Archive for Ocak, 2013


Birleşmiş Milletler tarafından yapılan açıklamada, Aralık ayıyla birlikte son üç ay içinde küresel gıda fiyatlarında düşüş görüldüğü belirtildi. Böylece, 2012 başlarında yaşanan sert artışların yarattığı endişeler de bir nebze de olsa azaldı.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yapılan açıklamada, Gıda Fiyat Endeksinde Kasım ayına oranla yüzde 1,1 oranında düşüş yaşandığı belirtildi. Açıklamada, düşüşün ana nedenlerinden biri olarak tahıl ve yağ fiyatlarındaki azalma gösterildi.

Endeks 55 gıda maddesini içeren sepete göre hesaplanıyor. Söz konusu sepette et, süt ürünleri, şeker ve tahıl gibi gıda maddeleri yer alıyor.

FAO açıklamasında sonuçların 2012 başlarından Temmuz ayına kadar geçen sürede yaşanan ve gıda krizi çıkmasına neden olmasından endişe edilen fiyat artışında tersine bir dönüş yaşandığını gösterdiği ifade edildi. FAO bu durumun arkasında uluslararası topluluğun ortak hareket ederek gıda fiyatlarındaki artışa dur diyebilmesinin yattığını vurguladı. Bu çabalar sonucu Gıda Fiyatı Endeksi 2012 yılı sonunda 212 olarak tespit edildi. Bu da 2011 yılına kıyasla yüzde yedilik bir düşüş yaşandığı anlamına geliyor.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Reklamlar

“Birleşmiş Milletler 2015 Sonrası Kalkınma Gündemi – Nasıl Bir Gelecek İstersiniz” isimli fotoğraf yarışmamıza katılarak bu sürece siz de katkıda bulunun.

Uluslararası topluluk, 2015 yılı sonrasında izlenecek kalkınma gündemini belirlemek için çalışmalara başladı. Türkiye dahil 60’ı aşkın ülkede sürdürülen ulusal istişareler ve halkın katkısıyla hazırlanacak gündem geleceğimizin yol haritasını çizecek.

Binyıl Kalkınma Hedefleri başlığı altında 2000 yılından bu yana sürdürülen çabalar, milyarlarca insanın hayatında olumlu yönde büyük değişiklikler yaşanmasını sağladı. Ancak, hala aşırı yoksulluğun, hastalıkların ve çevrenin tahrip edilmesinin önüne geçilmesi için atılması gereken adımlar var. Binyıl Kalkınma Hedefleri 2015 yılı hedefine yaklaşırken, Birleşmiş Milletler 2015 sonrası dönem için kalkınma hedeflerini belirlemek üzere küresel bir süreç başlattı. Birleşmiş Milletler 2015 sonrası kalkınma yol haritasını hazırlarken bir yandan Binyıl Kalkınma Hedefleri sayesinde elde edilen başarılardan yararlanmayı, diğer taraftan ise ortaya çıkan yeni sorunları aşmayı amaçlıyor.

Ancak, 2015 sonrası dönemin önceliklerinin nasıl ve kimler tarafından belirleneceği büyük önem taşıyor. Bu nedenle, dünyanın dört bir yanında, hükümetler, sivil toplum, özel sektör, üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla birlikte yoğun bir istişare süreci başlatılmış bulunuyor. Küresel etkinliklere ilave olarak ulusal seviyede de istişarelerin sürdüğü 60’ın üzerinde ülke bulunuyor. Bu ülkelerden biri de Türkiye. Türkiye’de yürütülen tematik istişarelerin yılın ilk çeyreğinde tamamlanması hedefleniyor.

Siz de daha eşitlikçi, daha barışçıl, daha adil bir dünya kurulmasını istiyor musunuz? Yanıtınız evet ise daha iyi bir dünyayı tasvir eden resimlerinizi bizlerle paylaşın!

“Birleşmiş Milletler 2015 Sonrası Kalkınma Gündemi – Nasıl Bir Gelecek İstersiniz” isimli fotoğraf yarışmamıza katılarak bu sürece siz de katkıda bulunun.

Yarışmamıza mobil cihazlarla çekeceğiniz ve instagram’a yükleyeceğiniz fotoğraflarla katılabilirsiniz.

Gelin, nasıl bir gelecek istediğinizi bize #2015sonrasi etiketi ile instagram’a yükleyeceğiniz fotoğraflarla anlatın. Siz de sesinizi fotoğrafınızla duyurun!

Yarışmamız hakkında daha fazla bilgi almak için http://www.2015sonrasi.org adresini ziyaret edebilirsiniz.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Dünyanın dört bir yanında ev işlerinde çalışan milyonlarca insan çalışma yasalarının koruması altına alınmış değil. Bu kesim istismarla karşı karşıya.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yayınlanan raporda, ev işlerinde istihdam edilen kişilerin, yasaların koruması altında olan kişilere nazaran daha fazla çalışmaya zorlandığı ifade ediliyor.

ILO Başkan Yardımcısı Sandra Polaski haklardan mahrum kalan, işverenlerine aşırı bağımlı hale gelen, tecrit hayatı yaşayan ve korumadan yoksun bu kesimin istişmara açık hale geldiğini söylüyor.

“Ev İşlerinde Çalışanlar” başlıklı raporda dünya genelinde 52 milyondan fazla insanın ev işlerinde istihdam edildiği ifade ediliyor. Bunların yüzde 20’sini bahçıvan, şoför ve kahya gibi çalışan erkeklerin oluşturduğu, yüzde 80’sini ise kadınların oluşturduğu belirtiliyor.

Raporda, söz konusu 52 milyon kişinin sadece yüzde 10’unun çalışma yasalarının koruması altında olduğu, dörtte birinden fazlasının ise hiç bir yasal korumaya sahip olmadığı vurgulanıyor.

Bu durum nedeniylede daha fazla çalışmak zorunda kalıyorlar. İzin hakları neredeyse bulunmuyor.

ILO Başkan yardımcısı Polaski, raporda ortaya konan verilerin bir ülke içinde çalışan iki grubun sahip olduğu haklar arasındaki uçurumun boyutlarını ortaya koyduğunu ve ülkelerin bu uçurumu kapamak için harekete geçmesi gerektiğini söylüyor.

Rapor, bir bakıma, ileriki yıllarda, bu alanda sağlanması hedeflenen ilerlemenin tespiti için karşılaştırmalı değerlendirme sürecinin de başlangıcını ifade ediyor. Raporda bu alanda hükümetlerin, sendikaların, çalışanların ve ev işlerinde istihdam edilen kişilerle ilgili kuruluşların birlikte çalışarak gerekli yasaları hayata geçirmeleri isteniyor.

“Ev İşlerinde Çalışanlar” raporu 2011 Haziran ayında ILO Genel Kurulunda kabul edilen ilgili sözleşme çerçevesinde hazırlandı. Sözleşme kapsamında ev işlerinde çalışanların da diğer çalışanlar gibi mesai ve istirahat saatlerinin ve yıllık izin sürelerinin belirlenmesi isteniyor.

Söz konusu sözleşme bugüne kadar sadece Mauritius, Uruguay ve Filipinler parlamentolarında kabul edildi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, “2012 yılının kazanımları bizi gelecek yıllarda daha çok ilerleme sağlayabilecek konuma getirdi. Bazı fırsatlar yakaladık ancak bazı konularda da başarısız olduk. İhtilafların önlenme, insan ve küresel vatandaşlık üzerinde çok az vurgu yapılıyor. Sıklıkla kısa vadeli yaklaşımlar uzun vadeli vizyonun önüne geçiyor” sözleriyleriyle 2012 yılının değerlendirmesini yaptı.

Genel Sekreter Ban New York’taki BM Genel Merkezi’nde düzenlediği yılın son basın toplantısında Teşkilatın ve uluslararası topluluğun geçtiğimiz 12 ayda sağladığı ilerlemeler ve karşı karşıya kaldığı zorlukları anlattı.

Ban, “Fırtınalı bir yıl bitiyor. 2012 ‘de Suriye’den Sahel’e, Doğu Kongo’dan Kore Yarımadası’na kadar gerilimler yaşandı. Çalkantılari bir kez daha ihtilafları önleme ve barışı koruma misyonumuzu imtihan etti” diye konuştu.

Genel Sekreter, “Aynı zamanda Birleşmiş Milletler 21. Yüzyılın en baştaki zorluğu olan sürdürülebilir kalkınma için temellerin atılmasına yardımcı oldu” ifadelerini sözlerine ekledi.
Ban çoğunluğu sivil olan en az 20 bin kişinin öldüğü Suriye’deki durumla ilgili olarak ihtilafın giderek silahlı çatışmaya dönüşmesinden duyduğu derin endişeyi dile getirdi. Suriye’deki kriz çoğunluğu komşu ülkelere kaçan 500 binden fazla kişinin yerlerinden olmasına neden oldu, bu sayının kış mevsimi ve devam eden savaş ile daha da artması bekleniyor. BM tahminlerine göre Suriye içinde ise yaklaşık 4 milyon insanın acil insani yardıma ihtiyacı var. Bunların yaklaşık 2 milyonunu Suriye içinde yerlerinden edilmiş kişiler oluşturuyor.
Ban Ki-moon, Suriye’den kaçanları barındırmak için komşu ülkelerin büyük bir mali yük ile karşı karşıya olduklarını vurguladı ve uluslararası topluluktan gelecek 6 ay için Suriye’deki durumdan etkilenenlere insani yardım için istenen 1.5 milyar Dolar için cömertce katkıda bulunmalarını istedi.

Genel Sekreter gelecek yılın başlarında uluslararası bir donör konferansı düzenlemeyi düşündüğünü sözlerine ekledi.
Ban uluslararası topluluğa Suriye’deki krize barışçıl ve siyasi bir çözüm bulmak için çaba gösteren BM ve Arap Birliğinin ortak Suriye özel temsilcisi Lakhdar Brahimi’nin arkasında birlik olması çağrısında da bulundu.

Atlas Okyanusundan Kızıl Denize uzanan Afrika’nın Sahel Bölgesi ile ilgili olarak Genel Sekreter 9 ülkede 20 milyon insanın krizden etkilendiğini hatırlattı. Bölgedeki insanların hayatlarının kuraklık, açlık, zayıf yönetimler, uyuşturucu kaçakcılığı ve terör yüzünden tepetaklak oluğunu söyledi. Ban, bu yılın başından bu yana çeşitli siyasi, güvenlikle ilgili ve insani sorunlar yaşanan Mali’deki durumun ise aciliyet gerektirdiğini vurguladı. Geçen hafta Genel Sekreter ve Güvenlik Konseyi Mali’deki askeri müdahalenin sona ermesi için çağrı yapmıştı. Mali silahlı kuvvetleri ülkenin başbakanını tutuklamış, başbakan istifa etmiş ve hükümet dağılmıştı. Ban “Mali halkına demokrasiyi geri getirmek için elimizden gelen yardımı yapmalıyız” ifadelerini kullandı.

Genel Sekreter Kongo Demokratik Cumhuriyeti (DRC) hakkında ülkenin halen istikrarsızlıkla savaştığını ve cinsel şiddet olaylarının işlendiğini belirtti. Ban, DRC hakkında uluslararası topluluğun yaklaşımını yeniden düşünmesi gerektiğini kaydetti.
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin kısa süre önce fırlattığı roketle ile ilgili olarak Güvenlik Konseyi’nin uygun bir tepki göstereceğini beklediğini söyledi.

Pakistan’da kısa süre önce sağlık çalışanlarının öldürülmesiyle ilgili olarak ise Genel Sekreter bu hareketlerin acımasız ve affedilemez olduğunu belirtti ve şiddetle kınadığını hatırlattı.
Ban Ki-moon Orta Doğu barış sürecinin derin bir donukluk halinde olduğunu ifade etti. Ban, İsrail ve Filistin taraflarının her zamankinden daha fazla kutuplaştığını belirtti.

Ban, “Batı Şeria’da özellikle Kudüs çevresindeki artan yerleşim faaliyetlerinden derin endişe duyuyorum. Bu durum, yaşayabilir bir Filistin Devleti kurma çabalarını büyük ölçüde tehdit ediyor. İsrail’e bu tehlikeli yola girmeye devam etmemesi için çağrı yapıyorum” dedi ve çok geç olmadan barış sürecini yeniden başlatmak gerektiğini vurguladı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri 2012 yılının değerlendirmesini yaptığı basın toplantısında, Libya, Myanmar, Somali ve Yemen’deki siyasi değişimlere de değindi. Ayrıca, Sierra Leone’de geçen ay yapılan başarılı seçimler ile, kısa süre önce Timor-Leste’de BM barışgücünün görevinin sona ermesinden bahsetti.

Ban Ki-moon Mısır’da ise siyasi geçiş sürecinin kritik bir noktada olduğunu ifade etti. Yeni bir anayasa üzerinde çalışan ülkede Devlet Başkanı Muhammed Morsi yandaşları ve karşıtları arasında şiddetli çatışmalar yaşanmıştı. Genel Sekreter, “Devlet Başkanı Morsi ile kısa süre önce konuştum ve geçiş sürecinin barışçıl ve uzlaşı içinde ilerleyeceğini umduğumu söyledim” diye konuştu. Ban, umudunun Arap Dünyasının kalbinde “demokrasi piramidi” inşa edilmesi olduğunu da sözlerine ekledi. Mısırlıların farklı düşüncelerini diyalog yoluyla çözmelerinin önemine dikkat çeken Ban, bunun zaman alacağını ancak herkesin haklarına saygı gösteren ve koruyan yeni bir Mısır kurmalarının çok önemli olduğunu vurguladı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri küresel ekonomiden hala çok fazla insanın yeteri kadar yararlanamadığını belirtti ve zayıf ekonomik büyüme nedeniyle küresel istihdam krizinin aşılmasının çok uzun zaman alacağını kaydetti. “Bizim tepkimiz dünyanın en fakir insanları ve ülkelerini korumak ve onlara yatırım yapmak olmalıdır” dedi.
Birleşmiş Milletler’in 2012 yılında ekonomik ve toplumsal ilerleme sağlamak ve uzun süreli barış için sağlam temeller oluşturmak üzere büyük aşamalar kaydettiğini belirten Ban, bunlara örnek olarak Eylül ayında BM Üye Devleterinin hukukun üstünlüğü ilkesiyle ilgili deklarasyonu ve Rio+20 Sürdürülebilir Kalkınma Konferansını verdi.

Haziran ayında Brezilya’da toplanan Rio+20 Konferansında dünya liderlerinin, herkesi dahil eden, saydam, güçlendirilmiş ve çok taraflı sistemlerin sürdürülebilir kalkınmayla ilgili küresel zorlukların üstesinden gelmede ne kadar önemli olduğunu gördüklerini kaydetti. Konferansın en önemli sonuçlarından bir tanesi üye Devletlerin Bin Yıl Kalkınma Hedefleri üzerine inşa edilecek ve 2015 sonrası kalkınma gündemi ile birleşecek sürdürülebilir kalkınma hedefleri süreci konusunda anlaşmaya varmaları olduğunu hatırlattı.
Genel Sekreter kısa süre önce Doha’da toplanan BM İklim Değişikliği Konferansı’nın uluslararası toplumu 2015 yılına kadar doğru yolda tutma konusunda gerekeni sağladığını da sözlerine ekledi.
İki hafta süren söz konusu konferansta bu sene sonunda ilk taahhüt süresi sona erecek olan 1997 Kyoto Protokolü 2020 yılına kadar uzatılmıştı.

Ban Ki-moon, gelecek yılda ileriye dönük gündemi hakkında daha fazla konuşacağını da sözlerine ekledi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Robert Vos, BM Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi Kalkınma Politikası ve Analizi Birimi Direktörü Dünya Ekonomik Durumu ve Tahminleri 2013 Raporunun tanıtımında. Fotoğraf: BM/Eskinder Debebe.

Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan raporda dünyada ekonomik büyümenin 2012 yılı boyunca oldukça zayıfladığı ve önümüzdeki iki yıl boyunca da durgun kalmasının beklendiği bildirildi. Rapor, büyümeye ivme kazandırmak ve işsizlik krizi ile mücadele etmek için politika değişiklikleri yapılması için çağrı yaptı.

İlk bölümü Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (DESA) tarafından yayınlanan Dünyanın Ekonomik Durumu ve Tahminler 2013 (The World Economic Situation and Prospects 2013) isimli raporda 2013 yılında küresel ekonominin yüzde 2,4 oranında, 2014 yılında ise yüzde 3,2 oranında büyümesinin beklendiği belirtiliyor. Bu rakamların Birleşmiş Milletler’in 6 ay önceki tahminlerinden oldukça düşük olması dikkat çekiyor.

Raporla ilgili yayınlanan basın duyurusunda bu hızda bir büyümenin pek çok ülkenin karşı karşıya kaldığı işsizlik krizinin üstesinden gelmeye yetmeyeceği kaydedildi. Duyuruda, mevcut politikalar ve büyüme eğilimleri ile Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin 2008-2009’da yaşanan büyük durgunluğun neden olduğu iş kayıplarını kapamak için en az 5 yıla ihtiyaç duyacağı belirtildi.

Rapor başlıca gelişmiş ekonomilerdeki zayıflıkların küresel ekonomik yavaşlamanın nedeni olduğunu kaydederken, bu ekonomilerin çoğunluğunun ama özellikle Avrupa’dakilerinin yüksek işsizlik oranları, mali sektör kırılganlığı, yavaş büyüme ve kemer sıkma kısır döngüsünde kapana kısıldığı vurgulandı.

Pek çok Avrupa ekonomisi ve Euro bölgesi bir bütün olarak durgunluk içinde bulunuyor. Euro bölgesinde işsizlik oranları bu yıl yüzde 12 gibi rekor rakamlara kadar çıktı. Ayrıca ABD ekonomisi 2012 yılında önemli ölçüde yavaşladı ve 2013 yılında da büyümenin zayıflayarak yüzde 1,3’te kalması bekleniyor. Japonya’da da deflasyon (fiyatların düşmesi) durumu devam ediyor.

Avrupa, Japonya ve ABD’deki ekonomik sıkıntılar kalkınmakta olan ülkeleri de etkileyerek, kapital akışında ve fiyatlarda değişkenliğe neden oluyor.

DESA’nın Kalkınma Politikası ve Analiz Birimi Direktörü Rob Vos, raporla ilgili yaptığı açıklamada, Euro bölgesinde krizin, ABD’de “mali uçurum”un kötüleşmesi ve Çin’de yaşanacak sert bir inişin yeni bir küresel durgunluğa neden olabileceğini söyledi. Tüm bu risklerin yüzde 1 ila 3 arasında küresel çıktı kaybına neden olacağı uyarısında bulundu.

Rapor, mevcut politikaların gerekli olan unsurlara sahip olmadığını vurgularken, mali politikada değişiklik yapılarak, kısa dönemli çözümler yerine orta ile uzun dönemli mali sürdürülebilirlik sağlayacak ekonomik büyümeye odaklanmak gerektiğini söylüyor.

Rapor, preamatüre mali kemer sıkma politikalarının engellenmesini tavsiye ederken, mali politikaların yeniden yönlendirilmesinin küresel olarak koordine edilmesi ve doğrudan istihdam yaratan ve yeşil büyümeyi desktekleyen yapısal politikalarla uyumlu olması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, para politikalarının küresel olarak daha iyi koordine edilmesi tavsiyesi yapılıyor.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE