Archive for 04 Mart 2015



Birleşmiş Milletler Türkiye Ülke Ekibi Olarak vizyonumuz:

•Ulusal ihtiyaçlara cevap verebilmek

•Performans ve kalitede örnek olacak standartlar belirlemek

•Yetkili ve tutarlı ekipler teşkil etmek suretiyle Türk halkının yaşamında fark yaratma sözü vermiş değerli ve güvenilir bir ortak olarak kabul görmektir.http://www.un.org.tr/v3/vp/ana-sayfa.php

Reklamlar


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Güvenlik Konseyi’ne hitaben yaptığı konuşmada, BM’nin 70 yıllık geçmişinde bir çok başarıya imza attığını, bir çok krizle eş zamanlı olarak başa çıkmak zorunda kaldığını ve daha iyi bir dünya için çalıştığını söyledi.

Ban, “BM yeni bir dünya savaşını önlemek için kuruldu ve bu amacında başarılı oldu. Ancak, soykırımların yaşanmasına ve bir çok savaşın çıkmasına rağmen, eğer BM olmasaydı, geride kalan 70 yılda çok daha fazla kan dökülürdü” dedi.

BM, barış ve güvenlik alanlarına yaptığı katkıların yanı sıra insan ömrünün uzaması, insanların daha sağlıklı bir yaşam sürmesi, kadınların konumlarının güçlendirilmesi, uluslararası hukukun ve demokratik yönetimin güçlendirilmesi ve refahın arttırılması çalışmalarının da içinde yer alıyor.

Ban, dünyanın BM Anlaşmasının imzalandığı tarihten bu yana büyük bir değişim yaşadığını, bu değişimin BM’ye de yansıdığını ve üye sayısının yaklaşık dört kat arttığını, iklim değişikliği gibi konuların uluslararası topluluğun gündemine girdiğini söyledi.

Ban, BM Anlaşmasının yaşayan bir belge olduğunu, zaman içinde bir çok sınavdan başarı ile çıkan ilkeleri içerdiğini ve uluslararası topluluk için bir pusula görevi yerine getirdiğini belirtti.

Ban, BM Anlaşmasının bu özelliği gözden kaçırılmadan, üye devletlerin, BM’nin ana amacı olan “kolektif güvenlik” kavramına herkesin kabul edeceği için ortak anlam vermelerinin gerektiğini söyledi.

Uluslararası topluluğun istenen işbirliğini ortaya koyamadığını, bunun nedenlerinin belirlenmesi gerektiğini belirten Ban, “Onur ve barış içinde birlikte yaşamak için verdiğimiz sözü gelin bir kez daha teyit edelim” diyerek konuşmasını sonlandırdı.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE


Çocukluk döneminde fiziksel, duygusal ve/veya cinsel istismara maruz kalan çocuklar, yaşadıkları travmayı uzun süre üzerlerinden atamıyor, hatta bu sorunlar nedeniyle yetişkinlik dönemlerinde dahi sosyal, duygusal bozukluklardan riskli alışkanlıklara ve hatta erken ölüme kadar bir dizi olumsuz sonuç ile karşılaşı karşıya kalabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Ofisi ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından hazırlanan ve bugün Ankara’da yapılan 2013-TÜRKİYE’DE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDE ÇOCUKLUK ÇAĞI OLUMSUZ YAŞAM DENEYİMLERİ ARAŞTIRMASI ÇALIŞMA RAPORU” tanıtım toplantısına katılan yetkililer çocuklara yönelik şiddetin dünya genelinde ciddi boyutlara ulaşabildiğini, Türkiye’de de bu konuda adımlar atılması gerektiğine vurgu yaptı.

Prof. Dr. Betül Ulukol, raporu tanıtım konuşmasında, bulguların Türkiye’de üniversite öğrencilerinin oluşturduğu araştırma grubunda Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşam Deneyimi (ÇÇOYD)’nin yüksek olduğunu gösterdiğini belirtti. Rapor sonuçlarına göre Türkiye’de genel olarak fiziksel istismar en fazla görülen kötü muamele tipi olarak ortaya çıkıyor.

Prof. Ulukol, katılımcıların yaklaşık yarısının en az bir ÇÇOYD öyküsü ifade ettiğini, bu gruptaki kişilerin, uyuşturucu kulanımı dahil, sağlık için risk oluşturan davranışlara daha meyilli olduklarının, daha fazla duygusal sorun yaşayabildiklerinin görüldüğünü belirtti.

Prof. Ulukol, ÇÇOYD öyküsü anlatanların en çok aile içi şiddete de tanıklık ettiğinin anlaşıldığını, bu durumun da aile içi şiddetin çocuklar üzerindeki son derece olumsuz etkisi ve sonuçlarını bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.

DSÖ Avrupa Bölge Ofisi Şiddet ve Yaralanmanın Ölenmesi Program Yöneticisi Dinesh Sethi de konuşmasında Avrupa Bölgesinde ÇÇOYD sorununun çözümü için “Çocuğa yatırım: Çocukların kötüye kullanılmasının önlenmesi Avrupa 2015-2020 Eylem Planı”nın hazırlandığını söyledi.

Sethi, söz konusu plan sayesinde çocukların kötüye kullanılmasının ve cinayetlerinin 2020 yılına kadar yüzde 20 azaltılmasının hedeflendiğini belirtti.

DSÖ Ankara Ofisi Başkan Vekili Mehmet Kontaş da açılış konuşmasında konunun önemine vurgu yaptı ve raporun hazırlanmasına katkı sağlayan tüm taraflara teşekkürlerini iletti.

Türkiye’nin beş farklı bölgesindeki beş üniversiteden 2,257 öğrencinin katılmıyla hazırlanan raporda ÇÇOYD ile sağlık için risk taşıyan davranışlar ve bazı sağlık sorunları arasındaki ilişki irdeleniyor. Raporda elde edilen sonuçların Türkiye’de öncelikli müdahale gerektiren alanların belirlenmesine katkıda bulunması bekleniyor.

Ayrıca rapor ile, çocuk istismarı ve ihmalinin önlenmesinin önemi hususunda politika yapıcılara ve halka gerekli bilginin sunulması hedefleniyor

Çocuk istismarı ve ihmalinin önlenmesine yönelik girişimler DSÖ Avrupa Bölgesine üye devletlerin uygulamakla yükümlü olduğu “Çocuklara yatırım: Çocukların kötüye kullanılmasının önlenmesi Avrupa eylem planı”nın hayata geçirilmesi açısından da önem taşıyor. Raporun Türkiye’de çocuk istismarı sorununun boyutları ve bu sorunun nasıl önleneceği konusundaki tartışmalara da önemli bir katkı sunacağı düşünülüyor.

Rapor tanıtım toplantısı daha sonra İstanbul Milletvekili ve TBMM Çocuklarda ve Gençlerde Artan Şiddet Eğilimi Meclis Araştırma Komisyonu Başkanı Halide İncekara’nın başkanlığında yapılan yuvarlak masa toplantısıyla devam edildi
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE


İnsan Hakları Konseyi’nin 28. Oturumunun açılışını izleyen gazeteciler. Fotoğraf BM/Jean-Marc Ferré

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon Birleşmiş Milletlerin insan hakları ihlallerini önlemek için gerekli misyon ve araçlara sahip olduğunu ancak en büyük sorunun Üye Devletlerin bu araçları kullanmada gösterdikleri siyasi uzlaşı eksikliği olduğunu söyledi.

Ban Cenevre’de BM İnsan Hakları Konseyi’nin 28. Oturumunun açılışında video konferans yoluyla yaptığı konuşmada, İnsan Hakları Konseyinden ulusal aktörleri insan haklarını anlatma ve korumada destekleyecek erken ve uygulanabilir adımlar arkasında birleşmesini istedi. Ban ayrıca insan hakları konusunda erken eyleme geçmenin ulusal egemenliğe karşı gelinmesine değil tam tersine güçlendirilmesine fayda sağladığına vurgu yaptı.

Genel Sekreter “Dünya ayrımcılık ve eşitsizlikten baskı ve şiddetli ekstremizme kadar ciddi insan hakları ihlalleri ile karşı karşıya. Ortak sorunumuz öncelikle bu ve diğer ihlallerin hiç vuku bulmaması için çok daha fazlasını yapmamız” ifadelerini kullandı.

Ban insan haklarının olması ve korunmasının Birleşmiş Milletlerin tüm gündeminin esası olduğunu vurguladı ve Önce İnsan Hakları Girişimi de dahil olmak üzere kapasite geliştirme, izleme ve raporlama faaliyetlerinin de önemine dikkat çekti. İnsan Hakları ihlalleri erken ele alınabilseydi Suriye’deki insani ve siyasi felaketin önlebileceğini kaydetti.

Göreve gelmesinin ardından Konsey’de ilk kez söz alan İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Ra’ad Hüseyin de aşırı uçta şiddet sergileyenleri etkisiz hale getirmede dünyanın kolektif çabasında bütünüyle ilkeli ve ustaca davranması gerektiğini belirtti.

Zeid, uluslararası insani yardım hukuku ve uluslararası insan hakları hukukuna tam olarak uyulması gerektiğinin altını çizerken, BM Anlaşması 70 yıl önce yazılmasına karşın insan haklarının günümüzde bazen şok edici derecede ihlal edildiğini söyledi.

Zeid ayrıca bazı ülkelerin İnsan Hakları Konseyinin bağımsız uzmanlarına saygısız davranılmasından son derece rahatsız olduğunu vurguladı.

Birleşmiş Milletlerin hükümetler arası organı olan İnsan Hakları Konseyi dünya çapında insan haklarının korunmasının güçlendirilmesi, insan hakları ihlallerinin ele alınması ve tavsiyelerde bulunması görevlerini yerine getiriyor.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE