. Bir ülkenin üretiminde artış olması, daha fazla enerji tüketimi ve yüksek düzeyde karbondiyoksit salınımı anlamına gelmektedir. Bu nedenle, aynı ürünlerden daha fazla üretmek yerine, gelişmiş ekonomilerin seviyesine ulaşmaya çalışan ülkeler, daha düşük karbon ayakizi olan sanayilerde üretimi çeşitlendirerek, daha yeşil teknoloji ve ürünlerin geliştirilmesi için yenilikçi çalışmaları desteklemelidir.

Uzun vadede gıda fiyatlarını azaltmanın en iyi yolu zirai verimliliğin arttırılmasıdır. Bunu sağlamak için Türkiye, gübre gibi girdi tedariklerine sübvansiyon sağlayarak ve çiftçilere kredi imkânları sunarak, kırsal kalkınmayı ve modern teknoloji ile yeni tohum çeşitlerine dayalı yeni bir bilgi yoğun “yeşil devrimi” desteklemelidir. Türkiye ayrıca, tarım ürünlerine yönelik iç talebi genişletmek ve zirai üretimi artırmayı teşvik etmek amacıyla tarım dışı istihdamı artırma yoluna gitmelidir. Bunun için de işleme, ulaştırma ve dağıtım gibi zirai değer zincirinin kapsamında olan ancak tarım üretimi içinde yer almayan tarım dışı istihdam alanları üzerinde yoğunlaşmalıdır.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

3 Mayıs, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – Birleşmiş Milletler Akademik Güç birimi ve merkezi ABD’nin başkentinde bulunan Brookings Enstitüsünün ortaklaşa düzenlediği yarışmaya katılan öğrencilerden Genel Sekreter Ban Ki-moon için bir konuşma yazmaları isteniyor.

Bir taraftan günümüzde küreselleşmenin sonucu olarak karşılıklı bağımlılık artmış bulunuyor. Diğer taraftan ise, İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin 28. Maddesinde de herkesin, Bildiride belirtilen hak ve hürriyetlerin tam tatbikini sağlayacak bir sosyal ve Uluslararası düzene hakkı olduğu belirtiliyor. Ancak, bu artan karşılıklı bağımlılığı sürdürebilmemiz için ne tür küresel sivil ve medeni haklara sahip olmamız gerektiği ise tam olarak berraklık kazanmış değil.

Böyle bir güncel konuda gençlerin katkılarını almayı amaçlayan Birleşmiş Milletler Akademik Güç birimi ve Brookings Enstitüsü, üniversite öğrencileri için 1500 kelimelik bir konuşma yazma yarışması düzenliyor. Yarışmaya katılanların Genel Sekreterin bir konuşmasını yazdığı öngörülecek ve metin buna göre değelendirilecek. Konuşma metinlerinin İngilizce olarak kaleme alınması gerekiyor. Konuşma metninin, entellektüel sosyal sorumluluk kültürü çerçevesinde başka milliyetten kişilere karşı ne gibi sorumluluklarımız olduğu, hangi haklara sahip olunması gerektiği gibi konuları içermesi ve küresel sorunlara bu bağlamda çözüm önerileri getirmesi bekleniyor.

Yarışmaya katılmak isteyenlerin, hali hazırda bir üniversitede okuyor olmaları gerekiyor. Yarışmaya katılacakların hazırlayacakları metinleri, hem BM Akademik Güç birimine (academicimpact@un.org), hem de Brookings Enstitüsüne (haltinay@brookings.edu) 15 Haziran 2012 tarihine kadar e-posta yoluyla yollamaları ve e-posta mesajının konu bölümüne SPEECH COMPETITION ibaresini yazmaları gerekiyor.

İlk üçe giren öğrenciler New York ve Washington’a davet edilerek BM Genel Sekreteri ve Brookings Enstitüsü üst yönetimiyle görüşme imkanı bulacak.
Yarışma ile ilgili daha fazla bilgi Birleşmiş Milletler Akademik Güç biriminin http://outreach.un.org/unai/ internet adresinden temin edilebiliniyor.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

27 Nisan – Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Suriye’den şiddet eylemlerinin ve ölümlerin kesilmediğine, bombalama ve patlamaların yaşandığına ve çatışmaların çıktığına dair raporların alındığını, ülkenin içinde olduğu bu durumun kabul edilemez olduğunu söyledi.

Ban’ın açıklaması, Hama’da 70 kişinin yaşamını yitirdiğine dair haberlerin basına yansımasını takiben yapıldı. Suriyeli muhalifler Hama’da bir eve yapılan saldırı sonucu 70 kişinin yaşamını yitirdiğini belirtiyor. Hükümete bağlı medya kuruluşları ise, “silahlı terör gruplarının” bomba imalatı için kullandıkları evde meydana gelen patlamada 16 kişinin yaşamını yitirdiğini ifade ediyor.

Genel Sekreter, sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada, Suriyeli sivillerin baskı altında tutulmasını ve hangi taraftan gelirse gelsin her türlü şiddet eylemini şiddetle kınadı.

Suriye’de, daha önce Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da yaşanan benzer protesto eylemlerinin başladı 2011 Mart ayından bu yana devam eden şiddet olaylarında 9 binin üzerinde insan yaşamını yitirdi ve onbinlercesi de yerlerinden edildi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler yetkililieri Liberya’nın eski devlet başkanı Charles Taylor’ı yargılayan Sierra Leone Özel Mahkemesinin aldığı kararı olumlu karşıladıklarını belirttiler.

Genel Sekreter Ban Ki-moon, sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Bugün, Sierra Leone, bölge ve ötesi için tarihi bir gün” dedi. Ban, Taylor’ın işlediği suçların kurbanlarının unutulmadığını söyledi.

Genel Sekreter, kararın Uluslararası ceza hukuku açısından bir mihenk taşı olduğunu, ilk kez bir devlet başkanının, planlayarak, yardım ederek ve yataklık yaparak savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlemekten hüküm giydiğini hatırlattı. Ban bunun tüm liderlere güçlü bir mesaj içerdiğini, artık kimsenin yaptıklarının cezasız kalmayacağını gösterdiğini belirtti.

Birleşmiş Milletler çerçevesinde oluşturulan ve savaş suçlarını inceleyen Sierra Leone Özel Mahkemesi, 26 Nisan tarihinde görülen celsede, eski Liberya Devlet Başkanı Charles Taylor’ın, Sierra Leone’de 1991-2002 yıllları arasında yaşanan iç savaşta, on binlerce kişiyi öldüren isyancılarla işbirliği yaparak insanlığa karşı suç işlediği kararına vardı.

Taylor, Liberya’da konuşlandırılan Birleşmiş Milletler Barışgücü tarafından yakalanarak adalet önüne çıkarılmıştı. Sierra Leone’deki iç savaş sırasında binlerce çocuk ailelerinden kaçırılarak silah altına alınmıştı. Birleşmiş Milletler, söz konusu ülkede 75 bin militanı silahsızlandırmış, 7 bin çocuk askeri de kurtararak ailelerine teslim etmişti.
Mahkemenin aldığı bu karar ile 1946 yılındaki Nürnberg duruşmalarından bu yana ilk kez bir devlet başkanı Uluslararası bir ceza mahkemesi tarafından suçlu bulunmuş oldu. Taylor ise hakkındaki suçlamaları reddetti.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay da kararı memnuniyetle karşıladığını belirtti. Davanın henüz temyiz aşamasının tamamlanmamış olması nedeniyle Taylor’ın suçlarının tam olarak tescil edilmediğini hatırlatan Pillay, “Nihai mahkeme kararı ne olursa olsun, şüphesiz ki uluslararası adaletin tesisi açısından çok önemli bir gün” dedi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon tarihteki en korkuç nükleer tesis kazalarından Çernobil felaketinin 26. Yıldönümünde uluslararası toplumdan Çernobil’den etkilenen bölgelerin iyileştirilip normale dönmelerini sağlamak üzere yardımlarını cömertçe devam ettirmesini istedi.

Ban Ki-moon yıldönümü vesilesiyle sözcüsü aracılığıyla yayınladığı bildiride 1986 yılında Ukrayna’da gerçekleşen olayda, kazaya müdahale eden işçileri, çevre bölgelerden tahliye edilen 330 bin kişiyi, felaket sonrasında tiroid kanseri olan binlerce çocuğu ve halen Belarus, Rusya Federasyonu ve Ukrayna’da etkilenen bölgelerde yaşayan 6 milyon insanı hatırladıklarını ifade etti.

Genel Sekreter bildiride geçmişi saygıyla hatırlarken, olayın muhasebesini yapıp ileriye bakmak gerektiğini de ifade etti.

Bildiride “Bilim Çernobil’den etkilenen bölgelerde yaşayan insanların büyük çoğunluğu için normal hayatın mümkün olduğunugöstermiştir. Bu bölgelerin ihtiyacı olan iyileşme ve kalkınmadır yani yeni iş olanakları, yeni yatırımlar ve toplum bilincinin yeniden oluşmasıdır” denildi.

Bir yıl önce felaketin 25. Yıldönümünde Ban Ki-moon Çernobil’i ziyaret eden ilk Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olmuştu.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

25 Nisan, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, elde edilen başarıya rağmen sıtma nedeniyle hala dakikada bir çocuğun yaşamını yitirdiğini söyledi.

Ban, 25 Nisan Dünya Sıtma ile Mücadele Günü vesilesiyle yayınladığı mesajında, “Geçtiğimiz yıl Dünya Sıtma ile Mücadele Gününde yaptığımız açıklamada, her 45 saniyede bir çocuğun sıtma hastalığı nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirtmiştik. Bu yıl baktığımızda ölümlerin bir nebze de olsa azaldığını görüyoruz. Ancak, rakamlar, hala dev boyutlarda. Hala dakikada bir çocuğun sıtma nedeniyle öldüğü görülüyor. Ancak, uluslararası katkılar sayesinde kurtarılan yaşamlar da bize umut veriyor” dedi.

Ban, “Artık daha fazla çocuk cibinlikler sayesinde güvende uykuya dalabiliyor, daha fazla aile sivri sineklerden korunabildikleri odalarda oturabiliyor, daha fazla aile tıbbi testlere ulaşabiliyor ve daha fazla hasta iyileşmeleri için ihtiyaç duyulan ilaçları alabiliyor” dedi.

Genel Sekreter Ban, hükümetleri, uluslararası kuruluşları, donörleri, araştırmacıları, şirketleri, yardımseverleri, sivil toplum kuruluşlarını ve bireyleri biraraya getiren küresel koalisyon sayesinde böcek ilacına bandırılmış cibinlikler, ev içi ilaçlama, hastalığın hızlı teşhisi ve risk altındaki nüfus için sıtma önleyici ilaçlar gibi etkili olduğu kanıtlanmış stratejilerin daha da yaygınlık kazandığını vurguladı.

Ban, “Onların çabaları sonucu milyonlarca insanın yaşamı kurtarıldı. 2000 yılından bu yana sıtmadan ölüm oranı küresel ölçekte dörtte bir oranında azaldı. Bu düşüşün üçte birinden fazlası da Afrika’da sağlandı” dedi.

Artık başarıyı çok daha ilerilere götürme zamanının geldiğini vurgulayan Ban, sıtmadan ölümleri sıfırlamanın, beş yıllık faaliyet planının ana maddelerinden birini teşkil ettiğini belirtti.

Refah seviyesinin yükselmekte olduğu günümüzde sıtma ile mücadelede akıllı ve düşük maliyetli yatırımlar yapılmasının önünde engel bulunmadığını ifade eden Ban, “Teşhiş için kullanılan testler 50 cent, sıtma önleyici ilaçlar ise sadece 1 ABD Doları tutuyor. Üç yıl kullanılabilen bir cibinlik ise 5 ABD Doları” dedi.

“Bunlar oldukça makul rakamlar, üstelik eğer araştırmaya daha fazla kaynak ayırırsak, daha iyi çözümler bulma şansımız doğar” diyen Genel Sekreter, bir yandan sıtmanın yol açtığı ölümleri önlemeye çabalarken, diğer yandan da yeni kuşak ilaçlar ve aşı geliştirilmesi için çaba harcanması gerektiğini vurguladı. Ban, “Hastalığın teşhisi, tedavisi ve takibi için yürütülen çabaları daha iyi koordine etmeliyiz” dedi.

Ban mesajına, “Dünya Sıtma ile Mücadele Gününde, Afrika’da herkesin 2015 yılına kadar sıtmadan korunması için gerekli olan hizmetlerin götürülebilmesi için ihtiyaç duyulan 3,2 milyar ABD Dolarını sağlayacağımıza ve sıtmayı yenme hedefimize ulaşacağımıza dair hep birlikte taahhütte bulunalım” diyerek son verdi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

25 Nisan, Ankara – Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu (UNRWA) Başkanı Filippo Grandi iki günlük bir ziyaret için dün Ankara’ya geldi. Grandi Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Shahid Najam ile bugün Ankara’daki Birleşmiş Milletler Binası’nda bir araya geldi ve yarım saatlik bir toplantı yaptı. Ankara’daki ziyareti kapsamında Grandi ayrıca parlamenterler, Dışişleri Bakanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Kızılay’dan üst düzey yetkililer ile görüşmelerde bulunuyor.

Grandi, Ankara ziyareti öncesinde yaptığı açıklamada, “Bölgede değişimin yaşandığı bir dönemde Filistinli mülteciler konusunun unutulmaması gerekiyor. Bu konu tali bir konu haline dönüştürülmemeli. Türkiye Filistin halkına verdiği güçlü desteği sürdürüyor. Ziyaretimin amacı, Türkiye ile UNRWA arasındaki mevcut işbirliğinin, yardımcı olduğumuz beş milyon mültecinin yararına olacak şekilde daha da geliştirilmesini sağlamak. Böylece, birlikte çalışarak Filistinlilerin sorunlarını hafifletmeyi, öncelikli olarak da Gazze’de yürüttüğümüz gıda, okul ve sağlık hizmetlerini sürdürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz” demişti.

Türkiye UNRWA’nın 2012 faaliyetleri için 1,25 milyon ABD Doları katkı yapmayı taahhüt etmiş bulunuyor. UNRWA ayrıca, Filisitinli mültecilere yardım amacıyla Kızılay ve Türk sivil toplum kuruluşları ile birlikte çalışmalarını sürdürüyor.

UNRWA, Ürdün, Lübnan, Suriye ve işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan kayıtlı yaklaşık beş milyon Filistinli mülteciye yardım ve koruma sağlıyor, onların içinde bulunduğu durum hakkında farkındalığı artırmak için çalışmalarda bulunuyor. UNRWA, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ağları, kampların altyapısının oluşturulması, yenilenmesi ve iyileştirilmesi, mikro finans ve acil durum yardımı gibi hizmetleri sunuyor. UNRWA’nın faaliyetlerinin hemen hemen tamamı Birleşmiş Milletler’e üye ülkelerin katkıları ile karşılanıyor.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE