Latest Entries »


Birleşmiş Milletler Türkiye Ülke Ekibi Olarak vizyonumuz:

•Ulusal ihtiyaçlara cevap verebilmek

•Performans ve kalitede örnek olacak standartlar belirlemek

•Yetkili ve tutarlı ekipler teşkil etmek suretiyle Türk halkının yaşamında fark yaratma sözü vermiş değerli ve güvenilir bir ortak olarak kabul görmektir.http://www.un.org.tr/v3/vp/ana-sayfa.php

Reklamlar

Merhaba Sevgili Ziyaretçilerim

—————-İlgili resim—————
Sevgili ziyaretçilerim haber yayınlarıma ve yazılarıma kısa bir süreliğine ara vermek zorundayım.Siz çok değerli ziyaretçilerime her zaman en doğru ve sıcak ve kaliteli haberleri sunmaya çalıştım ve sunmaya da devam edeceğim. Bana götermiş olduğunuz ilgi ve teveccüh için çok teşekkür ederim.En kısa zamanda tekrar buluşmak dileğiyle…
Sasan Çayırbaş


Hareket halinde olan milyonlarca insan için çalkantılı bir yıl daha sona ererken Birleşmiş Milletler Uluslararası Göçmenler Gününde göçmenler için daha çok işbirliği yapılması ve hoşgörüsüzlük ve yabancı düşmanlığının kararlı bir şekilde reddedilmesi için çağrı yaptı.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon 18 Aralık Uluslararası Göçmenler Günü vesilesiyle yayınladığı mesajında silahlı ihtilafların sivil halk üzerindeki korkunç etkilerini hatırlatarak, bu yıl da Akdeniz’den geçerken kaybolan binlerce hayata ve toplumdaki çeşitli kötü durumlar için mülteci ve göçmenleri suçlayan hareketlere tanıklık ettiğimizi söyledi.

Ban Ki-moon tüm bu karmaşıklığın içinde yüreklerini açan insanlar ve toplumlar olmasının ise umut ışığını koruduğunu kaydetti. Ban, BM Mülteciler ve Göçmenler Zirvesinde kabul edilen New York Deklarasyonunun da umut veren bir uluslararası girişim olduğunu kaydetti.

2018 yılında güvenli ve düzenli göç için küresel ilkelerin benimsenmesi adına New York Deklarasyonunun çok kritik bir adım olduğunu belirten Genel Sekreter, hükümetlerin büyük mülteci ve göçmen hareketlerini merhametli, insanı merkezine alan, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı ve temel insan haklarına dayalı bir şekilde yönetmelerinin önemine dikkat çekti.

“Her göçmen insan hakları olan bir insandır” ifadesini kullanan Genel Sekreter göçmenlerin insan haklarının korunması için göçmenlerin geldiği, geçtiği ve vardığı ülkeler arasında uluslararası hukuk ve standartlar çerçevesinde daha kuvvetli işbirliği olması gerektiğini vurguladı.

Ban “Hoşgörüsüzlük, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı güden politikalar ve göçmenlerin günah keçisi ilan edilmesini reddetmeliyiz. Göçmenleri taciz eden ve onlara zarar vermeye çalışanlar hesap vermelidir” dedi.

Uluslararası Göç Örgütü Genel Direktörü William Lacy Swing de Uluslararası Göçmenler Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada bugün Dünyada gerçek bir demografik devrim yaşandığını ifade etti ve bunun herkesin yararına olacak şekilde idare edilmesinin önemine dikkat çekti. Kimi göçmenlerin sadece bir fırsat istediğini ve geçici olacak bir fırsatı bile memnuniyetle karşılayacağını, daha uzun kalan göçmenlerin ise geldikleri topluma ekonomik ve kültürel olarak katkı sağlayacağını belirtti.

BM Kadın Birimi UN Women ise bugün Dünyada 244 milyon göçmen olduğunu ve bunların yarısının kadın olduğunu bildirdi. UN Women uluslararası topluluğun birleştirilmiş ve toplumsal cinsiyete duyarlı çözümler üretmesinin önemine dikkat çekti.

kaynak:birleşmiş milletler

“Tehlikeli ve karmaşık” tahliye sonucu savaşın harabeye çevirdiği doğu Halep’ten binlerce kişi ayrıldı

Halep’te evlerinden uzaklaşmak zorunda kalanlar Dünya Gıda Programı tarafından dağıtılan gıda yardımını alabilmek için sıra bekliyor: WFP/Hani Al Homsh

BM yetkilileri “büyük, tehlikeli ve kompleks tahliye” süreci sonunda savaşın harabeye çevirdiği doğu Halep’ten binlerce sivilin başka bölgelere nakledilme işleminin sonuna gelindiğini belirtti.

Uluslararası Suriye Destek Grubunun Cenevre’de 22 Aralık tarihinde insani yardım konusunda yapılan toplantısı kapsamında konuşan BM Suriye Kıdemli Danışmanı Jan Egeland, 35 bin kişinin 200 otobüs ve 750 binek araç ve kamyonet ile BM gözlemcilerinin de bulunduğu Ramuseh kapısını kullanarak doğu Halep’ten ayrıldığını açıkladı.

Tahliye işlemini “son derece kompleks” olarak tanımlayan Egeland Suriye Arap Kızılayına ve Uluslararası Kızıl Haç Komitesine (ICRC) ve BM ekibine vardiyalı olarak durup durmaksızın çalışarak sivillerin bölgeden güvenli bir şekilde ayrılmalarını sağladıkları için teşekkür etti.

Egeland, doğu Halep’ten ayrılarak İdlib ve Halep’in kırsal kesimine nakledilen binlerce sivile gıda ve barınak yardımı konusunda BM ile birlikte çalışan 32 sivil toplum kuruluşuna da teşekkür etti.

Egeland, 19 Aralık tarihinde alınan ilgili Güvenlik Konseyi kararı kapsamında çatışmaların sürdüğü alanlarda BM’nin varlığının artması ve gözlem görevini korumanın takip etmesi gerektiğini söyledi.
Egeland, hali hazırda Halep’te bulunan 100 BM çalışanına 31’inin daha ilave olduğunu, BM personelinin doğu Halep’in tüm mahallerine erişiminin önündeki engellerin Suriye hükümeti ve Halep valiliğince kaldırılması gerektiğini belirtti. Egeland, bu amaçla BM personel sayısının artırılması için çalışmaları başlattıklarını da söyledi.

Egeland doğu Halep haricinde Suriye’de kuşatma altında bulunan 15 bölge daha olduğunu, tüm dikkatlerin Halep üzerinde yoğunlaşması nedeniyle bu durumun dikkatlerden kaçtığını belirtti. Egeland, bu bölgelerin neredeyse tamamına Aralık ayında insani yardım erişimi sağlanamadığını, Kasım ayının da zorlu geçtiğini sözlerine ekledi.

BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura da yaptığı açıklamada, artık insani yardımların sadece Halep’teki değil diğer tüm bölgelerdeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, çatışmaların durdurulması ve siyasi sürece ivme kazandırılması zamanının geldiğini söyledi. Mistura, tüm bunların başarılabilmesi için Güvenlik Konseyinin yeniden birlik göstermesi gerektiğini belirtti.

Mistura, Suriyeli taraflar arasındaki görüşmelere 8 Şubat tarihinde Cenevre’de devam edileceğini açıkladıklarını, o dönemde yeni BM Genel Sekreterinin görevi devralmış olacağını, tüm bu gelişmelerin ilgili BM Güvenlik Konseyi kararlarında ortaya konan barış süreci yol haritasının hayata geçirilmesine ivme kazandırabileceğini söyledi.

Uluslararası Suriye Destek Grubu tarafından insani yardımın sevkiyatı ve daha geniş çaplı ateşkes için oluşturulan çalışma grupları 2016 başlarından bu yana krize bir çözüm bulmak için ayrı ayrı toplanıyor. Rusya ve ABD’nin eş başkanlığını yaptığı Uluslararası Suriye Destek Grubu aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülkeye ve BM, Arap Birliği ve Avrupa Birliğinden oluşuyor.

kaynak:birleşmiş milletler

Halep’ten sivillerin tahliyesine dondurucu soğuk hava koşullarında devam ediliyor

BM ekipleri Suriye hükümeti tarafında oluşturulan Ramuseh kontrol noktasında doğu Halep’ten tahliyeleri gözlemlemek üzere 15 Aralık tarihden bu yana görev yapıyor. OCHA/MB

 

Savaşın harabeye çevirdiği ve hava sıcaklığının sıfırın altında derecelerde yaşandığı Doğu Halep’ten sivillerin tahliyelerine Suriye Arap Kızılayı ve Uluslararası Kızıl Haç Komitesi (ICRC) gözetiminde devam edilidi. BM personeli de tahliyelerde gözlem yapıyor.

Konuyla ilgili olarak Birleşmiş Milletler’den yapılan açıklamada kuşatma altındaki doğu Halep’ten son beş gün içinde tahliye edilen sivillerin sayısının ICRC verilerine göre 25 bine ulaştığının tahmin edildiği belirtildi.

New York’ta BM Güvenlik Konseyi de oybirliiği ile aldığı karar ile Suriye’de çatışmaların sürdüğü alanlara sınır ötesi insani yardım sevkiyatına bir yıl süreyle daha onay verdi ve başta Suriye hükümeti olmak üzere tüm taraflardan uluslararası hukuk kapsamında kararın uygulanmasına yönelik sorumluluklarını yerine getirmelerini istedi.

BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, günlük basın brifinginde konuyla ilgili olarak basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Şam’da konuşlu BM personelinden en az 20’sinin daha ilave olarak Halep’te Suriye Arap Kızılayı ve ICRC ile birlikte tahliye sürecini gözlemlemek üzere görevlendirildiğini açıkladı.

BM ekipleri Suriye Hükümetince oluşturulan Ramuseh kontrol noktasında tahliyeleri gözlemlemek üzere 15 Aralık tarihinden bu yana görev yapıyor. Haq, ICRC’in tahminlerine göre bugüne kadar doğu Halep’ten son beş gün içinde 25 bin sivilin tahliye edilmiş olduğunu ifade etti.

Haq, açıklamasında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) rakamalarına göre 19 Aralık itibarıyla doğu Halep’ten 301 yaralı ve hastanın tahliye edildiğini, bunların aralarında durumu ağır olan 93’ünün Türkiye’ye sevk edilidiğini, diğerlerinin ise İdlib’deki hastanelere nakledildiğini söyledi.

Haq, en büyük endişenin söz konusu bölgelerden ayrılmakta olan sivillerin karşı karşıya kalabilecekleri güvenlik sorunları olduğunu söyledi ve sivillerin her türlü müdahaleye açık alanlarda, sıfırın altında değerlerdeki hava sıcaklığında tahliyeleri beklemek zorunda kaldıklarını ifade etti. Haq, isteyen tüm sivillerin doğu Halep’ten güvenlik içinde ayrılmalarına izin verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Haq, ayrıca, hayat kurtaracak insani yardımların ulaştırılabilmesi için insanlara erişimin de en hızlı şekilde sağlanması gerektiğini belirtti.

kaynak:birleşmiş milletler

BM Musul’dan kaçan 100 bin Iraklıya gıda yardımı yaptı

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı Musul krizinden etkilenen herkese yardım ulaştırmaya çalışıyor. Fotoğraf: WFP/Marco Frattini

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) Musul’da artan çatışmalardan kaçan 100 bin kişiye gıda yardımı yaptı. Bunların arasında  Goghali’de bulunan 25 bin kişi de bulunuyor. WFP ayrıca Musul kentinde kalan ailelere de ulaşmaya çalışıyor.

Savaştan kaçanlar için kurulan kampların sayısı artsa da, hala binlerce ailenin acil yardım ve gıda yardımına ihtiyacı var. WFP ailelere yemeğe hazır gıdalar sağladığı gibi, aylık yiyecek paketleri de sağlıyor.

Irak’taki WFP Direktörü Sally Haydock, “Kampta veya evlerinde ya da etraftaki semtlerde nerede olduklarına bakılmaksızın ihtiyacı olanlara gıda yardımı yapıyoruz” diye konuştu. Haydock, “İnsanların hayatları alt-üst oldu – bu zor zamanda gıdanın da onlar için ek bir endişe olmamasını sağlamak bizim görevimiz” diye de ekledi.

Musul’un içinde kuşatmada kalan insanların gıdaya erişimi konusunda WFP’nin büyük endişeleri olduğunu belirten Haydock, güvenli erişim olur olmaz ihtiyacı olan ailelere ulaşmak için çalıştıklarını da belirtti.

WFP hali hazırda 3 gün boyunca 2.1 milyon kişiye yeterli hazır gıda sağlayacak durumda olduklarını, ellerinde yarım milyon aileye bir ay boyunca  yetecek gıda yardımının da olduğunu bildirdi.

kaynak:un.org.tr

BM yardım kuruluşları Musul’a acil insani yardım yapıyor

Musul’daki çatışmalar nedeniyle yerinden edilmiş bir kız çocuğu. Fotoğraf: UNICEF/Delil Soulaiman

Birleşmiş Milletler çocuklara yardım fonu UNICEF’in liderliğinde, diğer insani yardım kuruluşlarının da dahil olduğu 15 bin çocuk için acil yardım malzemesi taşıyan insani yardım konvoyu Irak’ın Musul kentine ilk giren konvoy oldu.

UNICEF Irak’ın Temsilci Yardımcısı Hamida Ramadhani konuyla ilgili yaptığı açıklamada geçen 2 yıl boyunca UNICEF’in ilk kez Musul’a girdiğini kaydetti. Pazar günü kente giren ekipler savaştan etkilenenlere acil destek yardımları yapıyorlar.

UNICEF, 14 araç ile iletilen acil yardımın bir ay boyunca 15 bin çocuk ve ailesine yani 30 bin kişiye yeterli olacağını bildirdiler. Yardım Musul’un doğusunda yer alan Gogachly’ye ulaştırıldı.

Ortamın tehlikeli durumuna rağmen, malzemeler toplam 6 saat içinde dağıtıldı.

Musul’da en az 56 bin kişi yerlerinden olmuş durumda, bunların arasında 27 bin çocuk ve aileleri var. 1.5 milyon kişi de kentin içinde hapsolmuş durumda.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) gibi diğer BM kuruluşları da Musul’a yardım operasyonları yürütüyorlar.

IOM Irak ofisinin kullandığı bir sistemle Irak hükümeti ve insani yardım kuruluşları yer değiştirmeleri takip edebiliyorlar. Verilere göre Musul’u terkedenlerin yüzde 98’i Kuzey Irak’taki Ninewa bölgesinde bulunuyor. IOM bölgedeki yerlerinden olmuş ailelere barınma sağlamak için çalışmalar yapıyor

kaynak:un.org.tr

UNICEF, UNFPA, UN Women ve UNDP’nin Çocukların Cinsel İstismarına Yönelik Yasa Teklifine İlişkin Ortak Açıklaması

UNICEF, UNFPA, UN Women ve UNDP’nin Türkiye temsilcilikleri, 17 Kasım’da gerçekleştirilen yasama oturumu sırasında TBMM’ye sunulan ve çocuk istismarı suçu faillerinin mağdurla evlenmeleri halinde, failin bir çeşit aftan yararlanmasına yol açabilecek yasa teklifi nedeniyle derin bir kaygı duymaktadır.

Sunulan yasa teklifinin mevcut haliyle kabul edilmesi, Türkiye’nin cinsel istismar ve çocuk evlilikleri ile mücadele gücünü zayıflatabileceği gibi, bu çocuk hakkı ihlallerinin failleri lehine bir cezasızlık algısı oluşması sonucunu doğurabilir. Bununla birlikte, çocukların, cinsel istismarın failiyle evlenmek suretiyle bir kez daha mağdur edilmesi riskini de artırabilir.

Türkiye, hem Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin hem de Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin tarafıdır. Çocuk hakları ve bu hakların hayata geçirilmesi konusunda Türkiye’nin geçmiş yıllarda önemli gayret ve kazanımları olmakla birlikte, buna ilişkin hukuki çerçevenin çocuk evlilikleri de dâhil olmak üzere çocukların her türlü cinsel istismar ve sömürüye karşı korumasını garanti altına alacak şekilde geliştirilmesi ve uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi gerekmektedir.

Çocuklara yönelik her türlü cinsel şiddet suçtur ve mutlaka cezalandırılmalıdır. Bununla birlikte, her durumda çocukların yüksek yararı gözetilmelidir.

Bu vesileyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tüm üyelerine, Türkiye’deki kız ve erkek çocukların, çocuk evlilikleri ve diğer zararlı toplumsal uygulamalar da dâhil olmak üzere, her türlü cinsel istismar ve sömürüye karşı daha iyi korunmalarını sağlamak için gerekli tüm adımları atmaları çağrısında bulunuyor, çocuk ve kadın haklarının, özellikle de şiddet, sömürü ve istismara karşı korunma hakkının hayata geçirilmesi konusunda Türkiye Hükümeti ve Kurumlarıyla birlikte çalışmayı sürdürmeye hazır olduğumuzu da yineliyoruz.

—-
Daha fazla bilgi için:
UNICEF İletişim Bölüm Başkanı Sema Hosta shosta@unicef.org,
Tel: +90 312 454 1010
UNFPA Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Program Koordinatörü Meltem Ağduk agduk@unfpa.org, Tel: 0533 443 51 29

kaynak:un.org.tr

Dünyayı Turuncuya Boyayalım: Kadına ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet Son Bulsun Kampanyası Başlıyor

Genel Sekreter Ban Ki-moon (solda) and Phumzile Mlambo-Ngcuka, UN Women İcra Direktörü “Dünyayı Turuncuya Boyayalım: Kadına Karşı Şiddeti Sonlandrımak için Kaynak Yaratın” isimli etkinlikte görülüyor. Fotoğraf: BM/Eskinder Debebe

Birleşmiş Milletler yetkilileri şiddetle mücadelenin toplumda herkesin işi olduğunu vurgularken kadınlar ve kız çocuklarına karşı şiddettin uluslararası kalkınma gündeminde hala yeterli önceliği alamamasına dikkat çektiler ve şiddet salgınının durdurulması için çağrı yaptılar.

Birleşmiş Milletler’in New York’taki Genel Merkezi’nde Kadınlara ve kız çocuklarına karşı şiddeti sona erdirmek için maddi kaynak yaratmak amaçlı, UN Women evsahipliğinde yapılan 16 gün boyunca Dünyayı Turuncuya boyayalım kampanyasını başlatan etkinlikte bir konuşma yapan Genel Sekreter Ban Ki-moon “İstatistiklere inanmak zor. Anlaması daha da zor olan neden erkekler kadınlar ve kız çocuklarını kurban ediyorlar, niçin toplumlar kurbanların utanmasına neden oluyor, neden hükümetler bu ölümcül suçları cezasız bırakıyor, neden Dünya kadının tam anlamıyla topluma katılımının kazanımlarından faydalanmıyor?” ifadelerini kullandı.

“Dünyayı Turuncuya Boyayalım: Kadına ve Kız Çocuklarına Yönelik Şiddet Son Bulsun” küresel girişimi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kadına Yönelik Şiddeti Sonlandırmak için BİRLEŞİN isimli küresel kampanyası adına UN Women’ın öncülüğünde gerçekleştiriliyor. Kampanya için, kadına yönelik şiddetin olmadığı daha parlak bir geleceği temsil eden turuncu rengi seçildi. 16 günlük aktivizm boyunca dünyanın her yerinde etkinlikler düzenleniyor. Kampanya 10 Aralık İnsan Hakları Gününde sona erecek.

UN Women İcra Direktörü Phumzile Mlambo-Ngcuka, şiddetin toplumda derinlere gömüldüğünü, şiddetle mücadelenin erkek, kadın, medya ve dini topluluklar da dahil olmak üzere tüm toplumun görevi olduğunu söyledi.

Genel Sekreter olarak son kez bu kampanyaya katılan Ban, “Bu gerçekten ölüm kalım meselesi. Bazı ülkelerde kadınların yüzde 70’i birlikte olduğu kişiden fiziksel veya cinsel şiddet gördüğünü söylüyor. Bazı ülkelerde kadın cinayetlerine kurban gidenlerin yüzde 40 ile 70’i birlikte olduğu kişi tarafından öldürülüyor” dedi. Etkinliktekilere seslenen Ban kadınlara ve kız çocuklarına karşı şiddetin durması için 10 yıldır süren küresel çalışmaların parçası oldukları için teşekkür etti ve “savunmasızları savundunuz, suçların cezasız kalmaması için mücadele ettiniz. Birleşmiş Milletler ve ben sizin yanınızda durduk” dedi.

Genel Sekreter, Genel Sekreterliği boyunca onu ve ekibini en etkileyen anların kadınların toplumdaki konumlarının güçlendirilmesi mücadelesi bağlamında olduğunu da sözlerine ekledi.

kaynak:un.org.tr


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Güvenlik Konseyi’ne hitaben yaptığı konuşmada, BM’nin 70 yıllık geçmişinde bir çok başarıya imza attığını, bir çok krizle eş zamanlı olarak başa çıkmak zorunda kaldığını ve daha iyi bir dünya için çalıştığını söyledi.

Ban, “BM yeni bir dünya savaşını önlemek için kuruldu ve bu amacında başarılı oldu. Ancak, soykırımların yaşanmasına ve bir çok savaşın çıkmasına rağmen, eğer BM olmasaydı, geride kalan 70 yılda çok daha fazla kan dökülürdü” dedi.

BM, barış ve güvenlik alanlarına yaptığı katkıların yanı sıra insan ömrünün uzaması, insanların daha sağlıklı bir yaşam sürmesi, kadınların konumlarının güçlendirilmesi, uluslararası hukukun ve demokratik yönetimin güçlendirilmesi ve refahın arttırılması çalışmalarının da içinde yer alıyor.

Ban, dünyanın BM Anlaşmasının imzalandığı tarihten bu yana büyük bir değişim yaşadığını, bu değişimin BM’ye de yansıdığını ve üye sayısının yaklaşık dört kat arttığını, iklim değişikliği gibi konuların uluslararası topluluğun gündemine girdiğini söyledi.

Ban, BM Anlaşmasının yaşayan bir belge olduğunu, zaman içinde bir çok sınavdan başarı ile çıkan ilkeleri içerdiğini ve uluslararası topluluk için bir pusula görevi yerine getirdiğini belirtti.

Ban, BM Anlaşmasının bu özelliği gözden kaçırılmadan, üye devletlerin, BM’nin ana amacı olan “kolektif güvenlik” kavramına herkesin kabul edeceği için ortak anlam vermelerinin gerektiğini söyledi.

Uluslararası topluluğun istenen işbirliğini ortaya koyamadığını, bunun nedenlerinin belirlenmesi gerektiğini belirten Ban, “Onur ve barış içinde birlikte yaşamak için verdiğimiz sözü gelin bir kez daha teyit edelim” diyerek konuşmasını sonlandırdı.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE


Çocukluk döneminde fiziksel, duygusal ve/veya cinsel istismara maruz kalan çocuklar, yaşadıkları travmayı uzun süre üzerlerinden atamıyor, hatta bu sorunlar nedeniyle yetişkinlik dönemlerinde dahi sosyal, duygusal bozukluklardan riskli alışkanlıklara ve hatta erken ölüme kadar bir dizi olumsuz sonuç ile karşılaşı karşıya kalabiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Ofisi ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından hazırlanan ve bugün Ankara’da yapılan 2013-TÜRKİYE’DE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNDE ÇOCUKLUK ÇAĞI OLUMSUZ YAŞAM DENEYİMLERİ ARAŞTIRMASI ÇALIŞMA RAPORU” tanıtım toplantısına katılan yetkililer çocuklara yönelik şiddetin dünya genelinde ciddi boyutlara ulaşabildiğini, Türkiye’de de bu konuda adımlar atılması gerektiğine vurgu yaptı.

Prof. Dr. Betül Ulukol, raporu tanıtım konuşmasında, bulguların Türkiye’de üniversite öğrencilerinin oluşturduğu araştırma grubunda Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşam Deneyimi (ÇÇOYD)’nin yüksek olduğunu gösterdiğini belirtti. Rapor sonuçlarına göre Türkiye’de genel olarak fiziksel istismar en fazla görülen kötü muamele tipi olarak ortaya çıkıyor.

Prof. Ulukol, katılımcıların yaklaşık yarısının en az bir ÇÇOYD öyküsü ifade ettiğini, bu gruptaki kişilerin, uyuşturucu kulanımı dahil, sağlık için risk oluşturan davranışlara daha meyilli olduklarının, daha fazla duygusal sorun yaşayabildiklerinin görüldüğünü belirtti.

Prof. Ulukol, ÇÇOYD öyküsü anlatanların en çok aile içi şiddete de tanıklık ettiğinin anlaşıldığını, bu durumun da aile içi şiddetin çocuklar üzerindeki son derece olumsuz etkisi ve sonuçlarını bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.

DSÖ Avrupa Bölge Ofisi Şiddet ve Yaralanmanın Ölenmesi Program Yöneticisi Dinesh Sethi de konuşmasında Avrupa Bölgesinde ÇÇOYD sorununun çözümü için “Çocuğa yatırım: Çocukların kötüye kullanılmasının önlenmesi Avrupa 2015-2020 Eylem Planı”nın hazırlandığını söyledi.

Sethi, söz konusu plan sayesinde çocukların kötüye kullanılmasının ve cinayetlerinin 2020 yılına kadar yüzde 20 azaltılmasının hedeflendiğini belirtti.

DSÖ Ankara Ofisi Başkan Vekili Mehmet Kontaş da açılış konuşmasında konunun önemine vurgu yaptı ve raporun hazırlanmasına katkı sağlayan tüm taraflara teşekkürlerini iletti.

Türkiye’nin beş farklı bölgesindeki beş üniversiteden 2,257 öğrencinin katılmıyla hazırlanan raporda ÇÇOYD ile sağlık için risk taşıyan davranışlar ve bazı sağlık sorunları arasındaki ilişki irdeleniyor. Raporda elde edilen sonuçların Türkiye’de öncelikli müdahale gerektiren alanların belirlenmesine katkıda bulunması bekleniyor.

Ayrıca rapor ile, çocuk istismarı ve ihmalinin önlenmesinin önemi hususunda politika yapıcılara ve halka gerekli bilginin sunulması hedefleniyor

Çocuk istismarı ve ihmalinin önlenmesine yönelik girişimler DSÖ Avrupa Bölgesine üye devletlerin uygulamakla yükümlü olduğu “Çocuklara yatırım: Çocukların kötüye kullanılmasının önlenmesi Avrupa eylem planı”nın hayata geçirilmesi açısından da önem taşıyor. Raporun Türkiye’de çocuk istismarı sorununun boyutları ve bu sorunun nasıl önleneceği konusundaki tartışmalara da önemli bir katkı sunacağı düşünülüyor.

Rapor tanıtım toplantısı daha sonra İstanbul Milletvekili ve TBMM Çocuklarda ve Gençlerde Artan Şiddet Eğilimi Meclis Araştırma Komisyonu Başkanı Halide İncekara’nın başkanlığında yapılan yuvarlak masa toplantısıyla devam edildi
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE


İnsan Hakları Konseyi’nin 28. Oturumunun açılışını izleyen gazeteciler. Fotoğraf BM/Jean-Marc Ferré

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon Birleşmiş Milletlerin insan hakları ihlallerini önlemek için gerekli misyon ve araçlara sahip olduğunu ancak en büyük sorunun Üye Devletlerin bu araçları kullanmada gösterdikleri siyasi uzlaşı eksikliği olduğunu söyledi.

Ban Cenevre’de BM İnsan Hakları Konseyi’nin 28. Oturumunun açılışında video konferans yoluyla yaptığı konuşmada, İnsan Hakları Konseyinden ulusal aktörleri insan haklarını anlatma ve korumada destekleyecek erken ve uygulanabilir adımlar arkasında birleşmesini istedi. Ban ayrıca insan hakları konusunda erken eyleme geçmenin ulusal egemenliğe karşı gelinmesine değil tam tersine güçlendirilmesine fayda sağladığına vurgu yaptı.

Genel Sekreter “Dünya ayrımcılık ve eşitsizlikten baskı ve şiddetli ekstremizme kadar ciddi insan hakları ihlalleri ile karşı karşıya. Ortak sorunumuz öncelikle bu ve diğer ihlallerin hiç vuku bulmaması için çok daha fazlasını yapmamız” ifadelerini kullandı.

Ban insan haklarının olması ve korunmasının Birleşmiş Milletlerin tüm gündeminin esası olduğunu vurguladı ve Önce İnsan Hakları Girişimi de dahil olmak üzere kapasite geliştirme, izleme ve raporlama faaliyetlerinin de önemine dikkat çekti. İnsan Hakları ihlalleri erken ele alınabilseydi Suriye’deki insani ve siyasi felaketin önlebileceğini kaydetti.

Göreve gelmesinin ardından Konsey’de ilk kez söz alan İnsan Hakları Yüksek Komiseri Zeid Ra’ad Hüseyin de aşırı uçta şiddet sergileyenleri etkisiz hale getirmede dünyanın kolektif çabasında bütünüyle ilkeli ve ustaca davranması gerektiğini belirtti.

Zeid, uluslararası insani yardım hukuku ve uluslararası insan hakları hukukuna tam olarak uyulması gerektiğinin altını çizerken, BM Anlaşması 70 yıl önce yazılmasına karşın insan haklarının günümüzde bazen şok edici derecede ihlal edildiğini söyledi.

Zeid ayrıca bazı ülkelerin İnsan Hakları Konseyinin bağımsız uzmanlarına saygısız davranılmasından son derece rahatsız olduğunu vurguladı.

Birleşmiş Milletlerin hükümetler arası organı olan İnsan Hakları Konseyi dünya çapında insan haklarının korunmasının güçlendirilmesi, insan hakları ihlallerinin ele alınması ve tavsiyelerde bulunması görevlerini yerine getiriyor.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE


Birleşmiş Millletler (BM) Genel Kurulu, teşkilatın hayati öneme sahip görevlerini yerine getirebilmesi için 2014-2015 yıllarını kapsayan iki yıllık bütçesini 5,53 milyar ABD doları olarak onayladı.

Dünya genelindeki ekonomik kriz BM bütçesine de yansıdı ve yeni kabul edilen bütçede, bir önceki döneme göre yüzde 1 oranında kesintiye gidildi.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon bir önceki döneme göre bütçede yapılan kesintinin BM Genel Sekreterliğinin mali disipline verdiği önemin bir göstergesi olduğunu ancak, BM’nin faaliyetlerine talebin arttığı bir dönemde bütçede kısıntıya gidilmesinin BM çalışmalarını etkilemeyeceğini düşünmenin gerçekçi olmayacağını söyledi.

Ülkelerin BM bütçesine yapacağı katkı üye ülkenin ekonomik büyüklüğü, kişi başına düşen milli geliri gibi kriterler göz önünde bulundurularak belirleniyor.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE


Sağlığımızın korunmasından enerji üretimine, madencilikten tarım üretimine, temiz su elde edilmesine kadar insan yaşamı için büyük önem taşıyan bir çok alanda ciddi ilerlemeler elde edilmesine katkı sağlamış olmasına rağmen, kristalografi, bir çoğumuz tarafından yeteri kadar tanınmıyor. Bu alandaki bilincin geliştirilmesi ve kristalografiye ulusal ve küresel seviyede desteğin artırılması için Birleşmiş Milletler 2014’ü Kristalografi Uluslararası Yılı olarak kutluyor.

Peki kristalografi ne anlama geliyor?

Kristaller, yüzlerce yıl sanatsal amaçla kullanılmış olsa da, 20. Yüzyılın başlarında röntgen ışınlarıyla maddelerin yapılarının görülebileceğinin bulunması ile bilim alanında öncelikli bir yere oturdu. İnsan gözü ile görülemeyen bu röntgen (x-ray) ışınları bir maddeye gönderildiğinde, o maddenin atomlarının ışını yansıttığı ve içinin görülebilmesini sağladığı anlaşıldı.

Ancak bu durum kristaller açısından çok önemli bir özelliği ortaya çıkardı. Bilim adamları, röntgen ışınlarını kritalin içine gönderdiklerinde, kristaller ışığı yansıtırken atom yapılarının da tam anlaşılmasını sağladığını ve böylece atomlar arasındaki kimyasal bağın belirlenebildiğini gördüler.

Bu bilgi örneğin, insan sağlığı için ciddi sorunlar yaratabilen ve ilaçlara direnç göstermeye başlayan bazı bakteri ve virüslerin insan vücuduna saldırıda kullandığı enzimlerin tespit edilerek bunları önleyici ilaçların üretimine imkan sağlayabiliyor.

Maddenin atom ve moleküler halini inceleyen kristalografi bu nedenle modern bilim, mühendislik, kimya, fizik ve matematik ve sanayi üretiminde yararlanılan diğer tüm uygulamalar için büyük önem taşıyor.

Kristalograji uzay çalışmalarında da kullanılıyor. Amerikan uzay ajansı NASA tarafından Mars gönderilen Curiosity (Merak) isimli araç, Mars toprağını x-ray kristalografi teknolojisi kullanarak tetkik ediyor.

Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile ortaya çıkan yeni röntgen cihazları ve benzer cihazlar sayesinde kristalografi aracılığıyla atomların incelenmesi çok daha başarı ile yapılır hale geldi. Artık, biyoloji, kimya, sanayi, fizik, arkeoloji ve jeoloji alanlarında kristalografi yaygın olarak kullanır bir hal aldı. Bu sayede, arkeologlar kazılardan çıkan eşyaların tam yaşını belirleyebiliyor, jeologlar meteor ve ay taşlarını analiz edebiliyor, küresel ısınmaya yol açan karbon salınımının azaltılması için kullanılan yalıtım malzemelerinin üretimi sağlanıyor, özellikle kimya sanayinde çevreye zararlı atıkların önlenmesinde önemli adımlar atılıyor.

Kristalografi sayesinde bilgisayar hafıza kartlarından akıllı televizyonlara, arabalardan uçaklara kadar bir çok alanda kullanılan yeni malzemeler geliştirilebiliyor. Kristalografi sayesinde sadece maddelerin atom yapıları incelenmekle kalınmıyor, malzemelerin farklı özelliklere sahip olması da sağlanabiliyor. Üreticiler, mallarına “parmak izi” bırakabiliyor ve böylece telif hakkı alanında dahi önemli bir rol oynanmış oluyor.

Peki neden 2014?

Bu yıl, Max von Laure, William Henry ve William Lawrence Bragg tarafından yapılan çalışmalar sayesinde röntgen ışınlarının kristalografide kullanımının 50. yıl dönümüne rast geliyor. Kristalografi günümüzde tüm bilim alanlarında kullanılmasına rağmen, pek fazla tanınmıyor. 2014 yılı boyunca yapılacak etkinliklerle bu alandaki farkındalığın başka öğrenciler olmak üzere kamu oyunda artırılması öngörülüyor.

Kristalografi uzmanları aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 80’den fazla ülkede aktif olarak faaliyetlerde bulunuyor.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ve Uluslararası Kristalografi Birliği (IUCr) tarafından ortaklaşa düzenlenen Kristalografi Uluslararası Yılı (IYCr2014) 20 – 21 Ocak 2014 tarihlerinde Paris’te yerleşik UNESCO genel merkezinde yapılacak toplantılarla resmen başlatılmış olacak. Toplantının, önde gelen bilim adamlarının, tanınmış sanayicilerin ve şahsiyelerin katılımıyla gerçekleşmesi bekleniyor. Konuyla ilgili daha fazla bilgiye şu adresten ulaşılabiliyor:

http://en.unesco.org/events/launch-ceremony-international-year-crystallography-2014#sthash.CHHjz1Ri.dpuf
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, yılın ilk basın toplantısında, uluslararası topluluktan Birleşmiş Milletler’in artan sayıda ihtilaf ve doğal afetlerle mücadele edebilmesini sağlamak amacıyla teşkilata daha fazla siyasi ve mali destek sağlamasını istedi.

“Suriye, Güney Sudan ve Orta Afrika Cumhuriyetinde durum kötüden felakete doğru gitti” diyen Ban, her üç ülkede de BM’nin ihtiyaç sahiplerine insani yardım sağlamak amacıyla tüm gayreti ile çabaladığını belirtti.

Ban, “Yaşananlar nedeniyle milyonlarca insan kabul edilemez bedeller ödüyor. Aslında bunlar önlenebilir trajediler. Mezhepsel çatışmaların yayılması ve bunların bölgesel ve küresel iz düşümlerinin olma ihtimali beni çok endişelendiriyor. Genç kuşak büyük bir risk ile karşı karşıya bulunuyor” dedi.

Ban, söz konusu ülkelerde BM çalışanlarının insani yardım dağıtımı için zor ve tehlikeli koşullarda çalıştığını, ancak, sadece insani yardımın yeterli olmayacağını, uluslararası topluluğun bu bölgelere barışın gelmesi için daha fazla çaba harcaması gerektiğini belirtti. Ban, söz konusu ülkelerde işlenen cinayetlerin, tecavüzlerin ve kimyasal silah kullanımının cezasız kalmayacağına dair güçlü bir mesaj verilmesini de istedi.

Suriye

Yüzbinden fazla insanın yaşamını yitirdiği, 8 milyon insanın evlerinden kaçmak zorunda kaldığı, 2 milyondan fazla insanın komşu ülkelere sığındığı Suriye’de şiddet eylemlerine bir an önce son verilmesini isteyen Ban, Hükümetten hedef gözetmeden insanları öldüren ya da vücut bütünlüğünü bozan varil bombaları dahil ağır silahları kullanmaktan kaçınmasını istedi.

Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (KSYÖ) ile Suriye’nin kimyasal silahlarının imhası çalışmalarını bitireceklerini dile getiren Ban, savaş koşullarına ve görevin karışık doğasına rağmen ilerleme sağlandığını ifade etti. Ban, Suriye’de geçen yılki kimyasal silah saldırılarının, 1. Dünya Savaşı sırasında Flandres’te meydana gelen korkunç savaşı hatırlattığını vurguladı.

Ban, Suriye’de tüm tarafların, kuşatılmış bölgelerdeki insanlara insani yardım erişimini sağlamak zorunda olduğunu belirterek, Doğu Guta’da da durumun şoke edici olduğunu ifade etti. Söz konusu bölgede 160 bin kişinin yardım alamadığına değinen Ban, BM’nin yardım sağlamak için bölgeye girmeye hazırlandığını fakat Suriye rejiminin bu konuda tam bir işbirliği göstermesi gerektiğini söyledi.

El Ambar dahil, Irak’taki gelişmeleri yakından takip ettiğini de belirten Ban, Irak devletinin şiddet ve terörizmden halkını korumak sorumluluğu olduğunu, Başbakan El Maliki dahil ilgilileri bu konuda uyardığını bildirdi. Ban, iyi yönetimin, insanların güvenliği konusundaki sorunun çözümünün adresi olduğunu ifade etti.

Orta Afrika Cumhuriyeti ve Güney Sudan’daki çatışmaların da bir an önce sonlandırılması için uluslararası topluluğa çağrı da bulunan Ban, tüm insani yardım sağlayan ülkelerden katkılarını artırmalarını istedi.

Bu krizlerin her birinde , insani ihtiyaçların arttığını ancak mali kaynakların insani yardım talebini karşılamaya yetmediğini belirten Ban, Suriye için düzenlenecek insani yardım konferansında tüm donörlerden dayanışma göstermelerini istedi.

Uluslararası Yardım Gücü ( ISAF)’nün çekilmesi ile geçiş dönemine girecek Afganistan halkına BM adına destek sözü veren Ban, İsrailliler ve Filistinlilere de çağırıda bulunarak müzakereler yoluyla çözüm için adım atmalarını istedi.

Önümüzdeki aylarda, İsrailli ve Filistinlilerin, aralarındaki çatışmanın çözümü için belirleyici bir ilerleme sağlamasına ve tehlikeli bir statükodan geri durmalarını sağlamaya çalışacaklarını belirten Genel Sekreter Ban, İsrail’den 1000 yerleşim yeri haberini aldığını bunun ‘Sadece yasa dışı değil, aynı zamanda barış için engel teşkil ettiğini’ söyledi.

Ban, Tayland hükümeti ile mühalefetten de aralarındaki farklılıkları gidermeleri için çaba sarf etmelerini istedi.

Sierra Leone’deki BM Gücünün görev süresini tamamlayarak bu yıl ülkeden ayrılacağını hatırlatan Ban, BM’nin katkılarıyla Sierra Leone’nin on yılda barış ve kalkınma alanında çok önemli ilerlemeler kat ettiğini söyledi.

BM Genel Sekreteri Ban, Binyıl Kalkınma Hedeflerine ulaşılması öngörülen 2015 yılına kısa bir süre kaldığını hatırlatarak 2015 sonrası kalkınma gündeminin net şekilde belirlenmesi gerektiğini belirtti.

Ban, “Şayet 2015 yılı için yeni bir küresel iklim değişimi programı kabul etmek istiyorsak, geçen yıl üye devletlerin Warşova’da anlaşmaya vardığı üzere, aralık ayında Lima’ya sağlam bir uzlaşma taslağıyla gitmemiz lazım” dedi.

“Krizler ve kaygılara rağmen , 2014 daha güvenli , daha adil ve müreffeh bir dünyayı inşa etmek için büyük fırsatlar getiriyor” diyen Ban, 2014’ün ayrıca küresel yoksullukla mücadele açısından da önemli bir yıl olacagını belirtti.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan yeni rapora göre; yardım politikaları yeniden düzenlenmediği, yerlerinden edilen insanların hakları güçlendirilmediği ve insan haklarına aykırı eylemlere daha sert müdahale edilmediği sürece okullar, öğretmen ve öğrenciler çatışma yaşanan ülkelerde birer hedef olarak görülmeye devam edilecek.

UNESCO tarafından yayınlanan rapora göre eğitim alamayan 57 milyon çocuğun yarısı silahlı çatışma içindeki ülkelerde yaşıyor. Dünya çapında okula gidemeyen çocukların sayısı 2008’de 60 milyon olup 2011’de bu sayı 57 milyona düşmüş olsa da; bu son rapor gösteriyor ki ihtilaf içindeki ülkelerde istenilen sonuç elde edilemiyor. Bu tür ülkelerde eğitim hakkından yararlanamayan çocukların yarısından çoğunu kadınlar ve kız çocukları oluşturuyor.

Rapor, Ekim 2012 tarihinde Taliban’ın silahlı saldırısına maruz kalan Pakistanlı eğitim hakları aktivisti Malala Yousafzai’nin 16. yaş gününe dikkat çekmek için Save the Children isimli STK’nın ortaklığıyla UNESCO tarafından yayınlandı.

“Çocuklar okula gitmek için savaşıyor” başlığını taşıyan raporda, okula gidemeyen 28,5 mlyon çocuğun %44’ünün sahraaltı Afrika’da, %19’unun Güney ve Batı Asya’da ve %14’ünün Arap ülkelerinde yaşadığı görülüyor. Bu nüfusun çok büyük bir bölümü olan %95’lik kısım düşük veya düşük-orta gelirli ülkelerde yaşıyor. Bu toplamın %55’ini oluşturan ve bu durumdan en çok etkilenen kısım çoğunlukla tecavüz ya da benzer cinsel saldırı durumlarına maruz kalan çocuklardan oluştuğu görülüyor.

Uluslar arası ilgi ve medyanın insan haklarına ihlallerinin en yüzeyde olanları üzerinde odaklandığını, ancak şiddet ve ihlallerin yarattığı bedelin gözlerden ırak kaldığını belirten UNESCO Genel Direktörü Irina Bokova, bir çok fakir ülkede devam eden silahlı çatışmaların yalnızca eğitim altyapısını değil aynı zamanda bir neslin gelecek umutlarını da yok ettiğini sözlerine ekledi.

2011 Küresel İzleme Raporu, savaş bölgelerindeki eğitim sorununu ortaya çıkarırken, 2 yıl sonra yayınlanan yeni rapor bu problemin artık saklı olmadığını ve bu konuda bir yardımda bulunulmamasının hiçbir bahanesi olmadığını açıkladı. 2013 raporu aynı zamanda eğitime ayrılan insani yardımın 2009 yılında %2 iken, 2011’de yüzde 1.4’e gerilediğini gösteriyor. Eğitim yardımları için istenen miktarlara erişilmesinde de zorluk yaşanıyor. 2010 yılı rakamlarına göre eğitim yardımları bütçesi 220 milyon ABD doları açık veriyor.

Halihazırda bu süreci en şiddetli görüldüğü yerler arasında Suriye bulunuyor.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler yetkilileri, Londra’da 8 Haziran tarihinde toplanan Büyümek için Beslenme Zirvesi’nde, taahhüt edilen fonlar ve üzerinde anlaşmaya varılan Küresel Büyümek için Beslenme Sözleşmesini memnuniyetle karşıladıklarını bildirdiler. BM Yetkilileri zirve sonucunun beslenme yetersizliği adaletsizliğine son vermek adına büyük bir adım olarak değerlendirdiler ve milyonlarca bebek ve hamile kadının daha iyi diyetlere kavuşmalarının sağlanması ve yetersiz beslenmenin neden olduğu bodurluk ve ölümlerin azaltılması için yeni bir fırsat olduğunu söylediler.

Zirveye bir video mesaj yollayan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon teşkilatın beslenme yetersizliğinin her şeklini azaltmaya olan bağlılığını tekrarladı.

Ban, “Hiçbir çocuk beslenme yetersizliği haksızlığına uğramamalıdır. Ancak kronik beslenme yetersizliği nedeniyle harekete geçmezsek bu çocukların dörtte biri bodur kalacak” dedi.

Genel Sekreter, “Bu taahhütler çocukların gelişimlerini destekleyebilir, yüzmilyonlarca insana yardım edebilir ve dünyanın en yardıma muhtaç ülkelerinin ekonomilerini canlandırabilir. BM sistemi ve ben bunların yerine getirildiğini görmek için gücümüz dahilindeki herşeyi yapacağız” diye konuştu.

Brezilya ve İngiltere Hükümetleri ile Çocuklara Yatırım Fonu Vakfı tarafından düzenlenen zirveye hükümet liderleri, özel sektör ve sivil toplum temsilcileri katıldılar.

BM Çocuklara Yardım Fonu UNICEF’e göre, zirvede başlangıç olarak 4 milyar dolardan fazlası taahhüt edildi. Bu fonlar bodurluğun önüne geçilmesi, anne ve çocukların daha iyi beslenmeleri için harcanacak.

Zirvede UNICEF bodurluk ve yetersiz beslenmenin neden olduğu diğer hastalıkların en çok görüldüğü ülkelere yaptığı yatırıma devam edeceğini taahhüt etti. Son 5 yıl içinde UNICEF konuyla ilgili 65 ülkede yaptığı çalışmalarda 1 milyar dolar harcadı.

UNICEF ile birlikte çok sayıda BM kuruluşu Küresel Büyümek için Beslenme Sözleşmesini memnunlukla karşıladı. Sözleşmeyle hem donörler için hem de yetersiz beslenmenin görüldüğü ülkelerde beslenmenin siyasi ve sosyo ekonomik öncelik yapılması öngörülüyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü FAO’nun Genel Direktörü José Graziano da Silva da sözleşmeyi memnunlukla karşıladıklarını bildirdi ve FAO’nun taahhütte bulunan bütün hükümetlerle gıda güvenliğini ve beslenme hedeflerini sağlamak üzere birlikte çalışacağını söyledi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler’in insani yardım kuruluşları Şam’ın kırsal bölgeleri ve ülkenin başka yerlerinde zor ulaşılan yerlerdeki zor durumda yaşam mücadelesi veren 1.2 milyon kişiye derhal ulaşımlarının sağlanması için bir kere daha çağrı yaptılar.

BM’nin İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından dün yayınlanan açıklamada, insani yardım kuruluşlarının özellikle zor ulaşılan Şam’ın kırsal bölgelerindeki insani durumun daha da kötüye gitmesinden çok endişe duydukları bildirildi.

OCHA’nın Muadhamiya isimli bölgede, yaklaşık 5 bin ailenin oluşturduğu sivil nüfusa ulaşmaya çalıştığı belirtildi.

OCHA, bu ailelerin korkunç acılar içinde aylardır yeterli yardım almadan yaşadıklarını kaydetti.

Mart ayından bu yana BM’nin insani yardım kuruluşları Suriye Hükümetine yardıma muhtaç kişilere ulaşımlarının sağlanması için üç kez resmi başvuruda bulundu. OCHA acil yardım malzemesi taşıyan kamyonların programlarının yedi kere değiştirildiğini ve halen ihtiyacı olanlara gitmek için resmi onay beklediklerini açıkladı.

Birleşmiş Milletler geçen hafta teşkilatın bugüne kadar gerçekleştirdiği en büyük insani yardım çağrısını yapmış ve Suriye krizinden etklenen ve günleri her gün artan insanlara yardım için 4.4 milyar dolar istemişti. 4.4 milyar dolardan 1.4’ü Suriye içindeki Suriyelilere yardım için, 3 milyarı da Suriye’ye komşu ülkelerdeki mültecilere yardım için isteniyor. Henüz 1.2 milyar dolar toplanabildi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Dul kadınlara karşı yaygın olarak görülen ayrımcılığa karşı uluslararası topluluğun daha güçlü adımlar atması gerektiği bildirildi. Dünyada 115 milyon dul kadın yoksulluk sınırında yaşarken, 81 milyonu da fiziksel tacize uğruyor.

Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi Birimi UN Women’ın başkan vekili Lakshmi Puri 23 Haziran Dünya Dul Kadınlar Günü dolayısıyla yayınladığı bildiride, dul kadınların da onurlu bir hayat yaşayabilmeleri, eşit haklara ve fırsatlara sahip olabilmeleri ve toplum içinde tam anlamıyla yer alabilmeleri için onlara karşı uygulanan ayrımcılığa bir son verilmesi için çağrı yaptı.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 2011 yılında 23 Haziran’ı Dünya Dul Kadınlar Günü olarak ilan ederken, “İstatistiklerde olmayan, araştırmacıların farketmediği, ulusal ve yerel yetkililerin ihmal ettiği, sivil toplum kuruluşlarının gözden kaçırdığı dul kadınların durumu hali hazırda görünmez haldedir” ifadelerini kullanmıştı.

Puri Dünyadaki milyonlarca dul kadının aşırı yoksulluk,toplumsal dışlanma, şiddet, evsizlik, kötü sağlık mağduru durumda, ayrıca hem hukuksal olarak hem gelenekler dahilinde ayrımcılığa uğramakta olduklarını vurguladı. Puri buna rağmen dul kadınların anne, bakıcı, hane başı, rollerinde topluma katkılarını sürdürmekte olduklarını ve ulusal kanun ve politikaların onların haklarını koruması gerektiğinin altını çizdi.

Puri 1979 yılında BM Genel Kurulu tarafından benimsenen ve Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yokedilmesi Sözleşmesi ve Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni de hatırlatarak kadınlara karşı ayrımcılığa karşı savaşırken bu sözleşmelerin temel alınması gerektiğini belirtti.

Puri, bu yıl eski yıllara oranla daha fazla dul kadın olduğunu kaydederek, bunun silahlı ihtilafların artması, HIV/AIDS hastalığı ve eşler arasındaki yaş farkı yani genç kızların kendilerinden çok büyük erkeklerle evlendirilmelerine bağlı olduğunu bildirdi.

UN Women Başkan Vekili Puri, bir zamanlar çocuk gelin olan genç dul kadınların özellikle büyük risklerle karşı kaşıya olduklarını vurguladı.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) verilerine gore, eğer mevcut şekilde devam ederse, 2011 ile 2020 yılları arasında 140 milyon kız çocuğu çocuk gelin olacak.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, kız çocuklarının eğitimi, sağlığı ve haklarının güçlü bir savunucusu ve kadınların dünyamızı dönüştürme gücüne sonuna kadar inanan biri olduğunu söyledi.

Ban, bu yılki Dünya Nüfus Günü teması sayesinde ergenlik dönemi hamileliklerine dikkat çekilmesinden de memnuniyet duyduğunu belirtti. Ban, “Bu hassas konuya tüm dünyanın dikkatinin çekilmesi gerekiyor” dedi.

Ban, 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü vesilesiyle yayınladığı mesajında, her yıl ergenlik çağındaki 16 milyon genç kızın doğum yaptığını, bu ergenlerin hamileliklerini planlama gibi bir şansa dahi sahip olmadıklarını belirtti. Genel Sekreter, “Hamilelik ve doğum sırasında yaşanacak sağlık sorunları başta obstetrik fistül olmak üzere bir çok hastalık ya da kalıcı zarara yol açabiliyor. Söz konusu sağlık sorunları genç kadınların ölüm nedenleri arasında da başta geliyor. Ergenlik çağındaki kız çocukları güvenli olmayan kürtaj uygulamaları nedeniyle bir çok ciddi hastalık, fiziksel zarar ve ölüm ile karşı karşıya kalıyor” dedi.

Söz konusu sorunların çözümü için kızların okula devam etmelerinin ve ergenlik çağında da iyi bir eğitim almalarının sağlanması gerektiğini vurgulayan Ban, “Genç bir kız eğitim aldığında büyük ihtimal ile daha geç evlenecek, çocuk sahibi olmayı, kendisini hazır hissedinceye kadar erteleyecek, daha sağlıklı çocuklara sahip olacak ve daha fazla gelir elde edecek” dedi.

“Ergenlere, yaşlarına uygun şekilde cinsel konularda da eğitim vermemiz gerekiyor. Genç kadınların ne zaman anne olacaklarına karar verebilmeleri açısından bu eğitim özellikle önem taşıyor” diyen Ban, “Dahası, aile planlaması ve HIV dahil cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma ve tedaviyi de kapsayacak şekilde kapsamlı cinsel ve üreme sağlığı eğitimi verilmesi gerekiyor. Kadınların hamilelik döneminde ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerine de mutlaka erişebilmeleri gerekiyor” ifadesini kullandı.

“Ergenlik dönemindeki kız çocuklarının eğitim ve sağlık ihtiyaçlarına yönelik yatırımlar, kız çocuklarının kuşaklar boyu etkisini gösterecek olumlu değişime daha etkili bir katkı yapmalarını sağlayacaktır” görüşünü vurgulayan Genel Sekreter Ban, “Dünya Nüfus Gününde ergenlik dönemindeki kız çocuklarının bu potansiyellerini hayata geçireceğimize ve ortak geleceğimize katkı yapmalarına imkan tanıyacağımıza söz verelim” çağrısında bulunarak mesajına son verdi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, New York’da Myanmar’ın Dostları Grubu toplantısının açılış konuşmasında Myanmar hükümeti ve halkının geri döndürülemeyecek bir reform süreci ve barış ve herkesi kucaklayan kalkınma yolunda ilerlerken devamlı olarak desteklenmesinin çok önemli olduğunu belirtti.

Genel Sekreter ülkede geçtiğimiz yılda çok önemli adımlar atıldığını ancak ulusal uzlaşının sağlanması ve etnik gruplar arasındaki şiddet olayları gibi sorunların hala devam ettiğini vurguladı.

Ban, “Sürdürülebilir barış için iktidar ve kaynak paylaşımında tutarlı düzenlemeleri sağlayacak herkesi kucaklayan siyasi diyaloğa ihtiyaç var” ifadelerini kullandı.

Ban, Myanmar’ın Arakan Eyaleti’nde görülen toplumsal şiddet olayları ve Rohingya müslümanlarının korkunç insani durumları konusunda derin endişe duyduğunu belirtti.

Bölgede ilk kez Haziran 2012’de başlayan olaylarda Arakan Budistleri ve Rohingya Müslümanları arasında başlayan çatışmalar, ülkenin batı bölgesinde yaşayan yüz binlerce ailenin hayatını doğrudan etkilemiş, büyük çoğunluğu Rohingyalı olan 140,000 kişi yerlerinden edilmiş ve on binlerce insan gemilerle bölgeden uzaklaşmak zorunda kalmıştı.

Gerekli önlemler alınmadığı takdirde Myanmar’da yaşanan bu tehlikeli kutuplaşmanın daha şiddetli olayları tetikleyeceğine işaret eden Ban Ki-moon, Myanmarlı yetkililerin insanların uğradığı yasal haksızlıklara ve vatandaşlık taleplerine kulak vermesi gerektiğini söyledi. Ban Ki-moon Myanmarlı liderlere toplumsal sorunları birlikte çalışarak aşmalarını ve halka birlik çağrısı yapmalarını teşvik edecek bir mektup yazmayı planladığını da sözlerine ekledi.

2007 yılında kurulan ve on ikiden fazla ülkeyi bünyesinde barındıran Myanmar’ın Dostları Grubu, ülkede reformlarla devam eden ilerlemeleri memnunlukla karşıladıklarını belirtti ancak ulusal kalkınma, uzlaşma ve demokrasi yolunda ilerlerken ülkede acil olarak ele alınması gereken konular olduğunu vurguladı. Grup ayrıca Kaçin’de yapılan barış görüşmelerinin Myanmar’daki etnik gruplar arasında barışı sağlama ve ulusal ateşkes için ön ayak olmasını umduğuklarını belirtti.

Myanmar’ın Dostları Grubu, toplumsal şiddet uygulayan insanların cezalandırılması, etnik köken ya da din ayrımı yapılmaksızın herkesin insan haklarına saygı gösterilmesinin garanti altına alınması ve Rohingya müslümanlarına vatandaşlık hakkı verilmesi konularında acil olarak harekete geçilmesinin gerekli olduğunun da altını çizdi.

Ban Ki-moon toplantıda Myanmar’ın demokratik yapısını güçlendirme, hızlı ekonomik kalkınma sağlama, toplumdaki bölünmeye karşı ulusal bir uzlaşma politikası izleme konularında ilerleme sağlayacağına inandığını da sözlerine ekledi.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Genel Sekreter Ban Ki-moon dünyanın dört bir yanından genel gençlerle New York’ta bir araya geldi. Görüşmede ayrıca Gençlik Özel Temsilcisi ile birlikte çevrimiçi Birleşmiş Milletler Gençlik Platformu’nun açılışı yapıldı.

Ban, Birleşmiş Milletler Gençlik Girişimleri kapsamında gerçekleştirilen “Küresel Söyleşi”ye katılan gençlere, bugüne kadar dünya üzerinde genç nüfusun sayısının en fazla olduğu bir dönemden geçildiğini söyledi. Ban, gençlerin bugün sahip oldukları iletişim imkanların son derece ileri boyutlarda olduğunu belirtti. Ban buna rağmen, artan eşitsizlikler, fırsatların azalması ve iklim değişikliği de dahil olmak üzere gençlerin karşı karşıya olduğu sorunlarında daha önce görülmemiş boyutlarda olduğunu ifade etti.

Ban’ın 5 yıllık Faaliyet Planının önceliklerinden birini de gençlerle birlikte, gençler için çalışmak oluşturuyor. Bu bağlamda, geçtiğimiz aylarında Ahmad Alhendawi’yi ilk gençlik elçisi olarak atadı.

Ahmad Alhendawi’nin gençliği güçlendirmek adına farklı Birleşmiş Milletler oluşumlarıyla, sivil toplum kuruluşlarıyla, akademik çevre ve medya ile birlikte çalışmakta olduğunu belirten Ban, Alhendawi’nin adı altında açılan internet sitesinin çevrimiçi Gençlik Platformu olarak hizmet vereceğini, bu yolla gençlerin kaygılarını Birleşmiş Milletler’e daha hızlı bir şekilde iletebileceklerini ifade etti.

Faaliyet Planı, My World’de yapılan anketlerin sonucunda dünya genelinden binlerce gencin odaklandığı 5 alana odaklanıyor. Bunlar; istihdam ve girişimcilik, siyasi katılım, sivil katılım ve hakların korunması, kapsamlı cinsel eğitimi de içeren genel eğitim ve sağlık alanlarını içeriyor.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Bu yılki Uluslararası Gençlik Günü göç eden gençlerle ilgili konular üzerinde yoğunlaşıyor. Dünya genelinde başka bir ülkeye göç eden insan sayısı yılda 214 milyonu buluyor. Bu rakamın yüzde 10’unu ise gençler oluşturuyor. Ancak onların karşılaştığı sorunlar ve edindikleri tecrübeler hakkında çok az şey biliniyor.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon da 12 Ağustos Uluslararası Gençlik Günü vesilesiyle yayınladığı mesajında, gençlerin göç etmelerinin arkasında bir çok neden yattığını, bazılarının baskılardan kaçtığını, bazılarının ya yanlız başına ya da aileleri ile birlikte göç ettiğini söyledi. Ban, “Bazıları gittikleri yerlerde kendi memleketlerinden tanıdıklara sahip oluyor. Bir kısmı ise yeni bir çevre edinmek zorunda kalıyor. Bu gençlerin bir çoğu gittikleri yerde ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve insan hakları ihlalleri dahil olmak üzere bir çok sorunla karşılaşabiliyor. Genç kadınlar ise cinsel istismar ile karşı karşıya kalabiliyor” dedi.

Yoksulluk, kalabalık ve hijyen olmayan koşullarda yaşamak ve insan onuruna yakışır bir iş bulmada yaşanan zorlukların, göçmenlerin sık sık karşı karşıya kaldıkları sorunlar arasında yer aldığını belirten Ban, küresel ekonomik ve mali krizin bu sorunların daha da şiddetlenmesine neden olduğunu vurguladı. “Göçmenler, bir de hem yerel halk hem de siyasiler tarafından başkalarının işlerini ellerinden almak ile suçlanıyor ve böylece ayrımcılığa uğrama riskleri de artıyor” diyen Genel Sekreter, anne ve babalarının göç ederken yanlarında götürmedikleri çocukların da psikolojik ve sosyal sorunlarla boğuşmak zorunda kaldığını ve istismara daha açık hale geldiklerini belirtti.

Genç göçmenlerin kendi toplumlarına, başka ülkelere geçmek için kullandıkları ve göç ettikleri ülkelerin toplumlarına ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan olumlu katkı yaptıklarını vurgulamanın çok önemli olduğunu belirten Ban, “Bu gençlerin büyük bir bölümü, para kazanmak ve yaşam koşullarını iyileştirmek için çok çalışıyor” dedi.

Göçmenlerin kendi ülkelerindeki ailelerini desteklemek için yolladıkları işçi dövizlerinin dünyanın bir çok yerinde ekonomilere büyük destek sağladığını hatırlatan Ban, “Ülkelerine döndüklerinde, yurt dışında elde ettikleri bilgi ve birikimi kullanarak kalkınmaya katkı sağlıyorlar. Mali ve sosyal özgürlüğünü elde eden kadınlar ise toplumda daha güçlü bir konum elde ediyor” dedi.

BM Genel Kurulu’nun, Ekim ayında ikinci Uluslararası Göç ve Kalkınma Üst Düzey Diyalog toplantısına ev sahipliği yapacağını belirten Ban, üye ülkelerden söz konusu toplantıda genç göçünü de ele almalarını istedi. Ban, “Uluslararası Gençlik Gününde üye devletleri, gençlik örgütlerini ve diğer ilgili tarafları genç göçmenlerin haklarını güçlendirmeye ve genç göçünün kalkınmaya olan katkısını azami seviyeye çıkarmaya çağırıyorum” diyerek mesajına son verdi.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler’in ırkçı ayrımcılık ile mücadele etmekle görevli komitesinin 83. oturumu internet ve sosyal medya ağlarında nefret söylemlerini durdurma ile birlikte ırkçılık ve yabancı düşmanlığını eğitim yoluyla önleme konularına odaklanmak üzere Cenevre’de başladı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Yardımcısı Flavia Pansieri, Irkçı Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Komitesi’nin 83. Oturumunun açılışında yaptığı konuşmada, “Hepimizin saygı göstermek istediği ifade özgürlüğü nerede sona ermeli ve nefret söylemlerini önlemek nerede başlamalı?” sorusunu sordu.

Pansieri, gün geçtikçe birbirine daha da bağlı hale gelen dünyamızda ırkçı nefret söylemlerinin çok sayıda ülkede görülmeye başlandığını ve bu söylemlerin kolayca sınırlar ötesine yayıldığını belirtti.

Pansieri komitenin Uluslararası Nelson Mandela Günü ile Martin Luther King Jr’nin Washington’a yürüyüp meşhur “Bir hayalim var (I have a dream)” konuşmasını yapmasının 50. Yıldönümünün kutlanması ardından toplandığına dikkat çekti ve King’in görüşlerinin 50 yıl sonra da dünyadaki pek çok insan için bir hayal olmaya devam ettiğini kaydetti. Pansieri, Komite üyelerinin ırk, renk, ulusal veya etnik kökenleri yüzünden insan hakları ihlal edilenleri korumak için burada olduklarını vurguladı.

Pansieri İnsan Hakları Konseyi’nin ırkçılık, ırkçı ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve hoşgörüsüzlüğün eğitim ile önlenmesi hakkında Haziran ayında benimsediği karardan da bahsetti. Pansieri kararın kaliteli eğitim yoluyla herkesi kucaklayan toplumlar yaratmanın mümkün olduğunu vurguladığını kaydetti.

Tanzanya’da Albinolara yapılan saldırılar ile ilgili de konuşan Pansieri, İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay’ın bu saldırıların durması yönündeki çağrısını yineledi.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, iyi yönetişim ve etkili kamu idaresi konularına odaklanmanın önemine dikkat çekti ve kamu memurlarının toplumların ilerlemesine sağladıkları katkının kutlanması gerektiğini belirtti.

Genel Sekreter 23 Haziran Kamu Hizmeti Günü vesilesiyle yayınladığı mesajında bugünün birbiriyle bağlantılı zorluklarıyla baş edebilmek için, mantıklı, ileriye dönük kamu politikalarına ve şeffaf ve hesap verebilir yönetişim yapılarına ihtiyaç olduğunu belirtti.

Ban dünyadaki tüm memurlara, herkesi içine alan, refah ve sürdürülebilir bir geleceğe doğru birlikle çalışma çağrısı yaptı.

BM Genel Kurulu 2002 yılında topluma verilen kamu hizmetinin değerini ve erdemini kutlamak ve gençlerin kamu sektöründe kariyer yapmalarını teşvik etmek amacıyla 23 Haziran’ın BM Kamu Hizmeti Günü olarak kutlanmasına karar vermişti.

27 Haziran tarihine kadar sürecek BM Kamu Hizmeti Forumu bugün Bahreyn’de toplanıyor. Forum dahilinde kamu hizmeti kurumlarının yaratıcı katkı ve başarılarının ödüllendirildiği BM Kamu Hizmeti Ödülleri de dağıtılacak.

Ban, 2013 Kamu Hizmeti ödüllerinin kamu hizmetinin nasıl daha etkin, yenilikçi ve eşit şekilde sağlanabileceğini gösterdiğini kaydetti.

BM Kamu hizmeti ödülleri bu yıl yolsuzluğun önlenmesi, hizmet sunumunun iyileştirilmesi, vatandaşların politika belirlenmesine katılımını sağlayan yenilikçi mekanizmalar kurulması, devlette bilgi yönetiminin ilerletilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı hizmet sunumu alanlarında veriliyor.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Dul kadınlara karşı yaygın olarak görülen ayrımcılığa karşı uluslararası topluluğun daha güçlü adımlar atması gerektiği bildirildi. Dünyada 115 milyon dul kadın yoksulluk sınırında yaşarken, 81 milyonu da fiziksel tacize uğruyor.

Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi Birimi UN Women’ın başkan vekili Lakshmi Puri 23 Haziran Dünya Dul Kadınlar Günü dolayısıyla yayınladığı bildiride, dul kadınların da onurlu bir hayat yaşayabilmeleri, eşit haklara ve fırsatlara sahip olabilmeleri ve toplum içinde tam anlamıyla yer alabilmeleri için onlara karşı uygulanan ayrımcılığa bir son verilmesi için çağrı yaptı.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 2011 yılında 23 Haziran’ı Dünya Dul Kadınlar Günü olarak ilan ederken, “İstatistiklerde olmayan, araştırmacıların farketmediği, ulusal ve yerel yetkililerin ihmal ettiği, sivil toplum kuruluşlarının gözden kaçırdığı dul kadınların durumu hali hazırda görünmez haldedir” ifadelerini kullanmıştı.

Puri Dünyadaki milyonlarca dul kadının aşırı yoksulluk,toplumsal dışlanma, şiddet, evsizlik, kötü sağlık mağduru durumda, ayrıca hem hukuksal olarak hem gelenekler dahilinde ayrımcılığa uğramakta olduklarını vurguladı. Puri buna rağmen dul kadınların anne, bakıcı, hane başı, rollerinde topluma katkılarını sürdürmekte olduklarını ve ulusal kanun ve politikaların onların haklarını koruması gerektiğinin altını çizdi.

Puri 1979 yılında BM Genel Kurulu tarafından benimsenen ve Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yokedilmesi Sözleşmesi ve Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni de hatırlatarak kadınlara karşı ayrımcılığa karşı savaşırken bu sözleşmelerin temel alınması gerektiğini belirtti.

Puri, bu yıl eski yıllara oranla daha fazla dul kadın olduğunu kaydederek, bunun silahlı ihtilafların artması, HIV/AIDS hastalığı ve eşler arasındaki yaş farkı yani genç kızların kendilerinden çok büyük erkeklerle evlendirilmelerine bağlı olduğunu bildirdi.

UN Women Başkan Vekili Puri, bir zamanlar çocuk gelin olan genç dul kadınların özellikle büyük risklerle karşı kaşıya olduklarını vurguladı.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) verilerine gore, eğer mevcut şekilde devam ederse, 2011 ile 2020 yılları arasında 140 milyon kız çocuğu çocuk gelin olacak.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada Türkiye’ye diyalog ve itidal çağrısı yaptı.

Genel Sekreter’in 18 Haziran tarihli açıklamasında Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip etmeye devam ettiği bildirildi. Açıklamada Genel Sekreter’in göstericiler ile güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalardan endişe duyduğu kaydedildi ve “Genel Sekreter yaşanan ölümler ve yaralanmalardan dolayı üzüntü duyuyor” denildi.

Acıklamada, Genel Sekreter’in farklılıkların giderilmesi ve çatışmanın önlenmesi için azami itidal ve yapıcı diyalog kurulması çağrısı yaptığı kaydedildi ve “Genel Sekreter istikrarın diyalog, barışçıl toplanma ve ifade özgürlüğüne saygı yoluyla garanti altına alınabileceğine inanıyor” denildi.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Myanmar’ın Kaçin Eyaleti’nde BM Mülteci Örgütü (UNHCR) tarafından desteklenen ülke içinde yerlerinden edilmiş kişilerin kaldığı bir kamp..Fotoğraf: UNHCR/A. Kirchhof

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-moon Myanmar hükümeti ve Kaçin Bağımsızlık Örgütü arasındaki barış görüşmelerinde iki tarafın Kaçin Eyaleti’ndeki şiddet olaylarının tırmanmasını önlemek üzere bir çerçeve üzerinde anlaşmalarını memnunlukla karşıladı.

Genel Sekreter’in sözcüsü tarafından yayınlanan basın bildirisinde taraflar Kaçin’de gerçek ve sürdürülebilir bir barış için çaba göstermeye devam etmeye çağrıldı ve Genel Sekreter’in Myanmar özgürlüğünü kazandığından bu yana ilk defa silahların susması umudu içinde olduğu belirtildi.

Myanmar yetkilileri geçen ay etnik isyancı Kaçin savaşçılarına karşı 3 hafta süren saldırılardan sonra tek taraflı ateşkes ilan etmişti. Haziran 2011 tarihinden bu yana Kaçin’deki çatışmalar nedeniyle 75 bin kişi yerlerinden edilmişti.

Ban ayrıca Myanmar’a desteklerini ofisleri ve ülke ekbiyle yapmaya devam edeceklerini tekrarladı.

Genel Sekreter’in Myanmar Özel Danışmanı Vijay Nambiar bu hafta 4 günlük bir ziyaret için Myanmar’daydı ve Kaçin’deki durumu üst düzey yetkililer ve sivil toplum üyeleriyle görüştü.
Özel danışman, Myitkyina’da ülke içinde yerlerinden edilen kişiler için kurulan dört kampı da ziyaret etti.

Nambiar, toplantıları sırasında hükümet ve Kaçin Bağımsızlık Örgütü’ne barış için bir çerçevede anlaşmaları konusunda Birleşmiş Milletler’İn desteğini vurguladı.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Suriye’de yaklaşık 10 milyon insanın, bir diğer deyişle nüfusun yarısına yakınının temiz su ihtiyacını karşılamak üzere çalışmalara başladı. Suriye’de süren iç savaş başta çocuklar olmak üzere sivillerin yaşamlarını her geçen gün daha da zorlaştırıyor.

UNICEF Suriye Temsilcisi Youssouf Abdel-Jelil konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, ülkede klor kaynaklarının büyük oranda azalmasının temiz içme suyuna erişimi ciddi derecede tehlikeye attığını belirtti. Abdel-Jelil, bu durumun başta çocuklar olmak üzere genel nüfusun kolera gibi sudan bulaşan hastalıklara yakalanma riskini de artırdığını belirtti.

UNICEF’in dört tankerden oluşan 80 ton klordan oluşan ilk sevkiyatı Pazar günü itibarıyla Ürdün üzerinden Suriye’ye ulaştı. Söz konusu malzeme Halep, Hama, İdlib ve Humus şehirlerinde suların klorlanması için kullanılacak. UNICEF ayrıca, Humus şehrinde yarısını çocuklar oluşturmak üzere yaklaşık 420 bin insanın acil insani yardıma ihtiyaç duyduğunu açıkladı.

UNICEF, önümüzdeki haftalarda 14 ayrı şehirde suların klorlama işlemlerinin gerçekleşmesine katkıda bulunacak.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Suriye’ye insani yardım konusunda Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzaladı. Anlaşma kapsamında ilaç, aşı ve tıbbi malzeme ihtiyacının karşılanması için Suudi Arabistan DSÖ’ye 2,1 milyon ABD Doları tutarında kaynak sağlayacak. Bu yardımlardan yaklaşık 3 milyon Suriyeli sivil yararlanacak.

DSÖ, çöp toplama ve su kaynaklarının korunması alanlarında yaşanan sorunlar nedeniyle Suriye’de sağlık alanında ciddi sorunların yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. DSÖ, hijyen konularında yaşanan eksiklikler nedeniyle bitlenme, hepatit A ve sineklerden bulaşan leishmaniasis gibi hastalıklarda artış yaşanabileceğini belirtiyor.

Suriye’de yaklaşık iki yıldır süren çatışmalar nedeniyle 60 binden fazla insan yaşamını yitirdi. Ülke genelinde yaklaşık 4 milyon insan ise insani yardıma muhtaç durumda. Geçtiğimiz hafta BM’nin önderliğinde Kuveyt’te düzenlenen konferansta, uluslararası topluluk Suriye’deki insani durumun daha da kötüye gitmesini engellemek amacıyla 1,5 milyar ABD Dolarını aşan miktarda mali katkı sağlayacağı taahhütünde bulundu.
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler Gönüllüleri (UNV) ilgilenen herkesi Ulusal Gönüllülük Komitesi’ne davet ediyor

Birleşmiş Milletler Gönüllüleri geçen yıl Türkiye’de bir “Ulusal Gönüllülük Komitesi” kurma sürecini başlattı. BMG ilgilenen herkesi gönüllülüğün nasıl daha iyi teşvik edilebileceğini ve farklı sektör ve organizasyonların işbirliği ile gönüllülük için nasıl daha iyi bir ortam hazırlanabileceğini tartışmaya çağırıyor. Bu girişimi yaparken sektörler arası işbirliği ile yeni girişimleri fark edebileceğimiz düşüncesinden ve paylaşılan tecbrübe, bilgi ve yeteneklerimiz ile ortak bir bakış açısıyla gönüllülüğe katkı ve olanak sağlayan bir ortam yaratabileceğimiz fikrinden ilham aldık. İnanıyoruz ki bu girişim birçok kişinin yararına olacaktır.

2012 yılı boyunca 35 organizasyon bir komitenin sağlayacağı yararlar ve olası amaçları üzerine yapılan tartışmalara katıldı. Bu tartışmalar sonucunda Ulusal Gönüllülük Komitesi için bir kaynak belge -Tüzük- oluşturuldu. Bu belgede Komite’nin amaçları ve hedefleri, gönüllülük değerleri ve söz konusu Komite’ye kimlerin üye olabileceği belirtilmiştir. Her ne kadar Komite kurulmadan ve Tüzük üzerindeki son tartışmalar tamamlanmadan Tüzük son haline ulaşamayacak olsa da şu an mevcut bulunan belge de ortak birçok organizasyonun bir arada çalışmak isteyeceği ortak gönüllülük konularında gerekli bilgileri sağlamaktadır.

Geçtiğimiz yıl bu girişim için aldığımız desteğe dayanarak, Birleşmiş Milletler Gönüllüleri olarak şimdi komite üyesi olmak isteyen tüm ilgili kişilerden gelecek başvuruları bekliyoruz. Tüzük taslağında da belirtildiği gibi üyeler:

Dernekler, kuruluşlar ve diğer kar amacı gütmeyen organizasyonlar gibi sivil toplum kuruluşları,

Bakanlıklar ile ulusal, bölgesel ve yerel yönetimlerdeki diğer kamu sektörleri,

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi uluslararası organizasyonların Türkiye delegasyonları,

Üniversiteler, düşünce kuruluşarı gibi akademik ve araştırma enstitüleri,

Özel sektör organizasyonları ve

Bireysel gönüllüler olabilir.

Üye olmak isteyen organizasyonlar;

Diğer organizasyonlarla ve kişilerle işbirliği yaparak gönüllülüğe katkı sağlamakla ilgilenmeli,

Gönüllülük alanında deneyimli ve nitelikli olarak bilinmeli ve

Komite’nin yüksek vasıflı temsilcilerinden biri olmaya aday olmalıdır.

BMG aynı zamanda organizasyonları temsil etmeyen, bireysel yapılan başvuruları da kabul etmektedir. Bu kişiler;

Gönüllülük alanında kabul görmüş ve kayda değer yetenek ve deneyimlere sahip olmalı,

Gönüllülük konusunu yalnızca bireysel değil stratejik seviyede de görebilmelidir.

NASIL BAŞVURULUR?

Lütfen ekteki formu doldurarak (bireysel başvurular için) (kurumsal başvurular için) gerçekleşecek olan gönüllülük komitesine başvurunuzu yapın. Başvurunuzu BMG’ye en geç 20 Şubat Pazartesi günü gönderin, unvturkey@undp.org.tr . Başvurusu kabul edilenler ile 2013 Şubat ayı içerisinde irtibata geçilecek ve Komite’nin ilk kuruluş toplantısı Şubat/Mart 2013’te Ankara’da gerçekleştirilecektir.

İlk Komite’nin üyeleri başvuruda belirtilen erdemler ve motivasyona göre seçilecektir. BMG adayların seçimi sırasında, süreçle yakından ilgilenmiş sınırlı sayıdaki kuruluşu da davet edecektir.). Buradaki amaç komitenin çok yönlü ve kapsamlı karakterini desteklemek adına çeşitli organizasyonların katılımına kolaylık sağlamaktır.

Komiteye en fazla 25 üye alınacaktır. Fakat başvuru sayısı bunun çok üzerinde olursa ilave bir çalışma grubu kurulması düşünülebilir. Ayrıca BMG ilk Komite için sınırlı sayıda katılımcı davet edecektir.

Lütfen Ulusal Gönüllülük Komitesi’nin bir işbirliği platformu ve danışma organı olduğunu, katılımcılardan herhangi bir maddi destek beklenmediğini unutmayınız. BMG toplantıların ücretini karşılamaktadır. Fakat katılımcıların yol masrafları için maddi destek sağlanması mümkün değildir.

Bu girişimin arkaplan bilgileri, önceki sunumlar ve toplantı bildirimleri ve diğer materyaller için lüften internet sitemizi ziyaret edin: https://groups.google.com/forum/#!forum/national-volunteering-committee

Daha fazla bilgi için lütfen BMG program görevlisi Ulla Gronlund ile irtibata geçin. (Enquiries only in English)

Ulla Helena Gronlund

Programme Officer

United Nations Volunteers

UNDP / UN House

Birlik Mah. 415. Cadde No:11

06610, Cankaya, Ankara

Tel : +90 312 454 1112

Mob. +90 536 844 7048

Email ulla.gronlund@undp.org

Web http://www.unv.org

http://www.onlinevolunteering.org
http://www.volunteeractioncounts.org
KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler tarafından yapılan açıklamada, Aralık ayıyla birlikte son üç ay içinde küresel gıda fiyatlarında düşüş görüldüğü belirtildi. Böylece, 2012 başlarında yaşanan sert artışların yarattığı endişeler de bir nebze de olsa azaldı.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yapılan açıklamada, Gıda Fiyat Endeksinde Kasım ayına oranla yüzde 1,1 oranında düşüş yaşandığı belirtildi. Açıklamada, düşüşün ana nedenlerinden biri olarak tahıl ve yağ fiyatlarındaki azalma gösterildi.

Endeks 55 gıda maddesini içeren sepete göre hesaplanıyor. Söz konusu sepette et, süt ürünleri, şeker ve tahıl gibi gıda maddeleri yer alıyor.

FAO açıklamasında sonuçların 2012 başlarından Temmuz ayına kadar geçen sürede yaşanan ve gıda krizi çıkmasına neden olmasından endişe edilen fiyat artışında tersine bir dönüş yaşandığını gösterdiği ifade edildi. FAO bu durumun arkasında uluslararası topluluğun ortak hareket ederek gıda fiyatlarındaki artışa dur diyebilmesinin yattığını vurguladı. Bu çabalar sonucu Gıda Fiyatı Endeksi 2012 yılı sonunda 212 olarak tespit edildi. Bu da 2011 yılına kıyasla yüzde yedilik bir düşüş yaşandığı anlamına geliyor.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

“Birleşmiş Milletler 2015 Sonrası Kalkınma Gündemi – Nasıl Bir Gelecek İstersiniz” isimli fotoğraf yarışmamıza katılarak bu sürece siz de katkıda bulunun.

Uluslararası topluluk, 2015 yılı sonrasında izlenecek kalkınma gündemini belirlemek için çalışmalara başladı. Türkiye dahil 60’ı aşkın ülkede sürdürülen ulusal istişareler ve halkın katkısıyla hazırlanacak gündem geleceğimizin yol haritasını çizecek.

Binyıl Kalkınma Hedefleri başlığı altında 2000 yılından bu yana sürdürülen çabalar, milyarlarca insanın hayatında olumlu yönde büyük değişiklikler yaşanmasını sağladı. Ancak, hala aşırı yoksulluğun, hastalıkların ve çevrenin tahrip edilmesinin önüne geçilmesi için atılması gereken adımlar var. Binyıl Kalkınma Hedefleri 2015 yılı hedefine yaklaşırken, Birleşmiş Milletler 2015 sonrası dönem için kalkınma hedeflerini belirlemek üzere küresel bir süreç başlattı. Birleşmiş Milletler 2015 sonrası kalkınma yol haritasını hazırlarken bir yandan Binyıl Kalkınma Hedefleri sayesinde elde edilen başarılardan yararlanmayı, diğer taraftan ise ortaya çıkan yeni sorunları aşmayı amaçlıyor.

Ancak, 2015 sonrası dönemin önceliklerinin nasıl ve kimler tarafından belirleneceği büyük önem taşıyor. Bu nedenle, dünyanın dört bir yanında, hükümetler, sivil toplum, özel sektör, üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla birlikte yoğun bir istişare süreci başlatılmış bulunuyor. Küresel etkinliklere ilave olarak ulusal seviyede de istişarelerin sürdüğü 60’ın üzerinde ülke bulunuyor. Bu ülkelerden biri de Türkiye. Türkiye’de yürütülen tematik istişarelerin yılın ilk çeyreğinde tamamlanması hedefleniyor.

Siz de daha eşitlikçi, daha barışçıl, daha adil bir dünya kurulmasını istiyor musunuz? Yanıtınız evet ise daha iyi bir dünyayı tasvir eden resimlerinizi bizlerle paylaşın!

“Birleşmiş Milletler 2015 Sonrası Kalkınma Gündemi – Nasıl Bir Gelecek İstersiniz” isimli fotoğraf yarışmamıza katılarak bu sürece siz de katkıda bulunun.

Yarışmamıza mobil cihazlarla çekeceğiniz ve instagram’a yükleyeceğiniz fotoğraflarla katılabilirsiniz.

Gelin, nasıl bir gelecek istediğinizi bize #2015sonrasi etiketi ile instagram’a yükleyeceğiniz fotoğraflarla anlatın. Siz de sesinizi fotoğrafınızla duyurun!

Yarışmamız hakkında daha fazla bilgi almak için http://www.2015sonrasi.org adresini ziyaret edebilirsiniz.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Dünyanın dört bir yanında ev işlerinde çalışan milyonlarca insan çalışma yasalarının koruması altına alınmış değil. Bu kesim istismarla karşı karşıya.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yayınlanan raporda, ev işlerinde istihdam edilen kişilerin, yasaların koruması altında olan kişilere nazaran daha fazla çalışmaya zorlandığı ifade ediliyor.

ILO Başkan Yardımcısı Sandra Polaski haklardan mahrum kalan, işverenlerine aşırı bağımlı hale gelen, tecrit hayatı yaşayan ve korumadan yoksun bu kesimin istişmara açık hale geldiğini söylüyor.

“Ev İşlerinde Çalışanlar” başlıklı raporda dünya genelinde 52 milyondan fazla insanın ev işlerinde istihdam edildiği ifade ediliyor. Bunların yüzde 20’sini bahçıvan, şoför ve kahya gibi çalışan erkeklerin oluşturduğu, yüzde 80’sini ise kadınların oluşturduğu belirtiliyor.

Raporda, söz konusu 52 milyon kişinin sadece yüzde 10’unun çalışma yasalarının koruması altında olduğu, dörtte birinden fazlasının ise hiç bir yasal korumaya sahip olmadığı vurgulanıyor.

Bu durum nedeniylede daha fazla çalışmak zorunda kalıyorlar. İzin hakları neredeyse bulunmuyor.

ILO Başkan yardımcısı Polaski, raporda ortaya konan verilerin bir ülke içinde çalışan iki grubun sahip olduğu haklar arasındaki uçurumun boyutlarını ortaya koyduğunu ve ülkelerin bu uçurumu kapamak için harekete geçmesi gerektiğini söylüyor.

Rapor, bir bakıma, ileriki yıllarda, bu alanda sağlanması hedeflenen ilerlemenin tespiti için karşılaştırmalı değerlendirme sürecinin de başlangıcını ifade ediyor. Raporda bu alanda hükümetlerin, sendikaların, çalışanların ve ev işlerinde istihdam edilen kişilerle ilgili kuruluşların birlikte çalışarak gerekli yasaları hayata geçirmeleri isteniyor.

“Ev İşlerinde Çalışanlar” raporu 2011 Haziran ayında ILO Genel Kurulunda kabul edilen ilgili sözleşme çerçevesinde hazırlandı. Sözleşme kapsamında ev işlerinde çalışanların da diğer çalışanlar gibi mesai ve istirahat saatlerinin ve yıllık izin sürelerinin belirlenmesi isteniyor.

Söz konusu sözleşme bugüne kadar sadece Mauritius, Uruguay ve Filipinler parlamentolarında kabul edildi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, “2012 yılının kazanımları bizi gelecek yıllarda daha çok ilerleme sağlayabilecek konuma getirdi. Bazı fırsatlar yakaladık ancak bazı konularda da başarısız olduk. İhtilafların önlenme, insan ve küresel vatandaşlık üzerinde çok az vurgu yapılıyor. Sıklıkla kısa vadeli yaklaşımlar uzun vadeli vizyonun önüne geçiyor” sözleriyleriyle 2012 yılının değerlendirmesini yaptı.

Genel Sekreter Ban New York’taki BM Genel Merkezi’nde düzenlediği yılın son basın toplantısında Teşkilatın ve uluslararası topluluğun geçtiğimiz 12 ayda sağladığı ilerlemeler ve karşı karşıya kaldığı zorlukları anlattı.

Ban, “Fırtınalı bir yıl bitiyor. 2012 ‘de Suriye’den Sahel’e, Doğu Kongo’dan Kore Yarımadası’na kadar gerilimler yaşandı. Çalkantılari bir kez daha ihtilafları önleme ve barışı koruma misyonumuzu imtihan etti” diye konuştu.

Genel Sekreter, “Aynı zamanda Birleşmiş Milletler 21. Yüzyılın en baştaki zorluğu olan sürdürülebilir kalkınma için temellerin atılmasına yardımcı oldu” ifadelerini sözlerine ekledi.
Ban çoğunluğu sivil olan en az 20 bin kişinin öldüğü Suriye’deki durumla ilgili olarak ihtilafın giderek silahlı çatışmaya dönüşmesinden duyduğu derin endişeyi dile getirdi. Suriye’deki kriz çoğunluğu komşu ülkelere kaçan 500 binden fazla kişinin yerlerinden olmasına neden oldu, bu sayının kış mevsimi ve devam eden savaş ile daha da artması bekleniyor. BM tahminlerine göre Suriye içinde ise yaklaşık 4 milyon insanın acil insani yardıma ihtiyacı var. Bunların yaklaşık 2 milyonunu Suriye içinde yerlerinden edilmiş kişiler oluşturuyor.
Ban Ki-moon, Suriye’den kaçanları barındırmak için komşu ülkelerin büyük bir mali yük ile karşı karşıya olduklarını vurguladı ve uluslararası topluluktan gelecek 6 ay için Suriye’deki durumdan etkilenenlere insani yardım için istenen 1.5 milyar Dolar için cömertce katkıda bulunmalarını istedi.

Genel Sekreter gelecek yılın başlarında uluslararası bir donör konferansı düzenlemeyi düşündüğünü sözlerine ekledi.
Ban uluslararası topluluğa Suriye’deki krize barışçıl ve siyasi bir çözüm bulmak için çaba gösteren BM ve Arap Birliğinin ortak Suriye özel temsilcisi Lakhdar Brahimi’nin arkasında birlik olması çağrısında da bulundu.

Atlas Okyanusundan Kızıl Denize uzanan Afrika’nın Sahel Bölgesi ile ilgili olarak Genel Sekreter 9 ülkede 20 milyon insanın krizden etkilendiğini hatırlattı. Bölgedeki insanların hayatlarının kuraklık, açlık, zayıf yönetimler, uyuşturucu kaçakcılığı ve terör yüzünden tepetaklak oluğunu söyledi. Ban, bu yılın başından bu yana çeşitli siyasi, güvenlikle ilgili ve insani sorunlar yaşanan Mali’deki durumun ise aciliyet gerektirdiğini vurguladı. Geçen hafta Genel Sekreter ve Güvenlik Konseyi Mali’deki askeri müdahalenin sona ermesi için çağrı yapmıştı. Mali silahlı kuvvetleri ülkenin başbakanını tutuklamış, başbakan istifa etmiş ve hükümet dağılmıştı. Ban “Mali halkına demokrasiyi geri getirmek için elimizden gelen yardımı yapmalıyız” ifadelerini kullandı.

Genel Sekreter Kongo Demokratik Cumhuriyeti (DRC) hakkında ülkenin halen istikrarsızlıkla savaştığını ve cinsel şiddet olaylarının işlendiğini belirtti. Ban, DRC hakkında uluslararası topluluğun yaklaşımını yeniden düşünmesi gerektiğini kaydetti.
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin kısa süre önce fırlattığı roketle ile ilgili olarak Güvenlik Konseyi’nin uygun bir tepki göstereceğini beklediğini söyledi.

Pakistan’da kısa süre önce sağlık çalışanlarının öldürülmesiyle ilgili olarak ise Genel Sekreter bu hareketlerin acımasız ve affedilemez olduğunu belirtti ve şiddetle kınadığını hatırlattı.
Ban Ki-moon Orta Doğu barış sürecinin derin bir donukluk halinde olduğunu ifade etti. Ban, İsrail ve Filistin taraflarının her zamankinden daha fazla kutuplaştığını belirtti.

Ban, “Batı Şeria’da özellikle Kudüs çevresindeki artan yerleşim faaliyetlerinden derin endişe duyuyorum. Bu durum, yaşayabilir bir Filistin Devleti kurma çabalarını büyük ölçüde tehdit ediyor. İsrail’e bu tehlikeli yola girmeye devam etmemesi için çağrı yapıyorum” dedi ve çok geç olmadan barış sürecini yeniden başlatmak gerektiğini vurguladı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri 2012 yılının değerlendirmesini yaptığı basın toplantısında, Libya, Myanmar, Somali ve Yemen’deki siyasi değişimlere de değindi. Ayrıca, Sierra Leone’de geçen ay yapılan başarılı seçimler ile, kısa süre önce Timor-Leste’de BM barışgücünün görevinin sona ermesinden bahsetti.

Ban Ki-moon Mısır’da ise siyasi geçiş sürecinin kritik bir noktada olduğunu ifade etti. Yeni bir anayasa üzerinde çalışan ülkede Devlet Başkanı Muhammed Morsi yandaşları ve karşıtları arasında şiddetli çatışmalar yaşanmıştı. Genel Sekreter, “Devlet Başkanı Morsi ile kısa süre önce konuştum ve geçiş sürecinin barışçıl ve uzlaşı içinde ilerleyeceğini umduğumu söyledim” diye konuştu. Ban, umudunun Arap Dünyasının kalbinde “demokrasi piramidi” inşa edilmesi olduğunu da sözlerine ekledi. Mısırlıların farklı düşüncelerini diyalog yoluyla çözmelerinin önemine dikkat çeken Ban, bunun zaman alacağını ancak herkesin haklarına saygı gösteren ve koruyan yeni bir Mısır kurmalarının çok önemli olduğunu vurguladı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri küresel ekonomiden hala çok fazla insanın yeteri kadar yararlanamadığını belirtti ve zayıf ekonomik büyüme nedeniyle küresel istihdam krizinin aşılmasının çok uzun zaman alacağını kaydetti. “Bizim tepkimiz dünyanın en fakir insanları ve ülkelerini korumak ve onlara yatırım yapmak olmalıdır” dedi.
Birleşmiş Milletler’in 2012 yılında ekonomik ve toplumsal ilerleme sağlamak ve uzun süreli barış için sağlam temeller oluşturmak üzere büyük aşamalar kaydettiğini belirten Ban, bunlara örnek olarak Eylül ayında BM Üye Devleterinin hukukun üstünlüğü ilkesiyle ilgili deklarasyonu ve Rio+20 Sürdürülebilir Kalkınma Konferansını verdi.

Haziran ayında Brezilya’da toplanan Rio+20 Konferansında dünya liderlerinin, herkesi dahil eden, saydam, güçlendirilmiş ve çok taraflı sistemlerin sürdürülebilir kalkınmayla ilgili küresel zorlukların üstesinden gelmede ne kadar önemli olduğunu gördüklerini kaydetti. Konferansın en önemli sonuçlarından bir tanesi üye Devletlerin Bin Yıl Kalkınma Hedefleri üzerine inşa edilecek ve 2015 sonrası kalkınma gündemi ile birleşecek sürdürülebilir kalkınma hedefleri süreci konusunda anlaşmaya varmaları olduğunu hatırlattı.
Genel Sekreter kısa süre önce Doha’da toplanan BM İklim Değişikliği Konferansı’nın uluslararası toplumu 2015 yılına kadar doğru yolda tutma konusunda gerekeni sağladığını da sözlerine ekledi.
İki hafta süren söz konusu konferansta bu sene sonunda ilk taahhüt süresi sona erecek olan 1997 Kyoto Protokolü 2020 yılına kadar uzatılmıştı.

Ban Ki-moon, gelecek yılda ileriye dönük gündemi hakkında daha fazla konuşacağını da sözlerine ekledi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Robert Vos, BM Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi Kalkınma Politikası ve Analizi Birimi Direktörü Dünya Ekonomik Durumu ve Tahminleri 2013 Raporunun tanıtımında. Fotoğraf: BM/Eskinder Debebe.

Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan raporda dünyada ekonomik büyümenin 2012 yılı boyunca oldukça zayıfladığı ve önümüzdeki iki yıl boyunca da durgun kalmasının beklendiği bildirildi. Rapor, büyümeye ivme kazandırmak ve işsizlik krizi ile mücadele etmek için politika değişiklikleri yapılması için çağrı yaptı.

İlk bölümü Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesi (DESA) tarafından yayınlanan Dünyanın Ekonomik Durumu ve Tahminler 2013 (The World Economic Situation and Prospects 2013) isimli raporda 2013 yılında küresel ekonominin yüzde 2,4 oranında, 2014 yılında ise yüzde 3,2 oranında büyümesinin beklendiği belirtiliyor. Bu rakamların Birleşmiş Milletler’in 6 ay önceki tahminlerinden oldukça düşük olması dikkat çekiyor.

Raporla ilgili yayınlanan basın duyurusunda bu hızda bir büyümenin pek çok ülkenin karşı karşıya kaldığı işsizlik krizinin üstesinden gelmeye yetmeyeceği kaydedildi. Duyuruda, mevcut politikalar ve büyüme eğilimleri ile Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin 2008-2009’da yaşanan büyük durgunluğun neden olduğu iş kayıplarını kapamak için en az 5 yıla ihtiyaç duyacağı belirtildi.

Rapor başlıca gelişmiş ekonomilerdeki zayıflıkların küresel ekonomik yavaşlamanın nedeni olduğunu kaydederken, bu ekonomilerin çoğunluğunun ama özellikle Avrupa’dakilerinin yüksek işsizlik oranları, mali sektör kırılganlığı, yavaş büyüme ve kemer sıkma kısır döngüsünde kapana kısıldığı vurgulandı.

Pek çok Avrupa ekonomisi ve Euro bölgesi bir bütün olarak durgunluk içinde bulunuyor. Euro bölgesinde işsizlik oranları bu yıl yüzde 12 gibi rekor rakamlara kadar çıktı. Ayrıca ABD ekonomisi 2012 yılında önemli ölçüde yavaşladı ve 2013 yılında da büyümenin zayıflayarak yüzde 1,3’te kalması bekleniyor. Japonya’da da deflasyon (fiyatların düşmesi) durumu devam ediyor.

Avrupa, Japonya ve ABD’deki ekonomik sıkıntılar kalkınmakta olan ülkeleri de etkileyerek, kapital akışında ve fiyatlarda değişkenliğe neden oluyor.

DESA’nın Kalkınma Politikası ve Analiz Birimi Direktörü Rob Vos, raporla ilgili yaptığı açıklamada, Euro bölgesinde krizin, ABD’de “mali uçurum”un kötüleşmesi ve Çin’de yaşanacak sert bir inişin yeni bir küresel durgunluğa neden olabileceğini söyledi. Tüm bu risklerin yüzde 1 ila 3 arasında küresel çıktı kaybına neden olacağı uyarısında bulundu.

Rapor, mevcut politikaların gerekli olan unsurlara sahip olmadığını vurgularken, mali politikada değişiklik yapılarak, kısa dönemli çözümler yerine orta ile uzun dönemli mali sürdürülebilirlik sağlayacak ekonomik büyümeye odaklanmak gerektiğini söylüyor.

Rapor, preamatüre mali kemer sıkma politikalarının engellenmesini tavsiye ederken, mali politikaların yeniden yönlendirilmesinin küresel olarak koordine edilmesi ve doğrudan istihdam yaratan ve yeşil büyümeyi desktekleyen yapısal politikalarla uyumlu olması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, para politikalarının küresel olarak daha iyi koordine edilmesi tavsiyesi yapılıyor.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

5 Eylül, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) –Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 67. Oturumu, 18 Eylül Salı günü New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde çalışmalarına başlıyor.

Açılışı takiben 24 Eylül Pazartesi günü, 193 üyeli Genel Kurul’da ulusal ve uluslararası düzeyde hukukun üstünlüğü üzerine üst düzey bir toplantı düzenlenecek ve bu toplantıda üye devletler, hükümet dışı örgütler ve sivil toplum kuruluşları, hukukun üstünlüğü ilkesinin güçlendirilmesi için atılacak adımları belirleyecekler.

Genel Kurul’da devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla yapılan oturumlar ise 25 Eylül’de başlayıp 1 Ekim’de son bulacak.

Genel Kurul’un 67. Dönem gündeminde şu konular ön plana çıkıyor:

Güvenlik Konseyi reformu dahil olmak üzere, Genel Kurul’un çalışmalarının canlandırılmasını ve örgütün küresel yönetimdeki merkezi rolünün yeniden teyit edilmesini içeren Birleşmiş Milletler reformu.
Binyıl Kalkınma Hedefleri
İklim değişikliği ve sürdürülebilir kalkınma
Gıda Güvenliği
Çatışmalarda Barışın Sağlanması İçin Arabulucuğun Rolü
Silahsızlanma

Genel Kurul’un 2013 yılı Eylül ayı ortasına kadar sürecek olan 67. Dönem çalışmaları kapsamında, Haziran 2012’de Brezilya’da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı (Rio +20)’nın sonuç belgesi de değerlendirilecek. Bunlara ek olarak, Genel Kurul 2013 yılında toplanacak 68. Oturumu için iki üst düzey toplantının hazırlığını yapacak. Bu toplantılardan birinin konusunu uluslararası göç ve kalkınma oluşturacak, diğeri ise “2015 ve sonrası için engellileri de kapsayan bir kalkınma gündemine doğru” başlıklı üst düzey bir toplantı olacak.

25 Eylül Salı günü başlayıp, 1 Ekim Pazartesi günü son bulacak yıllık genel oturumda, üye devletler temel uluslararası meseleler hakkındaki görüşlerini ifade etme fırsatı bulacaklar. Genel Sekreter ise, 52. dönemde başlatılan uygulama kapsamında, Genel Kurul’un açılışında BM’nin çalışamalarıyla ilgili raporunu üye ülkelere sunacak.

Genel Kurul’un bu yılki başlıca konusunu ise Genel Kurul Başkanı Vuk Jeremić‘in önerisi doğrultusunda “Uluslararası uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi” oluşturacak.

BM Özel ve Acil Durum Oturumları

Birleşmiş Milletler’in olağan oturumlarına ek olarak, Genel Kurul özel ve acil gündemle de toplanabiliyor. Günümüze kadar Genel Kurul, Filistin sorunu, BM bütçesi, silahsızlanma, uluslararası ekonomik işbirliği, uyuşturucu ile mücadele, çevre, nüfus, kadın hakları, toplumsal kalkınma, yerleşim yerleri, AIDS ve ırkçı apartheid rejimi ve Namibya gibi konularda 28 kez özel oturumla toplandı.

Güvenlik Konseyi’nin kendisini çıkmaza girmiş hissettiği konuları görüşmek üzere, bu güne kadar Genel Kurul 10 kez de acil oturum gerçekleştirdi. Bunlar 1956-Macaristan, 1956-Şüveyş, 1958 ve 1967- Orta Doğu, 1960-Kongo, 1980-Afganistan, 1980 ve 1982-Filistin, 1981-Namibya, 1982-İşgal altındaki Arap toprakları ve 1997-2009 yılları arasında gerçekleşen İsrail’in Doğu Kudüs’te ve işgal altında bulunan Filistin toprakları üzerinde gerçekleştirdiği yasadışı eylemleri görüşmek üzere düzenlenen oturumlardır.

Genel Kurul çalışmalarının yürütülmesi

Birleşmiş Milletler’in çalışmaları büyük çoğunlukla Genel Kurul’da alınan kararlarca belirlenir.

Genel Kurul tarafindan alınan kararlar genellikle:

Silahsızlanma, barışı koruma, ekonomik kalkınma, çevre ve insan hakları gibi özel konularda çalışmak ve rapor hazırlamak amacıyla, Genel Kurul tarafından kurulan komiteler ve diğer organlar ve
Birlemiş Milletler Sekretaryası yani Genel Sekreter ve uluslararası memurlar tarafından uygulamaya konur.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler, personel istihdam politikası çerçevesinde, nitelikli Türk gençlerine yönelik olarak ülkemizde de bir sınav (Genç Profesyonel Program Sınavı-Young Professional Programme Competitive Examinations) açacaktır.

Mimarlık, Ekonomi, Bilgi Sistem ve Teknolojileri, Siyasi İşler, Radyo Program Yapımcılığı (Portekizce ve Kishvahili) ve Sosyal İşler alanlarında açılacak sınavın 5 Aralık 2012 tarihinde BM ofislerinin bulunduğu şehirlerin yanısıra Ankara’da da gerçekleştirilmesi öngörülmektedir. Sınav standart olduğu için adaylar sınavlara diledikleri sınav merkezinde, seyahat masrafları kendilerine ait olmak üzere girebilecektir.

Adayların bu sınava başvurabilmeleri için, meslek kategorilerine uygun lisans diplomasına sahip ve 32 yaşından küçük olmaları (1 Ocak 1980 ve sonrası doğmuş olmak), İngilizce ve/veya Fransızca dillerini çok iyi derecede bilmeleri ve katılacak ülkeler listesinde yer alan ülke vatandaşı olmaları gerekmektedir.

Sınava her bir meslek grubunda her ülke için en fazla 40 aday kabul edilecektir. Herhangi bir meslek kategorisinde 40 kişiden fazla başvuru olması halinde en iyi 40 aday, iş tecrübesi, uluslararası alana yatkınlığı, eğitimi, dil bilgisi ve yayınları dikkate alınarak seçilecektir.

Yazılı sınav, bilgi düzeyi ve analtitik düşünce yanında uluslararası ilişkilerle ilgili farkındalığı test edecek, iki bölümden oluşacak ve 4,5 saat sürecektir. BM Sekretaryası, yazılı sınavda başarılı olan adayları sözlü sınava davet edecektir.

Sınavda başarılı olan adaylar, profesyonel kadro (P-1 ve P-2) düzeyinde işe alınacak olup, BM merkezlerinin olduğu yerlerde veya Barışı Koruma Operasyonları bölümlerinde görevlendirilecektir.

Başvuruların https://careers.un.org/lbw/home.aspx?viewtype=NCE internet sitesi aracılığıyla 13 Temmuz – 12 Eylül 2012 tarihleri arasında yapılması gerekmektedir.

Konu hakkında ilave bilgilere yukarıda kayıtlı internet sayfasından ulaşılması mümkündür.

Sınav tamamıyla Birleşmiş Milletler Genel Merkezi tarafından yapılmakta olup, Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilciliği’nin sınavın hazırlanması ve sonuçlandırılmasında herhangi bir rolü bulunmamaktadır. Sadece sınavı duyurma görevini üstlenmiştir.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler İnsani Yardımdan sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Valerie Amos, barınma, gıda, sağlık hizmetleri, su ve temizlik gibi temel ihtiyaçları için acilen yardıma ihtiyacı olan 2.5 milyon Suriyeliye yardım için uluslararası topluma çağrı yaptı.

Valeri Amos geçen haftaki Suriye ziyaretinin ardından New York’ta gazetecilere yaptığı açıklamada, “İnsani durum Mart ayındaki ziyaretimden bu yana daha da kötüleşmiş” ifadelerini kullanarak, ihtiyacı olanlara ulaşamama ve maddi yetersizliklerin Birleşmiş Milletler kuruluşları ve ortaklarının yardım çabalarına sekte vurduğunu belirtti.

“Özellikle yoğun ve sürekli çatışmaların olduğu yerlerde yardım ihtiyacındaki kişilere ulaşmada sorunlarla karşı karşıyayız ancak maddi durum da bizi frenliyor” diyen Amos, “Daha fazla kaynağımız olsaydı özellikle şimdi yerel sivil toplum kuruluşları ve Suriye Kızılay’ı ile sağlam ortaklıklar kurduğumuz için daha çok insana ulaşabilirdik” diye ekledi.

İnsani Yardım Şefi Amos durumu yerinde değerlendirmek ve insani yardımın nasıl arttırabileceğini görüşmek üzere geçen hafta üç günlük bir ziyaret için Suriye ve Lübnan’a gitmişti.

Amos, yerlerinden kaçanlar ve onlara kapılarını açanların acilen insani yardıma ihtiyacı olduğunu vurguladı.

Valerie Amos, özellikle yerlerinden edilmiş kişiler için barınak haline dönüşen okullar konusunda duyduğu endişeyi belirterek, “Yerlerinden edilmiş kişiler için başka bir çözüm bulunmazsa, binlerce çocuğun okula başlayacağı Eylül ayında eğitimin duraksayacaktır” dedi.

Acil Yardım Koordinatörü Amos, BM kuruluşları ve ortaklarının geçen ay boyunca 800 binden fazla insana gıda yardımında bulunduğunu, Ağustos ayının ilk 2 haftasında ise hijyenik setler, battaniye ve diğer temel ihtiyaç mazemelerinin dahil olduğu yardımların 60 binden fazla kişiye ulaştırıldığını anlattı ancak “2.5 milyon insanın ihtiyaçları söz konusu olduğunda bu yeterli değil” diye vurguladı.

Amos Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi OCHA’nın Suriye’ye insani yardım için gerekli 180 milyon dolarlık ihtiyacının ancak yarısının karşılandığını hatırlattı ve uluslararası ortaklardan daha cömert katkıda bulunmalarını istedi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, okyanusları ve geçim kaynakları okyanuslara dayananları koruyacak yeni bir girişim başlatırken, bu değerli kaynağın daha sürdürülebilir kullanılması ve karşı karşıya olduğu tehditlere karşı savaşılması için ülkeleri birlikte çalışmaya çağırdı.

Kore Cumhuriyeti’nin Yeosu kentinde Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin imzaya açılışının 30. Yılını kutlama törenlerinde konuşan Ban, “Denizler ve okyanuslar Dünya üzerindeki en hassas ve önemli ekosistemlerden birine ev sahipliği yapıyorlar, ancak ev sahipliği yaptıkları yaşam çeşitliliği sürekli artmakta olan bir gerilim altında” ifadelerini kullandı.

Okyanuslar ve denizlerle ilgili bütün konuları kapsayan ve ‘Okyanusların Anayasası’ olarak da bilinen BM Deniz Hukuku Sözleşmesi ilk olarak 1982 yılında imzaya açılmış, 1994 yılında yürürlüğe girmiştir. 161 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanmıştır.

Ban konuşmasında, sözleşmenin, okyanusların yönetimi, ihtilafların çözümü ve uluslararası deniz yataklarının idaresi ile ilgili yasal bir çerçeve sağlamada ülkelere sağladığı desteği övdü.

Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin tüm okyanusların birbiriyle ilişkili olduğu ve bu yüzden de bir bütün olarak ele alınması gerektiği ilkesine sahip olduğunu, Haziran ayında Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde toplanan BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı’nda ortaya konan çerçevenin de aynı ilke doğrultusunda olduğunu kaydetti.

Ancak denizleri tehdit eden konuların da ele alınması gerektiğinin altını çizen Ban, Deniz Hukuku’nun desteklenmesini ve uygulanmasının kuvvetlendirmesini amaçlayan Okyanuslar Sözleşmesi’ni (Oceans Compact) duyurdu.

“İhtiyacımız olan okyanusların sürdürülebilirliği için yeni bir ivme” diyen Ban, Okyanuslar Sözleşmesi’nin BM Sistemi için, okyanuslarla ilgili görevlerinde, Rio+20 ile uyumlu olarak daha etkin çalışabilmesi içim stratejik bir vizyon ortaya koyduğunu belirtti.

Okyanuslar Sözleşmesi sayesinde okyanusların doğal kaynaklarının korunacağını, hayatlarını denizden kazananlara yardımcı olunacağını ve okyanusların yönetimi hakkında farkındalık yaratılıp insanların bilgilendirileceğini kaydetti.

Okyanuslar Sözleşmesi’nin hedeflerine ulaşması için Ban üst düzey politika belirleyiciler, bilim adamları, uzmanlar ve özel ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan bir Okyanus Danışma Grubu oluşturulmasını da önerdi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

17 Ağustos, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon bu yılki 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım ve Çalışanları gününün, dünyanın dört bir yanından bir milyar kişiyi biraraya getirerek, İnsanlar İnsanlara Yardım Ediyor temasını güçlü ve proaktif bir şekilde öne çıkaran tarihi bir fırsat teşkil ettiğini söyledi.

Hayatlarını başkalarına yardım için feda eden bir çok insani yardım çalışanını anmanın ve ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmak için onurlu görevlerini kesintisiz yerine getiren insani yardım çalışanlarını kutlamanın en iyi yolunun böyle bir birliktelikten geçtiğini belirten Ban, “Dünya İnsani Yardım ve Çalışanları Gününü kutlamaya bizleri teşvik eden en önemli husus böylesine cesur çalışmaları gerçeğe dönüştüren dayanışma ruhudur” dedi.

Ban, “İhtiyaç sahiplerine yardım ulaştırmak için rahat evlerini bırakan insani yardım çalışanları ile dünyanın çeşitli yerlerine yaptığım ziyaretler esnasında yaptığım görüşmelerde bu ruha şahit oluyorum” dedi.

“Ağustos ayı başında Beyonce Knowles ile tanıştığımda da bu ruhu gördüm” diyen Genel Sekreter, Süperstar Beyonce’nin, daha iyi bir dünya için başlatılan küresel kampanyaya destek amacıyla “I Was Here,” (Ben buradaydım) isimli şarkısını Birleşmiş Milletler için söylediğini belirtti.

Milyonlarca insanın kampanya internet sayfasına kayıt yaptırarak desteklerini esirgemediğini ifade eden Ban, Batı Afrika’da açlığın yol açtığı krizden, Suriye’de sivillere acil yardıma kadar bir çok alanda, İnsanlar İnsanlara Yardım Ediyor ruhunun komşunun komşuya yaptığı iyiliklerle yaşam koşullarını iyileştirdiğini söyledi.

‘Gelin, http://www.whd‑iwashere.org internet adresindeki sayfamıza kayıt yaptırarak Dünya İnsani Yardım ve Çalışanları Gününe anlam katın’ çağrısında bulunan Ban, mesajına ‘Bireysel eylemler küçükmüş gibi görünebilir, ancak bu eylemler kollektif bir hale geldiğinde tüm dünyada yankılanır ve daha iyi bir dünya oluşturulması için durdurulamayacak bir ivme yaratır’ diyerek son verdi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

10 Ağustos, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, içinde bulunduğumuz dönemin daha kötüye mi yoksa olumluya mı doğru gideceğini gençlerin belirleyeceğini söyledi.

Ban, 12 Ağustos Dünya Gençlik Günü vesilesiyle yayınladığı mesajında, günümüzde, genç nüfusun sayısının hiç görülmediği kadar büyüdüğünü, gençlerin büyük bölümünün ise gelişmekte olan ülkelerde yaşadığını, gençliğin tüm insanlığın refahını daha da ileri götürebilme hususunda örneği olmayan bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Ban, “Ancak, oldukça iyi yetişmiş olanlar dahil, bir çok genç ya düşük maaşlı, sonu olmayan işlerde çalışmak zorunda kalıyor ya da işsizliğin pençesine düşüyor. Küresel ekonomik krizin en çok gençleri vurduğu görülüyor. Bu nedenle de bir çok genç artan eşitsizlikler nedeniyle şevkini kaybediyor. Gençlerin büyük bir kısmı, bu durum nedeniyle artık yakın gelecekten umutlarını kesmiş ve kendisini siyasi, sosyal ve kalkınma konularından uzaklaştırmış bulunuyor. Acil önlem alınmaması halinde yetenekleri ve hayalleri heba edilmiş “kayıp bir kuşak” ortaya çıkarma riski ile karşı karşıya kalma ihtimalimiz olduğu görülüyor” dedi.

“Gençlerle birlikte ve onlar için çalışmak benim önceliklerimden birini teşkil ediyor” diyen Ban, gençliğin dönüştürücü bir gücü bulunduğunu hatırlattı. Gençlerin hem gerçek hayatta hem de sanal dünyada değişimin, yaratıcı, enerji dolu ve coşkulu birer temsilcisi olduğunu belirten Genel Sekreter, “Özgürlük, demokrasi ve eşitliğin sağlanması için oynadıkları önemli rolden, Rio+20 BM Sürdürülebilir Kalkınma Konferansına destek amacıyla yürüttükleri küresel seferberliğe bir çok alanda gençler bir kez daha tarihin akışını değiştirmek ve küresel sorunlarla başa çıkmak konusundaki kapasitesilerini ortaya koyuyor” diye konuştu.

“Genç kızlar ve erkekler sadece pasif yararlanıcılar değillerdir. Onlar eşit ve etkili birer ortağımızdır. Onların hayalleri sadece bir işe girmekle sınırlı değildir. Gençler, masada onların da söz hakkı olmasını, hem de geleceklerini belirleyecek hususlarda gerçek anlamda söz hakları olmasını istiyor” ifadesini kullanan Ban, gençlere kulak verilmesi, onlarla daha yakından ilgilenilmesi gerektiğini söyledi. Ban, “Gençlerin süreçlere katılımı için daha fazla ve güçlü mekanizmalar oluşturmalıyız. Gençlerin seslerini karar alma süreçlerinin tamamına entegre etmenin zamanı gelmiş bulunuyor” dedi.

Gençlerle ilgili politikalara ve yatırımlara ağırlık verilmesi gerektiği yönündeki görüşün dünyanın dört bir yanında artan şekilde taraftar bulduğunu belirten Ban, Dünya Gençlik Gününde özel sektör, sivil toplum ve diğer ilgili kesimlerin kapılarını gençlere açması ve gençlerin yönettiği kuruluşlarla olan ortaklıklarını daha da geliştirmeleri gerektiğini söyledi. “İçinde bulunduğumuz dönemin daha kötüye mi yoksa olumluya mı doğru gideceğini gençler belirleme gücüne sahip bulunuyor” diyen Ban, “Gelin gençlere destek olalım ki onlar da üretken ve güçlü liderler yetiştirecek kuşakların oluşmasını sağlayacak yetişkinlere dönüşebilsinler” diyerek mesajına son verdi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

11 Temmuz, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – Dünya nüfusunun, Birleşmiş Milletler’in kurulduğu 1945 yılından bu yana üç kattan fazla büyüdüğünü ve büyümeye de devam etiğini söyleyen Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Dünya nüfusunun 7 milyarın üzerine çıktığı günümüzde, kısıtlı kaynaklara olan talebin gittikçe artığını ve uluslararası olarak kabul gören kalkınma hedeflerine ulaşılması çabalarının ciddi sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu söyledi.

Ban, 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü vesilesiyle yayınladığı mesajında, “Gıda, yakıt ve mali alanlarda yaşanan ve büyük bedeller ödeten çoklu krizler artık sürdürülebilir kalkınma blokları inşa etmemiz gerektiği konusunda uyanmamızı sağladı” dedi. Ban, sürdürülebilir kalkınma denkleminin vazgeçilmez kesimlerinden birini de üreme sağlığının oluşturduğunu, kaç tane ve ne zaman çocuk sahibi olacağına kendisi karar verebilecek güce ve imkana sahip sağlıklı kadınların toplumların kalkınmasına daha fazla katkı sağlayabildiğini söyledi.

“Ancak, dünya genelinde kırsal alanda yaşayan kadınların sadece üçte biri hamilelik döneminde gerekli sağlık hizmetini alabiliyor” diyen Ban, genç yaşta hamile kalanlara dünyanın bir çok yerinde hala sıklıkla rastlanabildiğini, bunun bir nedeninin de genellikle yoksulluk ve bilgisizlik olduğunu belirtti. Genel Sekreter, “200 milyon kadın, koruyuculara ulaşamıyor. Gönüllü aile planlaması programları hemen hemen her yerde kaynaksızlıktan durma noktasına geliyor” dedi.

“Bundan daha iyisini yapabiliriz, hatta yapmamız şart” diyen Ban, Dünya Nüfus Gününde, üye devletleri üreme sağlığı hizmetlerine olan talep ile arz arasındaki uçurumu kapatmak üzere ortak hareket etmeye çağırdı. Ban, üreme sağlığı ve bununla bağlantılı hakların sürdürülebilir kalkınmanın ve yoksulluğun azaltılmasının ayrılmaz bir parçasını teşkil ettiğini, üreme sağlığı hizmetlerine herkesin erişebilmesi için yapılacak yatırımların sağlıklı toplumlar ve daha sürdürülebilir gelecek açısından hayati öneme sahip olduğunu söyleyerek mesajına son verdi.

Türkiye’de bölgesel farklılıklar ortadan kaldırılmalı

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye Temsilcisi Dr. Zahidul Huque da, Türkiye’nin anne ölümlerinin önlenmesinde çok önemli bir başarıya ulaşmasına karşın, kırsal alanda yaşayan kadınların üreme sağlığı hizmetlerine erişimde önemli eksiklikler olduğunu söyledi. Dr. Huque Türkiye’de özellikle üreme sağlığı konusunda bölgesel farklılıkları ortadan kaldırmaya yönelik daha özgün programların geliştirilip mevcut sisteme entegre edilmesi gerekliliğine işaret ederek “Türkiye’de kadınların yaklaşık yarısı yaşamı boyunca en az bir düşükle karşılaşmaktadır. 15-19 yaş arasındaki evli gençlerin sadece yüzde 17’sinin modern bir aile planlaması yöntemi kullandığı Türkiye’de ilk ve orta öğretim müfredatında yapılandırılmış ergen sağlığı ve üreme sağlığına yer verilmesi çok önem taşımaktadır” dedi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler ve diplomatic ortaklarını biraraya getiren Uluslararası Somali Temas Grubu Somali yol haritasında kaydedilen ilerlemelerden menmun ancak geçiş hükümetinin bu yıl 20 Ağustos tarihinde sona ermesini sağlayacak süreçte yaşanan gecikmelerden dolayı endişeli olduğunu bildirdi.

Uluslararası Somali Temas Grubu İtalya’nın başkenti Roma’daki 22. toplantısından sonra yayınladığı açıklamada geçiş anlaşmalarının karar verilen tarihte sona ereceği konusundaki kararlılığını yineledi ve nihai bir anayasa taslağı konusunda anlaşmaya varma yolunda kaydedilen ilerlemelerden memnun olunduğunu kaydetti.

Genel Sekreteri’in Somali Özel Temsilcisi ve BM’nin Somali Siyasi Ofisi’nin (UNPOS) başkanı Augustine Mahiga başkanlığında gerçekleşen Temas Grubu’nun toplantıları 3 Temmuz Salı günü sona ermişti. Uluslararası toplum temsilcilerinin yanında, toplantıya katılanlar arasında Somali’nin Federal Geçiş Parlementosu Başkanı Şerif Hasan Şeyh Aden, Somali geçiş hükümeti Başbakanı Abdiveli Muhammed Ali ve diğer Somali bölgeleri ve gruplarını temsil eden temsilciler bulunuyordu.

Yıllarca süren savaştan sonra Somali, Federal Geçiş Kurumları ile bir barış ve ulusal uzlaşma sürecinden geçiyor. Geçiş hükümeti geçen yıl Eylül ayında planlanan bir yol haritasını uyguluyor.

Uluslararası Temas Grubu yayınladığı açıklamada yol haritasının pek çok yerinde ilerleme kaydedildiğini belirtirken, geride kalan işlerin tamamlanması için de çağrı yaptı. Açıklama şu anda geçiş dönemini zamanında sonlandırma üzerinde yoğunlaşıldığını bildirdi.

Açıklamada ayrıca, “Ancak Grup, kurulmasını takiben 60 gün içinde Somali Hükümeti’ni kendi öncelikleri ve ilgili kaynak gerekliliklerini belirlemeye davet ediyor” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada “Birinci adım olarak Grup Eylül ayındaki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında üst düzey başlangıç görüşmeleri yapmaya karar vermiştir” denildi.

Uluslararası Temas Grubunu endişelendiren konular arasında, Ulusal Anayasa Meclisi’nin açılış ve kapanışındaki, yeni Federal Parlementonun seçilmesi ve işe başlamasındaki ve Parlemento Başkanı ve yardımcılarının seçimindeki gecikmeler bulunuyor.

Uluslararası Temas Grubu güvenlikle ilgili olarak da BM destekli Somali’deki Afrika Birliği Misyonu’nu (AMISOM), geçiş hükümetinin kuvvetlerini ve Etyopya da dahil olmak üzere onların müttefiklerini El Şebab karşısında son zamanlarda kaydettiği askeri ilerlemelerden memnun olduğunu belirtti.

Grup, Güvenlik Konseyi’nin AMISOM’un asker kapasitesinin 12 binden 17,731’e çıkaran 2036 sayılı kararını memnunlukla karşıladığını bildirdi.

Uluslararası Somali Temas Grubu’nun bir sonraki toplantısına 2013 yılının başlarında Güney Afrika ev sahipliği yapacak.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler, personel istihdam politikası çerçevesinde, nitelikli Türk gençlerine yönelik olarak ülkemizde de bir sınav (Genç Profesyonel Program Sınavı-Young Professional Programme Competitive Examinations) açacaktır.

Mimarlık, Ekonomi, Bilgi Sistem ve Teknolojileri, Siyasi İşler, Radyo Program Yapımcılığı (Portekizce ve Kishvahili) ve Sosyal İşler alanlarında açılacak sınavın 5 Aralık 2012 tarihinde BM ofislerinin bulunduğu şehirlerin yanısıra Ankara’da da gerçekleştirilmesi öngörülmektedir. Sınav standart olduğu için adaylar sınavlara diledikleri sınav merkezinde, seyahat masrafları kendilerine ait olmak üzere girebilecektir.

Adayların bu sınava başvurabilmeleri için, meslek kategorilerine uygun lisans diplomasına sahip ve 32 yaşından küçük olmaları (1 Ocak 1980 ve sonrası doğmuş olmak), İngilizce ve/veya Fransızca dillerini çok iyi derecede bilmeleri ve katılacak ülkeler listesinde yer alan ülke vatandaşı olmaları gerekmektedir.

Sınava her bir meslek grubunda her ülke için en fazla 40 aday kabul edilecektir. Herhangi bir meslek kategorisinde 40 kişiden fazla başvuru olması halinde en iyi 40 aday, iş tecrübesi, uluslararası alana yatkınlığı, eğitimi, dil bilgisi ve yayınları dikkate alınarak seçilecektir.

Yazılı sınav, bilgi düzeyi ve analtitik düşünce yanında uluslararası ilişkilerle ilgili farkındalığı test edecek, iki bölümden oluşacak ve 4,5 saat sürecektir. BM Sekretaryası, yazılı sınavda başarılı olan adayları sözlü sınava davet edecektir.

Sınavda başarılı olan adaylar, profesyonel kadro (P-1 ve P-2) düzeyinde işe alınacak olup, BM merkezlerinin olduğu yerlerde veya Barışı Koruma Operasyonları bölümlerinde görevlendirilecektir.

Başvuruların https://careers.un.org/lbw/home.aspx?viewtype=NCE internet sitesi aracılığıyla 13 Temmuz – 12 Eylül 2012 tarihleri arasında yapılması gerekmektedir.

Konu hakkında ilave bilgilere yukarıda kayıtlı internet sayfasından ulaşılması mümkündür.

Sınav tamamıyla Birleşmiş Milletler Genel Merkezi tarafından yapılmakta olup, Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilciliği’nin sınavın hazırlanması ve sonuçlandırılmasında herhangi bir rolü bulunmamaktadır. Sadece sınavı duyurma görevini üstlenmiştir.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

18 Haziran, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, sürdürülebilir kalkınmanın ana unsurlarından birini verimliliğini koruyan sağlıklı toprakların oluşturduğunu söyledi.

Ban, 17 Haziran Dünya Çölleşme ile Mücadele Günü vesilesiyle bir mesaj yayınladı.

Mesajında, Dünya Çölleşme ile Mücadele Gününün bu yıl Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı öncesine rast geldiğini hatırlatan Ban, “Toprakların bozulmasının durdurulması ve tersine döndürülmesi yönündeki küresel çabalar arzuladığımız geleceği yaratmanın ayrılmaz bir parçasını teşkil ediyor. Toprakların sürdürülebilir şekilde kullanılması, milyarlarca insanın yoksulluktan kurtarılmasının, gıda ve besin güvenliğinin sağlanmasının ve su kaynaklarının korunmasının önkoşulunu oluşturuyor, sürdürülebilir kalkınmanın temelinde yer alıyor” dedi.

Dünya yüz ölçümünün yüzde 40’ından fazlasını kapsayan kıraç alanlarda yaşayan insanların dünyanın en yoksul ve açlığa karşı en savunmasız kesimini oluşturduğunu belirten Genel Sekreter, söz konusu kesimin geçimini sağladığı toprakların korunamaması halinde 2015 yılına kadar Binyıl Kalkınma Hedeflerine de ulaşamayacağını söyledi.

Ban, “Ayrıca, hali hazırda yüzde 70’i tarım için kullanılan tatlı su kaynaklarımızın da güvende olmasını sağlayamayız. 2030 yılına kadar suya olan talebin yüzde 35 artacağı tahmin ediliyor. Toprakları kullanma yöntemlerimizi değiştirmediğimiz takdirde, su kaynaklarının yok olması ve ihtiyacı karşılayamayacak seviyeye inmesi ve daha sık ve daha ciddi kuraklıklar yaşama ihtimalleri ile karşı karşıya kalabileceğiz” dedi.

Dahası, 2050 yılında, tahminen 9 milyar insanı, hem de bugüne göre kişi başına çok daha fazla gıda tüketen bir nüfusu beslemeye yetecek yeterli oranda verimli toprağa ihtiyaç duyulacağı uyarısında bulunan Ban, “Eğer günümüzde yaşanan toprak kaybı – ki yılda 75 milyar tona ulaşmaktadır – aynı hızda devam ederse bu hedefe ulaşmamız mümkün olmayacaktır. Toprak kullanımı konusunda önemli kararlar alınmasının yanı sıra, küçük çiftçilere çeşitli hizmetlerin götürülmesinden çevresel olarak sürdürülebilir kütlesel gıda üretimini destekleyecek son teknolojilere kadar bir çok kritik alana yatırım yapılması da gerekiyor” dedi.

“Rio+20 akıllı ve verimli toprak yönetimi sistemleri ve tercihlerini ya da üzerinde çalışılanları ortaya koymak için bize bir fırsat veriyor” diyen Genel Sekreter, “20 yıl önce kabul edilen Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi çerçevesinde gelin sürdürülebilir toprak yönetimi ile ilgili hususların Rio sonuç belgesinde ve Rio’nun bırakacağı mirasın bir parçası olacak daha geniş kapsamlı sürdürülebilirlik seferberliğinde bariz bir şekilde yer almasını sağlayalım” dedi. Ban mesajına “Toprağın sağlıksız olduğu bir Dünya’da, yaşam da sürdürülemez bir hal alır” diyerek son verdi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler Sekreteri Ban Ki-moon’un silahlı çatışmalarda çocukların korunmasından sorumlu özel temsilcisi Radhika Coomaraswamy düzenlediği basın toplantısnda ‘Silahlı Çatışmalar ve Çocuklar’ Raporunu açıkladı.

Raporun iki ekinin olduğunu belirten Özel temsilci Coomaraswamy, ”Utanç Listeleri” adı verilen ve raporun ekinde yer alan listelerde, silahlı çatışmalarda çocukları istismar eden ve öldüren orduların ya da devlet dışı silahlı grupların adlarının bulunduğunu söyledi. Coomaraswamy listelerin ilkinde BM Güvenlik Konseyi’nin de gündeminde olan ülkelerin, ikincisinde ise gündeminde olmayan ülkelerin yer aldığını belirtti.

Coomaraswamy, ”İki listede 2011 yılında toplam 52 ordu ve devlet dışı aktör bulunuyor. Bunların 10’u ülkelerin ordusu, diğer 42’si de silahlı gruplar” dedi. ‘Suriye’de çocukların ciddi oranda şiddete maruz kaldıklarını belirten Coomaraswamy, 14 yaşındaki çocukların dahi tutuklanıp işkence gördüklerini anlattıklarını söyledi. Coomaraswamy Suriye’de yaşları 8 ile 13 arasındaki çocukların ailelerinden zorla alınarak canlı kalkan olarak kullanıldıklarını belirtti.

Coomaraswamy, çocukların intihar bombacısı olarak kullanıldığı olayların arttığını, bu olaylarda yine çocukların hedef alınarak öldürüldüklerini belirtti. Özel Temsilci, intihar bombacısı olarak kullanılan çocukların üzerlerine yerleştirilen bombaların uzaktan kumanda ile patlatıldığını söyledi. Afganistan’da ve Pakistan’da bu yöntemle yapılan saldırılarda, aralarında sekiz yaşındakiler de dahil olmak üzere toplam 22 kız ve erkek çocuğun yaşamını yitirdiğini hatırlattı.

Raporun her yıl yayımladığının altını çizen Coomaraswamy, ”En az 5 yıldır utanç listesinde yer alan aktörler için ise ayrı bir liste hazırlıyoruz. ‘Sürekli Suç İşleyenler’ listesinde 32 isim bulunuyor ve onlara karşı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından yaptırım uygulanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

Suriye ve Libya’nın 2011 yılında listeye eklendiğini hatırlatan Coomaraswamy, bu yıl yine ilk kez hastanelere ve okullara saldırıda bulunan tarafların da listeye dahil edildiğini söyledi.

Coomaraswamy, Suriye’de ordunun ve rejime bağlı Şebbiha milislerinin, çocukları istismar ettikleri ve öldürdükleri için ”utanç listesine” eklendiğini söyledi.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Suriye’nin Haffa kentine girişlerine izin verilmeyen Birleşmiş Milletler gözlemcilerinin araçları kalabalık bir grup tarafından sarıldı, ilerlemeleri engellendi ve araçlara ateş açıldı.

Birleşmiş Milletler’in Suriye’deki Gözlem Misyonu UNSMIS’in sözcüsü Sausan Ghosheh, kalabalık bir grubun BM araçlarına taşlar ve metal sopalarla saldırdığını söyledi. Ghosheh “bölgeden ayrılırlarken, Idlib yönüne giden 3 araca ateş açılmıştır – ateş açanların kaynağı hala açıklık kazanmamıştır” dedi ve gözlemcilerin üslerine zarar görmeden döndüğünü sözlerine ekledi.

7 Haziran tarihinden bu yana UNSMIS personeli Haffa’ya ulaşmaya çalışıyorlar. Ancak bölgede devam eden şiddet olayları nedeniyle kente ulaşamıyorlar. Gelen haberlere göre kent kuşatma altında ve ağır çatışmalar devam ediyor.

Sözcü Ghosheh yaptığı açıklamada “UNSMIS taraflara BM gözlemcilerinin derhal ve koşulsuz olarak çatışma bölgelerine girmelerine izin verilmesi için çağrı yapıyor” dedi.
UNSMIS gözlemcileri hafta başında Humus’un kuzeyindeki Talbiseh ve Rastan’da helikopterlerden ateş açılmasının da dahil olduğu yoğun çatışmaların olduğunu bildirmişti.
Birleşmiş Milletler, Devlet Başkanı Başer Esad’a karşı 16 ay önce başlayan olaylarda çoğunluğu sivil olmak üzere 10 bin kişinin öldüğü ve onbinlerce kişinin de yerlerinden olduğu tahmin ediyor.

UNSMIS gözlemcileri Suriye’de BM ve Arap Birliği’nin özel temsilcisi Kofi Annan’ın 6 maddelik barış planının uygulanmasını gözlemlemek üzere bulunuyorlar.
Cenevre’de bir açıklama yapan Annan’ın sözcüsü Ahmet Fevzi Suriye için uluslararası bir temas grubu kurulmasıyla ilgili soruları cevapladı.

Fevzi, “Bu grubu kurmanın amacı barış planının uygulanmasını sağlamak, tarafların planı tamamen uygulaması için ikna etmek. Daha önce söylediğimiz gibi amaç yeni bir plan oluşturmak değil, şu anda masadaki tek plan bu” diye konuştu.

Fevzi, “Eksik olan planın uygulanması, işte bu nedenle, taraflar üzerinde etkisi olan üye devletlerin bu toplantı sırasında ve bu toplantı sonucunda planın uygulanması, öldürmelerin durması ve siyasi geçişin başlaması için taraflara geri döndürülemeyecek bir baskı yapacağına güveniyoruz” ifadelerini kullandı.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, BM’nin üst düzey yönetiminde yaptığı değişikliklerin bir parçası olarak, ABD’li diplomat Jeffrey D. Feltman’ı BM Siyasi İşler Şefi olarak atadı.

Birleşmiş Milletler’in dünya genelinde ölümlere neden olan ihtilafları önleme ve çözme çalışmalarında çok önemli bir rol oynayan birimin başına Siyasi İşler Genel Sekreter Yardımcısı olarak atanan Feltman, Lynn Pascoe’nin yerine gelmiş oldu.

Feltman yakın zamanda ABD’nin Yakın Doğu İşleri’nden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev yapmıştı.

Genel Sekreter Ban ayrıca Koreli Tüm General Young-Bum Choi’yi Birleşmiş Milletler’in Hindistan ve Pakistan’daki Askeri Gözlem Grubu’na (UNMOGIP) Askeri Gözlemci Şefi olarak atadı.

1949 yılından bu yana Jammu ve Keşmir’deki ateşkesi gözlemlemekle görevli bir BM misyon olarak görev yapan UNMOGIP’in yeni şefi Tüm General Choi 15 Temmuz tarihinde görevini Uruguay’lı Tüm General Raul Gloodtdofsky Fernandez’den alacak.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un Suriye’de şiddetin artan seviyesinden çok endişeli olduğu ve savaşın derhal durması için çağrı yaptığı bildirildi.

Genel Sekreterin sözcüsü tarafından yayınlanan bildiride “Genel Sekreter Suriye’de son günlerde silahlı şiddet olaylarının tehlikeli bir biçimde artmasından ve ateş altında kalan sivillerin yüzyüze kaldığı vahim tehlikelerden çok endişeli olduğunu bildiriyor. Kan akıtılması ve savaş derhal durmalıdır” denildi.

Birleşmiş Milletler Suriye Gözlem Misyonu UNSMIS dün, özellikle Suriye muhalefetinin kalesi konumunda olan Humus kentinde ve ayrıca Rastan ve Talbiseh’de de hükümet ve muhalefet güçleri arasında silahlı çatışmaların arttığını bildirmişti. BM gözlemcileri taraflardan ihtilafların yaşandığı bölgelere derhal ve sınırsız erişim sağlanmasını istemişlerdi.

Ban’ın sözcüsü tarafından yayınlanan bildiride, Suriye Hükümeti’nin Humus ve diğer yerleşimlerin bombalanması ve Talbiseh ve Rastan’da helikopterlerden ateş açılmasının da dahil olduğu yoğun askeri operasyonlarının ağır sivil kayıplarına ve insan hakları ihlallerine neden olduğu belirtildi.

Bildiride Genel Sekreterin artan silahlı şiddet olaylarını ve özellikle halkın yaşadığı yerlerin bombalanması ve her iki tarafın da sivil yapılara saldırmasını şiddetle kınadığı ifade edildi.

Birleşmiş Milletler, Suriye’de Devlet Başkanı Başer Esad’a karşı 16 ay önce başlayan olaylarda çoğunluğu sivil olmak üzere 10 bin kişinin öldüğü ve onbinlerce kişinin de yerlerinden edildiğini tahmin ediyor.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin isteği üzerine Genel Sekreter Ban Ki-moon geçen hafta Suriye’deki krizi çözümleyecek bir dizi seçeneği Güvenlik Konseyi’ne kısa süre içinde sunacağını bildirmişti.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE

11 Haziran, Ankara (BM Enformasyon Merkezi) – Bisikletliler Derneği tarafından, Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilciliği ve Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonunun desteğiyle düzenlenen kıtalar arası tur ile tarihi Rio zirvesi öncesinde Türkiye’den güçlü bir mesaj yollandı.

İklim değişikliği ile mücadele ve kaliteli ve sağlıklı bir yaşam için büyük önem taşıyan bisiklet alışkanlığı Birleşmiş Milletler tarafından da teşvik ediliyor.

Dünya Çevre Günü ve Rio+20 zirvesi öncesi etkinlikler kapsamında Bisikletliler Derneği tarafından düzenlenen tur 10 Haziran 2012 tarihinde saat 10.00’da Taksim’den başlayıp, Boğaziçi Köprüsü geçilerek Harem’de son buldu.

Bu yılki bisiklet turuna, İstanbul ve çevre şehirlerden bisiklet tutkunları ve Birleşmiş Milletler ve AB Türkiye Delegasyonu temsilcilerinin yanı sıra diplomatik misyon temsilcileri dahil beş binin üzerinde bisiklet sever katıldı.

Tur, AB Bakanı Egemen Bağış’ın verdiği start ile başladı.

Etkinliğin Rio+20 zirvesi öncesine gelmesi büyük önem taşıyor. Bisiklet turu Dünya’nın Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı (Rio+20) hazırlıklarının son aşamasına geldiği bir dönemde, daha sürdürülebilir bir dünya yaratabilmek için paradigma değişikliğine ihtiyaç olduğunu vurgulamak üzere iyi bir fırsat teşkil ediyor. Bu yıl ki çevre etkinliklerinin temasını “Yeşil ekonomi sizi de kapsıyor mu?” teşkil ediyor. Bu tema ile, insanlığın ekolojik ayak izlerinin dünyamızın fiziksel kapasitesini aşmasını önlemek için herkesin oynayabileceği bir rolün olduğuna dikkat çekilmek isteniyor.

KAYNAK:BİRLEŞMİŞ MİLLETLER TÜRKİYE